Çiftçi yine ‘efendi’ oldu… Ama bir gün… YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş


*- Tarım yoksa, hayat yok!.. 14 Mayıs Perşembe tüm ülkelerde, ‘Dünya Çiftçiler Günü’ olarak kutlanıyor…  Sağlıkçılarımızı olduğu gibi çiftçilerimizi de alkışlamalıyız…

*- Üretimin sürmesi şart. Bu noktada yeni normalde kişisel önlemlerin alınması, 65 yaşın üstünde olan çiftçilerin tarlalarına gitmesinde problem yaşamaması ve mevsimlik işçilerin şehirlerarası seyahatinin sağlanması gerekiyor.

*- Çiftçimizi emeğinin ve toprakla buluşan alın terinin yarattığı bereketin, ülkemiz için ve tüm insanlarımız için ne kadar değerli ve de ne kadar yaşamsal olduğu içinde yaşadığımız bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı.

*-

YAŞAR EYİCE

*-

Son zamanlarda hep geç kalıyordum.

Hatta atladığım da oluyordu.

Şu korona virüs sayesinde herhalde daha akıllı olduk ki mesaj yayınlayanların sayısı geçen yıla göre yüzde 100’ün üzerinde arttı.

Hatta mesajlar için de ‘Yüzde yüz doğru’ diyebiliriz.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü…

Tarım ve Gıda Etiği (TARGET) Derneği olarak, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) kararıyla, 1986 yılında bu yana her yıl 14 Mayıs tarihinde kutlanan ‘Dünya Çiftçiler Günü’nün, bu yıl daha kapsamlı ve coşkulu bir biçimde kutlanacağına inanmak isteyenlerdenim.

Yani yalnız bizim için değil tüm dünya için çok önemli bir gün..

Ben de,  İzmir Tarım Grubu Sözcüsü Dr. Pınar Nacak bir kutlama mesajına öncelik vermek istedim.

Aynen paylaşıyorum:

*- Ayakta alkışlıyoruz

Koronvirüs salgını nedeniyle yaşanan süreçte, tüm dünya, sağlık dışında tarım ve gıdanın en stratejik sektör olduğunu kavradı.

Tarım ve gıda sektörünün kilit taşı ise çiftçilerimizdir.

Artan risk ve belirsizlik koşullarında, toprağa, suya, ağacına, hayvanına sahip çıkan, koronavirüse meydan okuyan, mücadeleye ve üretime devam eden çiftçilerimizi ayakta alkışlıyoruz.

 84 milyon insanımızın beslenme ihtiyacını karşılama sorumluluğunu üstlenen,  bu zor günlerde, sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmeyi sağlayarak bize umut olan  çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftiler Günü’nü kutluyoruz.

*- İki önemli ders…

Salgın süreci değerler ve algılarımızda önemli değişimler yarattı.

Bu süreçte iki önemli ders çıkardık;

Gıda güvenliği ve gıda güvencesini sağlamak zorundayız.

Tarım ve gıdada  mümkün olduğunca dışa bağımlı olmadan kendine yeterli olma politikası izlemeli, sağlıklı ve kaliteli güvenli/temiz  gıda üretimini artırmalıyız.

Tarımın ve çiftçilerimizin değerini anladık.

Fedakârca üreten, doğaya, toprağa, tohuma sahip çıkan, üretim maliyetleri artar gelirleri azalırken, üretime devam eden,  borcuna rağmen yılmadan en yoğun emekle çalışan çiftçilerimizin yanındayız.

Çiftçilerimizi desteklemeliyiz.

*- En basitinden

– 2019 yılı destekleri tamamen ödenmeli, ek yardım paketleri planlanmalı ve ayrıca  2020 desteklerinin bir kısmı üretimi özendirmek, çiftçilerimizin moral  ve motivasyonunu artırmak için avans olarak verilmelidir.

– Çiftçilerimizin, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak yeter gelir düzeyine ve eğitim olanaklarına ulaşmaları için;

– Çiftçilik mesleğinin sürdürülebilirliğini sağlamak için, çiftçilik mesleğinin hak ettiği prestiji kazanması için hep birlikte mücadele etmeliyiz.

Neden mi?

Tarım Yoksa, Hayat Yok!’

*- Tarımsal üretim sürmeli, gençler sahaya inmeli

Pandemi süreciyle birlikte tüm dünyada tarım ve gıda, ülkelerin en önemli gündem maddelerinden biri olarak yerini aldı.

Pek çok ülke sınırlarını kapattı ve kendi gıda güvenliğini sağlayabilmek amacıyla gıda ihracatını durdurdu.

