5.307 Okunma

Dostluk pazara değil, mezara kadar olur YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Bir yemekte unuttular!

*- Bizde nedense ‘vefa’ duygusu yok… Yakınlık gösterenleri hemen unutuyoruz, doğru, dürüst çalışanları da… Yalakalıkta da üstümüze yok…

*- Yemek ısmarlayanları el üstünde tutuyor, ama ülkenin gerçeklerini, gerçek yiyicileri görmüyoruz

*- Sıfırdan zirveye çıkardı ama yine de yaranamadı…

*-  Paragözler, yiyiciler birbirlerini her şartta buluyor… Birbirlerini destekliyor görülüyorlar ama nereye kadar? İyiler, çalışkanlar ise hiç unutulmuyor, ‘dost’ hanesinden inmiyor…

İzmir’de çok ender olan gerçek araştırmacı gazetecilerden Gürol Tulunay ile değerli eşi Gül Tulunay bir mesaj geçmişler…

‘Sizin aile dostunuz olan Balçova Kaya Termal otelin müdürü Muzaffer Tağıl ayrıldı mı? Face’de bazı gazeteci arkadaşlarımızın paylaşmalarından gördüğüme göre, İsa Erdem isminde biri kişi gelmiş.’

Haberi böyle geçtiler.

Doğru haber!

Şu anda ‘gerçek dost Muzaffer Tağıl bir bakıyorum;  Marmaris’te…

Bozburun, Selimiye, Söğüt’te…

Sonra bir daha bakıyorum;

Ya Mardin’de, ya da Tunceli’de…

Yani yurdumuzu geziyor…

Avrupa’ya gidemez mi?

Baksanıza seçimi kaybeden ya da önemli bir görevden ayrılan soluğu Avrupa’da alıyor…

Kendini de şöyle müdafaa ediyor:

‘Çok yoruldum, biraz dinleneyim!’

*- Yüzlerce değil, binlerce…

Ne müdürler, milletvekilleri, valiler tanıyoruz…

Adamlar ya da kadınların işi sadece dedikodu yapmak ve birilerini kötülemek…

Buna Rektörleri, ya da anlı şanlı bazı profesör lakaplı akademisyenleri de katabilirsiniz…

İsmini de yerini de vermeyeceğim…

İki gün önce çok lüks ya da meşhur bir pastanenin yakınında idim…

Bir arkadaşımı bekliyordum…

Sivil plakalı aracın ön camına yapıştırılmış bir karton parçası duruyordu.

Üzerinde de mühürle tasdik edilmiş bir yazı parçası vardı.

Merak ettim, yan gözle okudum…

Bir kamu kurumunun müdür yardımcısının makam aracı olduğu belirtiliyordu…

Dakikalarca beklediğini sandığım şoföre yaklaştım ve sohbete başladım…

Bir dokun bin ah işit!

Meğer üç kadını bir yerden buraya getirmiş, birini de akşam ayrıca havaalanından almış, yurt dışından geliyormuş, pastanenin sahibi ise dostları imiş yani yediği içtiği bedava…

Bunu da geçelim:

Şoförü deştikçe anlatıyor:

‘Şuradan geldim, şuraya gideceğim… Bir çay bile ısmarlamıyorlar. Bunu da geçtim, park parası vermedikleri için, dolaşıp duruyorum….’

Yani bazı yerlerde eski tas eski hamam devam ediyor…

Araç beylikleri devam…

Hem de görevliler değil, yakınları…

AKP’nin ‘istanbul’u kaybetmek Anadolu’yu kaybetmektir!’ sözüne inanıyorum…

‘İstanbul’ demek, ‘yemlik’ demektir…

Verdiğim bu örnek gibi, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde binlerce kiralık araç var…

Her müdüre, yardımcısına daire başkanlarına, şeflere birer araç tahsis etseniz, bunların üç misli daha fiyatları ödenerek belediyenin emrinde bekiyor…

Kimlere tahsis ediliyor…

Kadın kollarına, gençlik kollarına, üyelere, derneklere, vakıflara…

Bu kesinlikle ortada ama nedense ne müfettişler bunu görüyor, ne de bağlı oldukları bakanlıklar…

*- Anlamlı bir ayrılık

Gül- Gürol Tulunay çiftine ve bilmeyenlere anımsatayım:

Geçenlerde şu mektubu almıştım:

‘Değerli Dostlarım,

2010 Kasım ayından itibaren sürdürdüğüm Kaya İzmir Thermal Convention ‘Genel Müdür’ görevimden ve Kaya Holding bünyesinden ayrılmış bulunmaktayım.

