27 Okunma

DOĞAN YURDAKUL… / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

Sosyal Medyada Paylaş

Aydın, oldukça da onurlu yurtsever gazeteciydi.

‘’Düşünceleri nedeniyle’’ atıldığı Mamak, Selimiye,

Silivri zindanları vız geldiydi ona vız!

O kumpas davalarındaki direnişi, geri adım atmayışı…

Kendisiyle müsamma ‘’Kimseye minnet etmem’’ tümcesi…

Yaşamının en çetin/zor günlerinde dimdik tavrıyla…

Bir hukuk cinayetine kurban edilmesiyle

anımsanacaktır Doğan Yurdakul.

xxx

29 Şubat 2012’ydi tarih.

İzmir’den 10 gazeteci,  Silivri’de düzmece Ergenekon

davasından yatan meslektaşlar Mustafa Balbay,

Tuncay Özkan, Ahmet Şık, Nedim Şener,

Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan,

Müyesser Yıldız ve Doğan Yurdakul’u ziyarete gitmiştik.

Açık Görüş yaptık her biriyle. Bir kişi hariç!

Araştırmacı Gazeteci-Yazar Doğan Yurdakul

-hastalığı nedeniyle- o gün tahliye olmuştu!..

İç acıtan bir anı da eşi Güngör Hanım’ın

cenazesine bile tutuklu olarak katılabilmesiydi.

xxx

Bir anekdot ile devam edelim

Usta’nın ağzından yazımıza:

‘’Eski kuşak gazetecilerden değerli Hasan Pulur

ile eskimeyen dosttuk.1974’te cezaevinden  çıkmış ve

Haftalık Aydınlık Dergisini çıkarıyorduk.

O zamanlar gazeteciler orduya hakaret

suçlarından askeri mahkemelerde yargılanırlardı.

Bu adaletsizliğe karşı bir kampanya başlatmıştık

ben de ‘Askeri Mahkemeler Gazetecileri

Yargılayamaz’ başlıklı bir bildiriyi Cağaloğlu’nda

gazetelerin yazı işlerine verip destek istiyordum.
Hürriyet’ten Nezih Demirkent’e, Günaydın’dan

Necati Zincirkıran’a, Milliyet’ten Hasan Pulur’a

gittim.

Hasan Abi ‘Tamam bir yere koyarız’ dedi,

ben çıkarken durdurdu, ‘nereye gidiyorsun,

bana bir Brejnev fıkrası anlatmadan bırakmam’ dedi.
O zamanlar Sovyetler Birliği Devlet Başkanı olan

Leonid Brejnev ile ilgili fıkralar çok ilgi görüyordu,

Hasan Abi de zaman zaman yazardı.

Ona yeni duyduğum bir fıkrayı anlatıp

bildiri dağıtmaya devam ettim.
Halkın Kurtuluşu dergisine geldiğimde,

polisler gözaltına aldı.

Gayrettepe Emniyet’in bodrumundaki hücreye tıktı.
Ertesi gün gözleri bağlı sorgudaydım.
O günkü olayı olduğu gibi anlattım, gazetelere

bildiri dağıttığımı, uğradığım kişilerin

buna tanıklık edebileceklerini, hatta Hasan Pulur’a da

isteği üzerine fıkra anlattığımı söyledim.

‘Anlat bakalım şu fıkrayı’ dediler.
Ben fıkrayı bitirdiğimde sorguculardan

kahkahalar yükseldi.

Meğer Hasan Abi o gün köşesinde o

fıkrayı yazmış, bunlar da okumuşlar.

Tabii bize gazete verilmediği için

benim bunu bilme olanağım bulunmadığının

farkındalar.

Böylece serbest bırakıldım!

Hasan Pulur ustamızı saygıyla anıyorum.’’

xxx

Kırmızı Kedi Kitap’ın Sahibi Yayıncı Dostum

Haluk Hepkon şöyle bir tweet paylaşmıştı vefat ettiği gün:

‘’Bizlere zulüm karşısında dik durmayı

öğreten Doğan Yurdakul’u kaybettik.

Doğan Abimiz güzel anıları bize bıraktı ve gitti.

Onu özleyeceğiz!’’

Yine hazan…

Yine hüzün…

Yine Eylül…

Yine bir erken veda…

Yine bir eksildik!..

Uğurlar olsun Doğan Yurdakul Üstad uğurlar.

Değerli Meslek Büyüğüm!

Tarih yazan adalet mücadelen unutulmayacaktır!

Gazeteciliğin başı sağolsun

Bir cevap yazın