Koronavirüs salgını sonrasında birçok alanda olduğu gibi gıda ve tarım alanında da bazı değişimlerin yaşanacağını ifade eden İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) İktisat Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Hamzaoğlu, pandemi koşullarında Türkiye ve dünyada, gıda ve tarımın durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tarımda dijitalleşmenin önemine vurgu yapan Hamzaoğlu, gençlerin tarımsal üretime teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.

*- Üretimin sürmesi için önlemler alınmalı

Üretimin devam edebilmesi için çiftçilerin motivasyona ihtiyacı olduğunu belirten Hamzaoğlu, ‘Türkiye’de kısa vadede kıtlık olacağını düşünmüyorum. Ancak üretimin sürmesi şart.

Bu noktada yeni normalde kişisel önlemlerin alınması, 65 yaşın üstünde olan çiftçilerin tarlalarına gitmesinde problem yaşamaması ve mevsimlik işçilerin şehirlerarası seyahatinin sağlanması gerekiyor.

Ekin ve bazı ürünlerde hasat dönemindeyiz, bunları da devam ettirmeliyiz. Yoksa ürün tarlada kalır, israf olur.” dedi.

*- Dijitalleşmeye uyum sağlanmalı

Tarımsal alanda atılan dijitalleşme adımlarının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Hamzaoğlu, ‘Yeni yeni atılan bu dijitalleşme adımlarının sonuçlarını uzun vadede alacağımızı düşünüyoruz. Türkiye’de yaşlanan bir tarım nüfusu var ve çiftçinin dijitalleşmeye uyum sağlaması için de birtakım uygulamalara ihtiyaç var.

Bu noktada gençlerin sahaya inmesi ve tarımsal üretimde bulunabilmeleri için teşvik edilmeleri gerekiyor.

Gençlerin üretimde yer alması, Türkiye’nin kalkınmasında da önemli rol oynayacaktır.’  İfadelerinde bulundu.  

Üretimi artırmak için sürdürülebilir tarım politikalarına yönelmek gerek

Bu dönemde üretimi artırmak için sürdürülebilir tarım politikalarının da ele alınması gerektiğine dikkat çeken Hamzaoğlu, ‘Çiftçilerimiz geleneksel tarımdan kopamıyor. Gençler, tarımda yeni teknolojilere daha meraklı. Salgın sonrası Türkiye tekrar, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihracat yapmaya başlayacaktır.

Tam da bu noktada tarımda teknolojinin kullanılması için gençleri teşvik edip, bu şekilde daha fazla kar elde edeceklerini görmelerini sağlamalıyız.’  diye konuştu.

*- Küçük aile işletmeleri desteklenmeli

Küçük aile işletmelerine verilecek desteğin de önemli olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Hamzaoğlu, ‘Üreticilerin gelirlerinin artması lazım ki üretimin devamı gelsin. Devlet, özellikle salgın sürecinde tarımda, üretimden tüketime kadar her alanda daha fazla destek sağlamalı, üreticileri daha fazla desteklemeli’ dedi.

*- Dünyada açlık krizi görülebilir

Pandeminin ardından dünyada açlık krizinin görülebileceğini dile getiren Hamzaoğlu, “Bu krizden en fazla Afrika ülkeleri gibi geliri az ve yoksul ülkeler etkilenecek.

Türkiye, kendi kendine yeten bir ülke olduğu için bu konuda şanslı. Ama üretimin sürmesi şart. Sebze ve meyve üretiminde sorun yok fakat yemde yüzde 60’a yakın dışa bağımlıyız. O yüzden acilen daha fazla önlem alınmalı.’  diye konuştu.

*- Yeni bir dünya

KoVİD-19 salgını bizlere zor zamanlar yaşatmaya devam ediyor. Salgının neden olduğu korkular ve belirsizlikler bizi olağandan farklı bir yaşama sürükledi.

Evde çalışmaya alışıyoruz; fiziksel mesafeyle yeni normallerle ve dijital bir dünya ile tanışıyoruz.

Bu süreçte yaşam hakkında yeni değerlendirmeler yapma olanağını da bulduk.

Bazı görüş ve düşüncelerimiz pekişti ve olgunlaştı, bazılarının üzerine kuşkular düştü, bazı yepyeni görüşler ve düşünceler edindik.

Toplumda yeni duyarlılıklar ve farkındalıklar gelişti.

Toplumsal duyarlılık ve farkındalığın en üst düzeye yükseldiği alanların başlarında ‘tarım’ ve ‘gıda’ yer aldı.