Bu süre zarfında gerek siyasi, gerek iş dünyası gerekse pek çok Ulusal ve Uluslararası Kongre-Organizasyonlar kazandırmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Süreç içinde desteklerini esirgemeyen aileme, çalışma arkadaşlarıma ve dostlarıma çok teşekkür ederim. İşbirliğimiz ve dostluğumuzun artarak devam etmesini dilerim.

Sevgiler, saygılar

Muzaffer TAĞIL’

*- Büyüklerimizden öğrendik

Şunu söylemek istiyorum.

Muzaffer Tağıl, sadece benim değil, tanıştığı her kesimden insanın gerçek dostu idi…

Benimle dost olmak için ilk adımı atan da kendisi olmuştu…

Önceki genel müdürler de benim arkadaşımdı…

Ama bazısını yıllardır tanımama ve sayısız davet etmesine rağmen (Gençliğimizden bu yana) bir kere bile dileğini yerine getirmedim.

Çünkü bu müessese ile ilgili çeşitli yazılar ve şikayetleri hep tarafsızca dillendirdim.

Belki de özellikle yemekli ve özel davetlere gitmemeyi, yıllardır patronluğumun yanı sıra büyüğümüz olan Aydın Bilgin’den öğrendik.

Bir gün, Kemal Kılıçdaroğlu  CHP Genel Başkanı olunca burada bir kahvaltı verdi.

Ben de davetliler arasında idim…

Gittim, her zaman olduğu gibi kıyıda köşede arka masalardan birine oturdum.

Bir bey yanıma geldi, kartvizitini verdi ve ‘Ben Genel Müdür Muzaffer Tağıl’ diyerek kendini tanıttı.

O günlerde bir iki şikayeti dillendirmiş ve ‘Bakanlık ya da belediyeler buna nasıl göz yumuyor?’ diye sormuştum…

‘Tamam şimdi kapışacağız!’ diye düşündüm…

Kendisi ile dostluk kurmak isteyen, kendilerine ‘duayen’ dedirten ile önemli yerlerde bulunanlar da yanımıza gelmişti…

Herkesin duyacağı şekilde

‘Bizim patron da yazılarını benim gibi okumuş… O da ben de, senin gibi gazetecilere hasretiz, İyi ki yazıyor ve bizi uyarıyor doğru yola sevk ediyorsun. Doğru, dürüst, duyarlı gazete ve sizin gibi gazetecilere ihtiyacımız var…’ mealinde laflar etmişti…

İşte böyle bir genel müdürdü  Muzaffer Tağıl…

*- Akşama sabaha

Muzaffer Tağıl ile ilgili yazıyı yazarken, o kadar çok anı aklıma geldi ki, demek ki, bir kitap bile yazacak notlarımız var, dedim…

Yalnız benimle değil, herkesle belirttiğim gibi dosttu…

‘İzmir hastası’ diyebilirim…

Neredeyse 24 saat görevinin başında idi…

Beni üzen, bu arkadaşlardan neredeyse yarıdan fazlası bir anda kendisini unutuverdi…

Yeni genel müdür yemek verince, bir numaralı yağcı oldular…

Herhalde o da yarın öbürgün,  Muzaffer Tağıl gibi düşünür…

Çünkü yalancının mumu nasıl akşama kadar yanarsa, bunların da nasıl kişiler oldukları akşama ya da sabaha kadar anlaşılır…

Bunlar için ‘vefa’ yok…

 ‘Gelen ağam giden paşam’ bile demezler…

‘Rabbena hep bana’ derler ama sadece kemik yalarlar…

*-
— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın