Ceplerini ve koltuklarını düşünenler korku nedir bilmiyorlar YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

İZMİR’de 19 İLÇEDE 19 BİN GENCİMİZE DAĞITILDI

*-

KARAKARTALLI GENÇLER BEŞİKTAŞ BAŞKANINA SESLENDİ

*-

URLA’da BÜYÜKŞEHİR’in SÖZLERİ TUTULUYOR

*- Bugün yetim ve öksüzlerden söz ediyorum… Bir rapordan alıntılar yaptım, Kuran-ı Kerim’den de… Nedenim basit; İçimizdeki sahtekarlardan, fırsatçılardan, namussuzları hatırlatmak için.. Bunlar sadece ve sadece kendilerini düşünürler… Bakalım siz ne düşünüyorsunuz:… Farkında olmadan onlar gibi misiniz? Ya da içinizdeki gibi mi?

*- BJK Kabataş Vakfı Öğrencileri’nden, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne ‘geçmiş olsun’ mesajı

*- TÜBİTAK Bilim Fuarında Bornova yine zirvede…

*- 19 ilçede 19 bin gence 19 bin Nutuk ve Türk Bayrağı..

*-

*- YAŞAR EYİCE

*-  Yetimler hep yalnız kalıyor

Geçen hafta içinde ‘Dünya Yetim Günü’ kutlanmıştı.

Daha sonra ‘Yetim’ olduğum için ben ve benim gibiler ile bazı hayır kurumları bu özel güne önem verdiler.

Mübarek Ramazan ayının 15’nci gününe rastlamasına rağmen, nedense ‘din- iman’ gibi sözcükleri dillerinden düşürmeyenlerin çoğundan ses seda çıkmadı…

Önemli değil…

Herkes birbirini biliyor ve tanıyor…

Bu arada Yetim ve Öksüz olanlarla, korunma ihtiyacı olan çocuklar için bir rapor yayınlandı.

Raporda;

Sosyal yetimlikten tutun da, yetimliğe sebep olan faktörler, savaş, tabii afetler, hastalık ve fakirlik de ele alınmış.

Hatta raporun üçüncü bölümünde yetimlerin maruz kaldığı tehditler bölümü içinde; insan kaçakçılığ, organ mafyası,  dilenci mafyası, fuhuş mafyası ve hatta misyonerlik faaliyetleri incelenip irdelenmiş.

Bu kadarla da kalınmamış;

Çocuk askerliği,  çocuk işçiliği, çocuk evliliği,  zorla evlatlık verilme , suça itilme ve madde bağımlılığı, dünyada yetimler, ülkemizde yetimler dillendirilmiş.

Yazmıştım;

İlk kez böylesine derine inilen bir rapor, daha doğrusu bir çalışma görmedim, okumadım diye…

Ve konuya arada devam edeceğimi de belirtmiştim..

Bu arada söyleyeyim:

Devletin arşivlerinde , belediyelerde, kurumlarda o kadar çok sözde projeler ya da raporlar var ki, al birini vur diğerine…

Bunlar birilerine para kazandırmak için sözde raporlar, projeler…

Ne tutacak bir tarafları var, ne de okununca anlaşılacak bir sayfaları…

Uyduruk şeyler…

Arada kızınca söyleniyorum:

‘Ben oturduğum yerden daha iyisini yazarım!’ diye..

Eminim ki, benim okuyucularım da mutlaka bu işi becerirler…

Benim yazdıklarımın içinde mutlaka bir iki satır ya da paragraf vardır, ne bileyim algı ile girişimcilikle ilgili…

‘Bugün olmazsa yarın!’ deriz ya, benimki de o hesap, ‘birinde olmazsa diğerinde…’

Farkındasınızdır, her yazımın içinde bir iki satır da dokundururum birilerine…

Bazen ‘küt’ diye, bazen de incitmeden, inceden inceye…

İğneyi batırmadan olmuyor, bunlara…

Ama derileri manda derisi gibi batmıyor ki!

Biz yazmaktan, onlar dinlemekten bıkmadılar…

‘Okumaktan’ demiyorum…

Okumayı da bilmezler, tenkidi de sevmezler…

Neyse ben ‘yetim’ konusuna devam edeyim:

*- Kimler?

Dünyanın en hassas kitlesini hiç şüphesiz çocuklar oluşturuyor.

Çocuk kavramı, pek çok alan tarafından farklı bakış açılarıyla tanımlanıyor.

Çocuğun toplumsal bir varlık olduğunu düşünen sosyologların, çocuğun biyolojik ve fizyolojik özelliklerini öne çıkaran hekimlerin,  çocukların ruh dünyasına odaklanan psikologların yaptıkları tanımlar, çocuğa yönelik bakış açılarına birer örnek teşkil ediyor.

Bunun yanı sıra, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (20 Kasım 1989) uyarınca, çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılıyor.

Türk Dil Kurumu ise çocuk kavramını küçük yaştaki erkek veya kız olarak tanımlıyor.

*- Yıkıcı ve çarpıcı olaylar

Tarih boyunca aralıklarla meydana gelen siyasi, sosyal ve ahlaki yozlaşma, içinde bulunduğumuz çağda da kendini gösteriyor.

2011 yılından beri devam eden Suriye iç savaşı, Filistin coğrafyasının durumu, ABD’nin Afganistan ve Irak işgalleri, dünyadaki en yıkıcı ve çarpıcı olaylardan bazıları.

Tüm bu krizlerden en çok hasar gören kesim ise geleceğimizin inşasında bir yapı taşı niteliğinde olan ve yukarıda da bahsettiğimiz üzere pek çok bilim dalının üzerine yoğunlaştığı çocuklar.

Çocukların hassas yapıları itibariyle ‘özel bakım’a ihtiyaç duymaları, onları maruz kaldıkları zorluklara karşı savunmasız bırakmaları.

Bu zorluklara ebeveyn kaybının dâhil olduğu durumlarda ise söz konusu hassasiyet oranı daha da artıyor.

*- Kıymetlerini bilmeliyiz

Son zamanlarda televizyon programlarında görmüşsünüzdür.

Belli yaşın üzerindeki insanların ailelerini, annelerini, babalarını aramalarını…

Yani bu büyük bir yaradır, insanın beyninde.

Annesiz ve babasız yaşamayı işte onlar bilir.

Her zaman ‘annenizin- babanızın kıymetini bilin!’ denmiyor mu?

Her yıl Mayıs ayının ikinci pazarında ‘Anneler Günü’ kutlanmıyor mu?

Daha geçen hafta pandomiye rağmen çapımızda bu işi yapmadık mı, sosyal medyada duygularımızı dile getirmedik mi?

Tabii ki aynı heyecanı ve güzel hatıraları Haziran ayının üçüncü pazarında ‘Babalar Günü’nde yaşayacağız.

*- Yetim ve öksüz çocuklar

Yetim ve öksüz çocuk kavramları, çeşitli tanımlamalarla ele alınsa da; her iki ifadenin temelinde ‘çocuğun ebeveyn kaybı yaşamış olması’ anlamı yatıyor.

Sözlükte ‘yalnız olmak, tek başına kalmak’ anlamındaki yütm kökünden türeyen yetîm kelimesi çeşitli nesnelerin tekliğini ifade ediyor.

İslam fıkhında ise, ergenlik yaşına gelmeden babasını kaybeden erkek ya da kız, zengin ya da fakir çocuklara ‘yetim’ denir. 

Çocuğun nafakasını temin etme, haklarını koruma ve onu yetiştirmede babanın daha çok rolü bulunduğundan, yetimlik özellikle babanın yokluğuna bağlanmış.

*- Annesini kaybeden için

Öksüz kelimesi ise eski Türkçede ‘anne’ karşılığı kullanılan ‘ög’ sözcüğünden türeyerek, g/k ses değişimi ile sonuna yokluk eki alarak öksüz halini almıştır. 

Bu sebeple annesini kaybeden çocuk için öksüz ifadesi kullanılıyor.

Arapçada ise annesini kaybeden çocuk için aciyy, hem annesini hem babasını kaybeden çocuk için latîm kelimeleri kullanılsa da, gerek konuşma dilinde gerekse yazılı metinlerde, yetim kavramı bütün bu durumları ifade etmek üzere kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)’in tanımına göre ise yetim (orphan) kavramı, ölüm sebebiyle anne ve babasından birini veya her ikisini kaybeden 18 yaşın altındaki çocuğu ifade ediyor.

*- Bir öneri

Anayasanın 41. Maddesi; aile birliğini korumak, huzur ve refahını sağlamak için gereken tedbirleri almak konusunda devlete sorumluluk yüklemiş.

Devlet, aile birliğinin korunması için aileyi destekleyici kararları almak zorunda.

Son yıllarda çoğaldı.

Hatta şu koronalı günlerde karakollara başvurulardan gördük ki, normal hayata dönüldüğünde, avukatlara ve mahkemelere yine büyük iş yükü binecek.

Boşanmalar artacak…

Bunları saklamaya gerek yok…

Biliniyor…

Her şeyin başı de ‘ekonomi’…

Sağılığımızla canımızla uğraşırken, birçok insanımızın evinde ekmek bulmakta çektiği sıkıntıyı göremiyor, yaşayamıyoruz…

Bu başlı başına ayrı bir konu…

Her insanımızın bu konuda yaşadığı, bildiği, duyduğu vardır…

Özetini söyleyeyim:

İyi ki belediye teşkilatlarımız var, yoksa ne yapabilirdik?

*- Aileler parçalanıyor

Artan boşanmalarla aileler parçalanmaktadır. 

Bu sebeple evlilik birliğinin başlangıcından itibaren ailelerimize aile danışmanlığı hizmeti verilerek toplumun temel direği olan aile yapısının güçlü tutulması elzemdir.

Bu hizmet kapsamında eşler arasında yahut ebeveynlerle çocuklar arasında sağlıklı bir iletişimin kurulması ve muhafazası için de danışmanlık hizmeti devamlı olarak verilmelidir. 

Zira bu alanda verilecek olan hizmet ile boşanmaların sayısı azaltılabilir. Bununla birlikte aile danışmanlığı hizmeti sağlıklı bireyler yetişmesini artıracağı için toplumdaki suç oranlarının da azalmasına sebep olup toplumsal barış ve huzurun artmasına vesile olacaktır. 

Ailenin korunması için bu önleyici hizmetin verilememesi durumunda ise koruyucu hizmet olarak ticari davalarda arabuluculuğu ön şart koşan devletin, boşanma davaları öncesi aile danışmanlarına müracaatı da ön şart kabul etmesi doğru olacaktır.

*- Boşanmanın mağdurları

Boşanma sonrasının en büyük mağdurları çocuklar olup, mahkeme kararı ile hüküm altına alınan nafakaların anne ve babalar tarafından ödenmediği takdirde, devletin nafaka konusunda garantör olması yoluyla çocukların mağduriyeti giderilmelidir.  

Yapılan araştırmalarda, yetim annelerinin büyük bir bölümü, psikolojik tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Aynı şekilde yetim annelerinin en büyük sorunu babasız büyüyen çocukların eğitim ve terbiyesinde annenin yetersiz kalması.

Bu konuda devlet ve sivil toplum kuruluşlarının anneye gerekli psikososyal desteği vermesi için merkezler kurmalı ve kurulan merkezlere destek sağlanmalı.

Bu konuya da burada nokta koyuyorum.

Ama anlatacaklarım çok, yani devam edecek, bu yaranın üzerinde duracağım.

*- Bunlara göre;

Bakın;

Her gün ‘dini’ kullanarak, bizim iyi niyetlerimizden yararlanarak, bizim gibi inananların ‘kutsal ay’ kabul ettikleri Ramazan ayında, iktidar, pandemi sonucu camilerin kapısını kilitledi.

Bütün dünyada, Mekke’de bile durum böyle olunca diyecek bir şey yok…

Yardım konusunda telefonlarımıza iki günde bir ’10 lira bağışlayın!’ diye resmi mesajlar geliyor.

Fitre ve zekâtlar veriliyor.

Allah kabul etsin…

Dün bir arkadaşım; belediyelerin çağrısına kulak vererek, mahalle bakkalına, sıkıntısını bildiği bir vatandaşın borcunun bir miktarının silinmesi için 600 TL. vermiş…

Aynı mahalleden bir hayırsever ise bakkal Osman’ın ifadesine göre oldukça yüklü miktarda para bırakmış…

Bunları küçük bir örnek olarak veriyorum…

Ya ‘kocaman’ dediğimiz adamlar ne yapıyor?

İşte asıl sözüm onlara…

Televizyonlara çıkıp, ahkâm kesenlere, bir de medyatik sahtekar bir şekilde koltuk sahibi olmuşlara bir süreyi hatırlatmak istiyorum..

Mâûn süresini hemen herkes,  her namaz kılan bilir…

Ama bu Namaz Sûresinin Türkçe Tercüme ve Tefsirini  bilen, hatırlayan kaç kişimiz var…

Ben buna bir uzmanının, A. Hamdi Akseki’nin kaleminden anımsatayım…

Ne zaman yazmış onu da söyleyeyim: 19 Ağustos 1949 yılında…

*- Hatırlatayım

Bu sûre bize şunları bildirmektedir:

İnsanlar, yaptıkları iyilik veya kötülüğün karşılığı olarak mükâfat veyahut ceza göreceklerdir.

Herkesin bir gün olup da ettiklerini bulmaları Allahü Teâlâ’nın inanılması gerekli kesin kanunu, hak dînidir.

Buna inanmayıp da ‘Dînin aslı yoktur; öldükten sonra ettiklerimizin mükâfatını veya cezasını göreceğimiz de yalandır’ diyen adamların bulunması şaşılacak şeylerdendir ve düşüncesizliktir.

Âhirete, cezâ gününe inanmayanlar öyle kimselerdir ki:

Onlar öksüzü itip kakar; kendisinde Allah korkusu olmadığı için yüreği

katıdır; zayıflara insaf ve merhamet etmeyerek onları kakıştırır; onlara hakaretle bakar; kovar ve azarlar.

Bu, onların âdetlerindendir.

Demek ki bu huylar, âhirete îmansızlık alâmetlerindendir.

Sonra böyleleri, çaresizlerin ve yoksulların hâline, yiyeceklerine dair başkalarına bir teşvikte de bulunmazlar.

Bunları hiç düşünmezler.

Ne kendileri doyurur, ne de vakti hâli yerinde olanların bakıp gözetmeleri için kayırır,

*- Her gün görüyoruz

Çevrenize bir bakın!

Medyaya yani reklam ve propagandalarındaki  ‘Hayırsever’, ‘iyiliksever’, ‘Fakir babası’ gibi laflara da inanmayın…

Bunları ‘parasını verip’ söyletirler, söylettirirler..

Halkın sırtından (üyelerinin), bir derneğin, kooperatifin, odanın, partinin, sosyal kuruluşun aklınıza gelen ya da şu anda gelmeyen bir yerin başkanlık ya da yönetim kurulu üyeliğini kapmışlardır.

Gitmek, ayrılmak bilmezler…

Sadece ve sadece süslü kelimeleri bilirler.

Yaptıkları ‘hayır’ ve ‘yardımlar’ ise sadece halkın, üyelerinin ödemelerindendir.

Hiçbir hesapları açık, net, şeffaf değillerdir.

Bunların gerçek yüzlerini, sıkıntınız olduğunda yanlarına gittiğinizde görebilirsiniz tabii ki yanlarına ulaşabilirseniz.

Bir de ‘din’ adına para, yardım toplayanlar vardır.

Bunların hesap ve kitabını da bilemezsiniz…

Son zamanlarda aramızdan birileri çıkıp, ‘Kime ne verdiniz?’ diye soruyorlar…

Ama cevap alamıyorlar…

Neden?

Ya ‘Hesaplar gizli!’ gibi bir yanıt alıyorlar, ya da, benim de söylediğim gibi ‘Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek!’ gibisinden sözlerle…

Herkes bilsin demiyorum…

Hissetmek, algılamak, sezgi, tecrübe gibi bizlerin bildiği sözcüklere güvenerek söylüyorum…

Bakın Kuran-ı Kerim’den, sevdiğim, inandığım bir suretten söz ettim…

Bakın ne deniyor, bir daha hatırlatayım:

‘Bunları hiç düşünmezler.

Ne kendileri doyurur, ne de vakti hâli yerinde olanların bakıp gözetmeleri için kayırır…’

Yani;

‘Rabbena hep bana!’ derler…

Bunlar hiçbir şekilde ne doymazlar…

Herşey mubahtır bunlara…

Ve aramızda dolaşırlar, biz onları görürüz ama onlar bizi görmezler…

*- Son olarak…

İş dünyasını iyi tanıyan, ekonomik politikalar ve ülke kalkınması sürecinde köprü görevi görecek nitelikleri geliştiren program süreçleri içinde yer alan bazı yöneticilerimiz ise nitelikli büyüyen bir toplumun ekonomik anlamda hangi noktalara ulaşabileceğini proaktif süreçlerle önemli platformlarda sık sık dile getiriyorlar.

Ben de bunlara bir destek vereyim, tarihten bir yapraktan söz ederek.

1957’de. Vance Packart adında bir gazeteci çıktı.

Ve ‘The Hidden Persuaders’ adlı kitabını yayınladı.

Kitap, insanların bazıları tarafından nasıl maniple edildiğini, ürünlerini ya da fikirlerini satmak, aldırmak, beyne sokmak konusunda nasıl kandırıldıklarını, hangi psikolojik hile ile ve taktiklerin kullanıldığını ifşa ediyordu.

Kitap o yıllar şok etkisi yaratmıştı.

Bir çığır açmıştı.

Aynen şu anda bazı belediye başkanlarımızın ya da işini seven yöneticilerimiz gibi…

Günümüzde yapılanları incelersek, derine inersek örneğin  bazı güvendiğimiz, inandığımız kişilere yapılan saldırıları ele alırsak o zamanın devede kulak olduğunu görüyoruz.

Şimdi ise; artık menfaatperestlerin, fırsatçıların çok daha tilki, daha akıllı ve daha kötü niyetliler olduğunu, insanları etkilemek, başkana karşı çıkmalarını sağlamak için son derece sofistikçe araç ve teknolojilerle, bilişşel psikoloji ve nöroloji sahalarında insanlarımızı kötü şekilde etkiliyorlar.

Bu de eğitim ve bilimle yani karşı atak ve taktikle atlatılır.

Yani doğru yolda olduğunu gördüğümüz, hissettiğimiz bazı belediye başkanlarımız başta olmak üzere yönetici durumunda olanların şefaflık  olgusunu sürdürmesiyle kötü niyetlilere aman vermeyeceğini düşünüyorum.

*-

***-

GÜNCEL

*-  19 ilçede 19 bin gence 19 bin Nutuk

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda gençlere Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unu hediye etti. İZELMAN A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün bastırdığı 19 bin Nutuk, Büyükşehir Belediyesi Yerel Hizmet Birimleri tarafından 19 Mayıs hatırası olarak İzmir’in merkez dışındaki 19 ilçesinde 19 bin gence dağıtıldı. 

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Türkan Saylan’ın önsözüyle bu 19 Mayıs’a özel olarak hazırlanan Nutuk’un arka kapağında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in gençlere mektubu bulunuyor.

Nutuk günümüz Türkçesi kullanılarak ÇYDD’nin önceki dönem Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gülsün Kaya tarafından yeniden yayına hazırlandı.

Nutuk’la birlikte 19 bin gence Türk bayrağı da dağıtıldı.

*- Yoksul ülkelerin borç ödemelerinin askıya alınması

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping dün Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’yla telefon görüşmesi yaptı.

Xi görüşmede, Çin’in Covid-19 salgınıyla mücadele eden Güney Afrika Cumhuriyeti’ne elinden gelen yardımı sağlamaya devam edeceğini ve tıp ve sağlık alanındaki ikili işbirliğini güçlendirmeye hazır olduğunu belirtti.

 Şu anda Afrika ülkelerinin karşı karşıya bulunduğu Covid-19 salgını ve ekonomik resesyon baskısını çok iyi anladığını kaydeden Xi, Çin’in birkaç ay önce salgınla mücadelenin en zorlu aşamasındayken de Afrika Birliği ve Afrika ülkelerine pek çok kez tıbbi malzeme yardımı sağlayıp sağlık ekipleri gönderdiğini hatırlattı.

*-  ‘Yazık’ deseler ‘ağlayacak’ durumda

CHP İzmir Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Av. Sevda Erdan Kılıç, Bayındır’da çiçek üreticilerini, Menemen’de tıbbi bitkiler üreticilerini, Kemalpaşa’da kiraz üreticilerini, Bergama’da pamuk üreticilerini, Dikili’de bamya üreticilerini ve son olarak da Ödemiş İlçesi’nde patates hasadı yapan üreticileri, köylüleri ziyaret etti.