*- Bir kez daha ortaya çıktı

Tarım ve Gıda Etiği (TARGET) Derneği de mesajında çiftçilerimize de seslenerek, ‘Değerli Çiftçilerimiz;

Emeğinizin ve toprakla buluşan alın terinizin yarattığı bereketin, yalnız aileniz ve köyünüz için değil, ülkemiz için ve tüm insanlarımız için ne kadar değerli ve de ne kadar yaşamsal olduğu içinde yaşadığımız bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı.

Atamızın, ‘Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür’ sözündeki derin anlam bir kez daha doğrulandı.

İçinde bulunduğunuz zor zamanlarda sofralarımızı ekmeksiz ve aşsız bırakmamak için her türlü zorluğa ve bazı olumsuz koşullara rağmen gösterdiğiniz kararlı çabayı takdirle izliyoruz.

Ürettiğiniz ürünlerin, ekonomimize katkısı yanında; tarım ve gıda zincirinde yer alan dağıtım, depolama, işleme ve pazarlama faaliyetlerinde çalışanlar için de istihdam ve gelir sağlıyor olmasının ülkemizin esenliği açısından ne denli önemli olduğunu daha iyi görüyoruz.

Tarımın yaşamsal bir etkinlik olduğunu bugün daha iyi anlıyor, ulusal gıda güvencesine egemenliğine sahip olmanın bir ülkeye, diğer dünya ülkeleri arasında büyük üstünlük ve ayrıcalık sağladığını kavrıyor, sizi tam bağımsızlığımızın teminatı olarak selamlıyor ve destekliyoruz.

Tarımsal faaliyetlerinizde toprağı ve suyu korumanızın, Anadolu’nun paha biçilmez tarım mirasına sahip çıkmanızın, hayvan refahını gözetmenizin, gelecekte de çocuklarımıza daha insanca ve yaşanabilir bir dünya bırakabilmemiz için önemini ve değerini biliyoruz.

Kadın, erkek tüm çiftçilerimizin ‘DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ’nü içtenlikle kutluyor, hepsini saygı ve sevgilerimizle selamlıyor, şükranlarımızı sunuyoruz.’ dediler.

*- Çiftçileri tekrar milletin efendisi yaptı

Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonominin omurgasını tarım sektörü oluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Köylü Milletin Efendisidir’ sözüyle çiftçilerin toplum içindeki konumunu perçinlemişti.

Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında Tarım Sektörü, Gayri Safi Milli Hasıladan yüzde 43 pay alırken, 1926 yılında yüzde 49.6’lık payla GSMH içindeki en yüksek seviyesine ulaştı.

Türkiye’nin 1923 yılında Gayri Safi Milli Hasılası yaklaşık 3 milyar TL iken, tarım sektörü 1 milyar 263 milyon TL’lik payla temsil ediliyordu. Tarım sektörünün GSMH’dan aldığı pay sonraki yıllarda gerileyerek 2018 yılı sonunda yüzde 5.8’e kadar düştü.

Cumhuriyetin ilan edildiği tarihte Türkiye nüfusunun yüzde 76’sı kırsalda yaşarken, tarım sektöründen geçimini sağlayan kesim toplumun yüzde 80’ini geçiyordu.

2018 yılı sonunda istihdamda tarım sektörünün payı yüzde 17,3’e gerilemiş durumda. Bu yıl 14 Mayıs Çiftçiler Günü Covid-19 günlerinde kutlanıyor.

Türkiye’de tarım ürünleri ihracatında lider konumda olan Ege İhracatçı Birlikleri başkanları 14 Mayıs Çiftçiler Günü nedeniyle verdikleri mesajlarda, Covid-19 virüsünün tarım sektörünün önemini tekrar ortaya koyduğu görüşünde birleştiler.

*-

***-

GÜNCEL

*- Şeytan Deresi’ndeki fidanlar

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Bornova Şeytan Deresi’ndeki orman restorasyon çalışmasını yerinde inceledi.

Fidanların boy vermeye başladığını dile getiren Soyer, “Şehir içi parklar yeşil koridorlarla ormanlara ve doğal alanlara bağlanacak. Bunun Türkiye’de örneği yok” dedi.

*- 50 bin metrekare alana dikim yapılmıştı

Aralık 2019’da İzmirliler Başkan Tunç Soyer’le Bornova Şeytan Deresi’nde 50 bin metrekarelik alana zeytin, menengiç, dağ çileği, ahlat ve palumut meşesi gibi İzmir’de sayıları giderek azalan 4 bin 500 adet fidan dikmişti.

Toprak döküm sahası olan Şeytan Deresi’nde fidan dikiminden önce toprak dolgusu yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi erozyonu önlemek ve toprağın organik yapısını güçlendirmek amacıyla arpa ve fiğ tohumu da ekmişti.

*- 2020’nin ilk kovanları dağıtıldı

Kırsalda arıcılık faaliyetlerini desteklemeyi sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2020 yılının ilk kovanlarını Ödemiş Kaymakçı Mahallesi’nde teslim etti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2020 yılı içinde Ödemiş Kaymakçı ile beraber Torbalı, Tire, Urla, Kemalpaşa, Bergama Merkez, Tırmanlar, Örlemiş ve Dereköy, Kınık Kalemköy, Menderes Çatalca, Aliağa ve Buca Belenbaşı’nda arıcılık eğitimleri düzenledi. Bu eğitimlere 291’i kadın olmak üzere toplam 638 köylü ve çiftçi katıldı. Eğitimleri başarıyla tamamlayan 565 üreticiye 2 bin 296 arılı, bin 148 arısız kovan ile 638 adet arıcılık malzeme seti verilecek.

*- Anadolu toprağının değeri

Oryantal tütün üretimi ve ihracatında dünya lideri olan Türkiye’nin önemli sektör yöneticilerinden Philip Morris/Sabancı Kurumsal İlişkiler Direktörü Zeynep Güney Altıntaş 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününe ilişkin bir açıklama yaptı. 2019 yılında 48 ülkeye 909 milyon dolarlık toplam tütün ve tütün mamulü ihracatı gerçekleştirildiğini belirten Altıntaş, tütünün tarım ürünleri içinde en fazla döviz girdisi sağlayan ürünlerden birisi olduğuna değinerek şunları iletti;

‘Philip Morris/Sabancı olarak tüm tarım camiasının 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü gönülden kutluyoruz.

Anadolu topraklarında yetişen Oryantal tütün; çiftçilerimizin mahareti, ülkemizdeki iklim koşulları ve toprağımızın özellikleri ile tütünümüzün kendine has kalitesi sayesinde dünya pazarlarında büyük ilgi görmeye devam ediyor.

2015 yılında kurduğumuz ve Tarım Bakanlığı’nca resmi olarak belgelendirilen ilk tütün tohumu araştırma ve geliştirme merkezimizde biz de, tütün tarımının gelişimine katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu merkezimizde geliştirilen iyi tarım uygulamaları ile tütün çiftçisine ve tütün tarımının gelişimine destek olmaya devam ediyoruz. Ayrıca; güvenli çalışma koşulları, tarımda ilaç kullanımı ve daha birçok konuda tütün çiftçilerine yönelik eğitim faaliyetleri düzenliyoruz.’

*- Kuduz aşılama programı uzatıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen koruyucu aşılama programı kapsamında İzmir’de sahipli kedi – köpeklere kuduz aşılaması yapılıyor.

24 Şubat 2020 tarihinde başlayan aşılama programının 29 Mayıs 2020 tarihinde bitirilmesi planlanıyordu. Ancak Covid-19 sürecinde alınan önlemler, Büyükbaş Küçükbaş aşılamaların yoğunluğu nedeniyle gecikmeler oldu.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen; Kuduz aşılama programının Eylül ayının ilk haftasına kadar uzatılmasına karar verdiklerini belirtti.

*- Yamanlar domatesinin dönüş yolculuğu

Karşıyaka Belediyesi tarafından yerelde kalkınmaya katkı sağlamak amacıyla başlatılan girişimler sonucunda ‘Yamanlar domatesi’nin sofralara dönüş yolculuğu başladı.

Yüzde 95 saflık ayarındaki ata tohumu ile yetiştirilen 3 bin adet fide, ücretsiz olarak Yamanlar köylülerine dağıtıldı.

1870’li yıllardan bu yana köylülerin elinde bulundurduğu tohumlardan üç farklı örnek alınarak, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde saflık ayar testi yaptırıldı. İncelemeler sonucunda, tohumların yüzde 95, 80 ve 68 oranlarında saflık taşıdığı tespit edildi.

Ardından, yüzde 95 saflık ayarındaki tohumun sahibi olan Cafer Esen’in katkılarıyla çoğaltma hamlesi başlatıldı.

Esen’in tarlasında ve Karşıyaka Belediyesi’ne ait serada, ilk etapta 3 bin fide yetiştirildi ve muhtarlık aracılığıyla tespit edilen 22 köylüye ücretsiz olarak dağıtıldı.

Üreticilerin tarlalarında Yamanlar toprağı ile buluşan fideler, Ağustos sonu itibariyle ürün vermeye başlayacak ve Yamanlar domatesini yaygınlaştırma projesi, Karşıyaka Belediyesi ve köylülerin iş birliği ile hız kesmeden devam ettirilecek.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın