*- ÇELENK BIRAKMAK DEĞİL! / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

1 Temmuz Kabotaj Bayramı önemi kadar kutlanmadı.

Birkaç sahil kasabasında belirli kişiler toplandı, bir iki konuşma yapıldı.

Denizde de birkaç basit gösteri…

Hepsi bu kadar…

Halbuki Kabotaj Bayramı o kadar önemli ki, önceki yıllarda bu konuda çok önemli bilgileri paylaşmış ve konunun ciddiyetini anlatmıştım.

Hani ‘Böyle başa böyle traş!’ denir ya, benim de bugünkü şartlarda içimden fazla bir şey gelmiyor…

‘Kutlu olsun!’ diyorum, bu kadar…

Şu kadarını söyleyeyim:

1 Temmuz Kabotaj Bayramı, sadece şehitler anısına denize çelenk bırakmak değildir…

Birkaç yöneticiyi alkışlamak ise hiç değildir..

 

*- NE HALDEYİZ?

 

Alıştık mı, alıştırıldık mı?

Artık zamları hiç konuşmuyor ve yazmıyoruz…

Daha doğrusu yazanları fark etmiyoruz…

Namık Kemalli arkadaşlarımdan öğrendiğime göre; 1 Temmuz’dan itibaren elektrik fiyatlarına yüzde 15 zam yapılmış…

Ekmekte ya da gıdada olunca genelde ‘fiyat ayarlaması’ deniliyor…

Ama şimdi doğrudan ‘zam kapıda’ değil, tüm abonelere gelmiş…

Keşke elektrik de TEKEL’cilik olmasa…

Aynı kentte bir iki değişik firma ile birlikte rekabet de yaşansa!

Zam geldi ama düşünce aynı…

Örneğin Urla’da sokak lambaları ile ilgilenilmiyor…

Şikayet ve duyurular by pas geçiliyor…

Yetkililere ulaşamıyorsunuz…

Kayyum olan Kaymakama bile…

Dahası internette Kaymakamlık makamının telefonu yok gözüküyor…

İsterseniz Google amcaya sorun bakın ne yanıt verecek?

Kaymakamlık olarak Tapu’yu gösterecek…

Herhalde önceki kayyum kaymakam işleri buradan idare etmeye kalkmıştı, hatta değeri 10 milyon olarak gösterilen villalar arasındaki bir araziyi de satın almıştı!

Şimdi tuhaf düşüncede olanlara ya da aklında soru olanlara soruyorum;

‘Kaymakam milyarder olamaz mı?’

Bakanlara bile şüphe ile bakan yanımız var..

Artık bu cübbeyi sırtımızdan çıkartıp, kötü hislerden, düşüncelerden kurtulmalıyız…

Bence birçok yerde olduğu gibi Urla’da da ‘Belediyeden memnun musunuz?’ anketi yapılmalı…

Bu da özellikle CHP’ye düşüyor…

Hadi daha fazla derine inmeden burada konuyu kapatayım…

Bu arada son dakika notunu ekleyeyim:

1 Temmuz Perşembe gecesi ‘Ev sahibi.. Ev sahibi!’ diye seslenenler olunca dışarı çıktım…

Sokak lambası için geldiklerini belirten biri şoför iki kişiye ‘evet’ dedim ve koskocaman direği gösterirken, ‘Umudumu kesmiştim!’ dedim.

 

*- KAÇAMADI

 

Yozgat’ta, simit satan çocuk, zabıtayı görünce kaçmaya çalışmış…

Ama deneyimli olan zabıtalar daha atik davranmışlar…

Korkudan titreyen bizim tabirimizle gevrekçi çocuğun saçını okşayarak, ‘Sen ruhsatlısın!’ diyerek tezgahını yani gevrek tepsisini yerinden kaldırma, demişler…

Şaka değil, gerçek..

Görüntülerini de gördüm…

Bazı kararları uygulayıcılar vermeli…

Nasıl hâkimler isterlerse yasayı değil ‘vicdani kanaati’ uygulama hakkına sahipse resmi kurumlarda çalışanlar, görevliler de, halkın yararına olan konularda, ‘gevrekçi çocuk’ örneğinde olduğu gibi hiç kimseyi sıkıntıya sokmayacak şekilde karar almalılar…

Gerçekleri saklayanlar değil, gerçekleri söyleyenler cezalandırılmamalıdır…

 

*- BEKLİYORUM

 

Hukukçu Metin Feyzioğlu’nden öğrendim:

‘Elmalı Davasında cinsel istismar mağduru küçüklerin davada sanık olan anneleri kendini  savunma adına çocukların  mahrem kalması gereken adli tıp muayene raporlarını ve  kişisel veri nitelikli diğer pek çok belgeyi twitter üzerinden  yayınlamıştır. Bu yaptığı bir suçtur.’

Prof. Metin Feyzioğlu’nun söylediği şu:

‘Twitter’a engelleme talebinde bulunduk. TBB olarak erişim engelleme talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine de biraz sonra başvuruyoruz. Ayrıca söz konusu kişi hakkında suç duyurusunda da bulunuyoruz.’

Sonucu tüm Türkiye halkı gibi ben de heyecan ve merakla bekliyorum…

 

*- İRONİ YAPMIŞ!

 

Madem Bornova’nın şimdi dağı taşı altın olan semtlerinden Pınarbaşı’ndan söz ettik, biraz da merkeze gelelim…

Örneğin; Mehmet Cemil Arı Bey’in ‘ironi’li mektubunu paylaşayım:

‘Sevgili Eyice öncelikle iyi günler. Sizden bir ricam olacaktı. O. Cesur, mert, ve sağlam kaleminize Bornova belediyesi zabıta müdürlüğüne benim adıma teşekkür eder misiniz.

Gariban gevrekçiyi yerlerde sürükleyen kahraman zabıtalar üç beş hurdacıyla başa çıkarmadılar…

İnanın günde en az 5 defa yüksek megafonla bağıra bağıra geliyorlar! Arada manav bağırır, sarımsakçı bağırır.

Ben kalp hastasıyım, hanım kanser hastası lütfen bizim için bir teşekkür eder misiniz? TEŞEKKÜRLER!’

Genelde bu tip ironi yapılan mektupları paylaşmıyor, sorunu Yunus Emre Türkçesi yani yalın halde duyuruyorum…

Ama benim çok güvendiğim ve büyük önem verdiğim gerçek vatansever ve insan seven, işini seven bir yönetici var Bornova Belediye Zabıtasının başında…

Bornova’nın önceki Emniyet Müdürlerinden Yaşar Aydın…

Yaşar Aydın hoşgörülü olduğu için mektubun kendisini ve ekibini kırmayacağını hatta gülümseteceğini belirttiğim için aynen yayınladım.

Eminim konuyla ilgilenecek, hatta Mehmet Cemil Arı beyi ziyaret edip geçmiş olsun dileğiyle birlikte sorunu kendi ağzından dinleyip belki de ‘geri dönüşümün yararlarını’ anlatarak, halkı ve seyyarı üzmeyecek bir ortak yolu bulacaktır.

Bu arada anımsatayım:

Bir ara birçok ilçemizin girişinde şu tabela vardı:

‘Sesli aracı olan seyyar satıcıların girmesi kesinlikle yasaktır!’

NOT:

Sevgili müdürümüz Yaşar Aydın eşi ile birlikte Covit 19’a yakalanmış ve uzun bir tedavi görmüştü. Umarım sağlığı yerinde ve görevi başındadır. Geçmiş olsun dileklerimi de iletiyorum.

*-

Bir cevap yazın