Üreticinin borç yükü altında ezildiğini ve alın terinin karşılığını alamadığını belirten Av. Sevda Erdan Kılıç, “Çiftçi o kadar zor durumda ki ‘yazık’ deseler ‘ağlayacak’ durumda” dedi. Sevda Erdan Kılıç, şunları söyledi:

‘Her yerde olduğu gibi burada da bir dokunduk bin ah işittik.

Diğer tüm sektörlerimizde olduğu gibi çiftçimiz de emeğinin ve alın terinin karşılığını alamıyor.

İktidarın ithalata dayalı tarım politikasının yanı sıra; mazot, gübre, yem, elektrik ve suyun pahalı olması ile çiftçinin üretim yapacak ne gücü kaldı ne de devlete olan güveni. Patates-soğandan, samana kadar ithalat yapan bir ülkede üreticinin yaptığı boşa kürek çekmek olur.

 Bunların yanı sıra bizim içimizi yakan başka bir konu daha var: Türkiye’nin patatesi dünyaca biliniyor, hele de Ödemiş patatesini duymayan kalmadı ama AKP iktidarı ne yapıyor?

Mısır’dan, başka ülkelerden patates ithal ediyor.

Zaten ekonomik olarak çöken çiftçi, Mısır’dan ve başka ülkelerden patates geldiğini duyunca manen de çöküyor ve yıpranıyor.’

*– TÜBİTAK Bilim Fuarında Bornova yine zirvede…

Milli Teknoloji Hamlesi çerçevesinde ülkemizin emin adımlarla ilerlediği bilim ve teknoloji yolculuğunda, geleceğimizin teminatı gençlerimizin bilimsel proje hazırlama ve sunma deneyimi elde ettikleri TÜBİTAK bilim fuarları projelerinin değerlendirme süreci tamamlandı.

Bu yıl ilk kez uygulamaya geçirilen 30 farklı tematik alandan ülke genelinde 12.832 okulun başvuru yaptığı 4006 bilim fuarları, alanında uzman akademisyenler ve eğitimciler tarafından değerlendirildi. Değerlendirme neticesinde 81 ilden 6.511 okulun projesi destek almaya hak kazandı.

Yüzbinlerce ortaokul ve lise öğrencimizin hazırlamış olduğu 124.401 alt proje, 31 Aralık 2020 tarihine kadar düzenlenecek bilim fuarlarında sergilenecek.

Son 3 senedir 4006 Bilim Fuarlarında İzmir’in en başarılı ilçesi olan Bornova, İl genelinde 268 projenin kabul edildiği etkinlikte 40 proje ile İzmir’de ilçeler arasında yine ilk sırada yer aldı.

Tüm ortaokul ve liseleri ile sürece dahil olan Bornova, 60 başvurudan 40’ını kabul ettirerek ciddi bir başarı elde etti.

Başvurusu kabul edilen okullar, projeler ve fuar organizasyonu için TÜBİTAK’tan 7000 TL’ye kadar maddi destek alabilecekler.

*- BJK Kabataş Vakfı Öğrencileri’nden, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne ‘geçmiş olsun’ mesajı

BJK KABATAŞ VAKFI öğrencileri, koronavirüs testleri pozitif çıkan Beşiktaş Jimnastik Kulübü için çektikleri moral videosunu paylaştı.

Başta Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nur Çebi olmak üzere bütün kulübe mesaj gönderen öğrenciler, ‘geçmiş olsun’ dileklerini kulüp yönetimine iletti.

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınında Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde futbolcular, teknik heyet ve tesis çalışanlarına yapılan koronavirüs testleri neticesinde toplam 8 kişinin testi pozitif çıktı.  

Siyah Beyazlı kulüpten geçtiğimiz gün yapılan açıklamada  ‘Yapılan testler neticesinde, sekiz kişide pozitif Covid-19 test sonucu tespit edilmiştir’ ifadelerine yer verildi.

Aralarında Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı, BJK-Kabataş Vakfı Kurucu Mütevellisi ve Başkan Vekili Ahmet Nur Çebi’nin de olduğu 8 kişi, testlerin pozitif çıkmasının ardından karantinaya alındı.

*- Mücadeleci ruh

BJK Kabataş Eğitim Vakfı Okulları öğrencileri, öğretmenleri, yöneticileri ve personeli, BJK’nın mücadeleci ruhunu ve bu camianın her zaman tek yürek olarak attığını Başkanlarına bir video hazırlayarak hatırlattı ve Ahmet Nur Çebi ile iyi dileklerini paylaştı.

Tüm Beşiktaş Camiası’nı da böylesi bir günde birlik olmaya çağırdı. Çektikleri videoyu Beşiktaş JK Yöneticileri ile paylaşan BJK Kabataş Eğitim Vakfı öğrencileri, başta Kulüp Başkanı Ahmet Nur Çebi olmak üzere camiaya ‘güçlü ol’ mesajı verdi.

‘Vur pençeni kartalım, seni seviyoruz Başkanım’ diyen BJK Kabataş Eğitim Vakfı öğrencileri çektikleri video mesajında, siz bize ‘Çocuklar inanın’ dediniz, ‘Daha çok şampiyonluklar göreceğiz Başkanım’ diyerek moral verdi.

*- Urla’da hizmet durmuyor

30 ilçede yol ve altyapı yatırımlarını kesintisiz sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda Urla’da da tarihi adımlar atıyor.

İlçeye son 4 ayda 30 bin ton asfalt serildi,

İZSU Genel Müdürlüğü ise içme suyu ve kanal yatırımlarına hız verdi.

Hatırlanacağı gibi; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, Urla’daki hizmetlerin aksamadan yürütüleceği, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlarla işbirliği içinde sorunların çözüleceği yönünde verdiği sözler yerine getiriliyor.

Fen İşleri Daire Başkanlığı, İZSU, İZBETON ve Urla Yerel Hizmetler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda belediyenin tüm birimleri ilçenin ihtiyaçlarının giderilmesi için çalışıyor.

*- 4 ayda 30 bin ton asfalt

Koronavirüs salgını süresince yolların boşalmasını ve trafiğin rahatlamasını da değerlendiren Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde olduğu gibi Urla’da da yol yenileme çalışmalarını hızlandırdı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde başlattığı asfalt atağı kapsamında Urla’nın en sık kullanılan cadde ve sokaklarına 4 ayda 30 bin tonu aşkın asfalt serdi. 

Uzun süredir asfalt bekleyen Urla Mithatpaşa Caddesi, Neyzen Tevfik Caddesi, Gülbahçe ve Kalabak mahalleleri başta olmak üzere birçok noktada çalışmalar yürüten İZBETON ekipleri, ilçe genelinde Ocak-Nisan ayları arasında yaklaşık 25 bin ton sıcak asfalt serdi.

Ayrıca, bu dört aylık süreçte yama ekipleri yolların bozuk noktalarına müdahale ederek yaklaşık 6 bin 500 ton asfalt serimi ile 349 noktada yol bakımı yapıldı ve altyapı kurumlarının kazdığı yaklaşık 17 bin metrekarelik alanı asfaltla kapladı.

Toplamda 30 bin tonu aşkın asfalt kullanılarak yaklaşık 15 kilometrelik yol baştan sona yenilendi. İlçenin ihtiyaç duyulan noktalarında asfalt serim ve onarım uygulamaları devam ediyor.

*- Gülbahçe altyapıya kavuşuyor

İZSU Genel Müdürlüğü de Urla’daki yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. İlçenin ihtiyaçlarının giderilmesi ve sorunların çözülmesi için gelen talepleri karşılayan İZSU, devam eden işlerin yanı sıra yeni projeler için de yoğun bir şekilde çalışıyor. Gülbahçe Mahallesi’ndeki yaklaşık 24 milyon liralık altyapı çalışmalarında önemli mesafe kaydedildi. Gülbahçe ve Karapınar mevkilerindeki 59 kilometrelik kanalizasyon, 7,6 kilometrelik terfi, 3,2 kilometrelik yağmur suyu hattı ve 2 kilometrelik dere ıslahını içeren çalışmalar devam ediyor.

*- Üreticiye de destek

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu süreçte ilçedeki üreticileri de unutmadı. Urla Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nden tarhana, Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nden Anneler Günü’nde dağıtılmak üzere sardunya alımları gerçekleştirilerek üreticiye destek sağlandı.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın