YASAKLI ŞAİR, YASAKLI ŞİİR, YASAKLI ŞARKI; / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

"Dünya Şairi" Nazım Hikmet'in yıllarca sansürlenen şiirlerindendir; ''Martılar Ah Eder''... Mes'ud Cemil Bey de bestelemiştir ''Hicaz'' makamında... Mes'ud Cemil, "Türkçe ile En İyi Dost" Nâzım'ın şiirlerine alışılmadık fakat son derece hoş melodiler giydirir. **** Türk Müzik tarihinin en tanınmış isimlerinden biri olan Tanburî Cemil Bey'in oğluydu Mes'ud Cemil. Radyoculuğu Türkiye'ye getirenlerdendi. Bizzat kurduğu İstanbul Radyosu'nun müdür vekili, spikeri, tanburisi, yani herşeyiydi. Hepsinden de öte dört dörtlük bir müzisyendi. **** O yıllarda yani 1938'lerde "Harbokulu olayları" yaşanmaktadır... ''Dünya Şairimiz'' Nâzım da; tevkif edilenler arasındadır... Artık 10 yıl sürecek zindan yaşamı başlamıştır... "Komünistlik"ten 28 seneye mahkûmdur ozan(!) **** Üstad Münir Nurettin Selçuk; orkestra eşliğinde taş plağa okur ''Martılar Ah Eder''i... Murat Bardakçı şöyle anlatır şiirin öyküsünü; ''Derken aradan yine çeyrek asır geçer ve 12 Mart 1971 gelir.  O zaman TRT'de görevli olan ve şimdi hayatta olmayan işgüzarın biri kalkıp kurumun başındakilere gider, ellerini önüne

ÖLÜMSÜZ REİSİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK / OKAN YÜKSEL

Dünya sanat ve düşünce tarihi, bilginlerin, büyük edebiyatçıların, şairlerin özgürlük uğruna yaptıkları savaşlar, verdikleri kurbanlar ve bunlara karşı yapılan zorbalıklarla doludur. Galile’yi "Dünya dönüyor" dediği için yargıladılar. Jean Jagues Rousseau’nun eserlerini, eşitliği, özgürlüğü, Demokrasiyi, Cumhuriyeti savunduğu için yaktılar. Sokrates, eski yunan tanrılarına inanmadığı için ölüme mahkum edildi. Schiller’i, özgürlük ve adalete aşık olduğu, cumhuriyeti savunduğu için aforoz edip, eserlerinin basılmasını yasakladılar. 1789 ihtilalinde etkinlik gösterdiği için ölüme mahkum edilen Wagner, Zürih’e kaçmak yoluyla kurtuldu. Dreyfus’u savunduğu için Zola’yı tutukladılar. Kral aleyhine yazdığı için Volteire’yi  Bastil’e kapattılar. Fransız ihtilalinde etkin olduğu için Madam Roland’ı astılar. Halkının gerçekleri görmesi için yazıp, çizen Uğur Mumcu’yu, Musa Anter’i, Turan Dursun’u, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Metin Gültepe’yi ve nice yiğit aydını katlettiler. Doğmayanın ölmeyeceğini, iki sefer ölünmeyeceğini, insanlık tarihinin aydınlanması ve kurtuluşu yolunda mücadele edenler, Demokrasi

PORTEKİZLİ JESUS FUTBOLUMUZU BOL GOLLERLE RENKLENDİRDİ   / ÜNAL TÜMİN

Değerli okurlarım. Siyasetimizin gündeminden “Enflasyon rakamları” hiç düşmediği için bol hakaret, bol yolsuzluk bol küfürlü (!) ve de karşılıklı suçlamalarla adeta kafanız şişiyor! Dolayısı ile “yetti artık! Getirin şu seçim sandığını da ülkemizin Akla- karalarını ayıralım” diye sesler yükselmeye başladı! Vatandaş neden sesini yükseltmesin ki? Çarşı-pazar eller cepte boşuna volta atarken, bacaklarını nasıl, neyle dinlendirecek diye adama sormazlar mı?  Derdime çare! Dediğimiz hekimler de yurtdışına göçme ye çalışmıyor mu? Üstelik 5 ilaçtan birini raflarına yerleştiremeyen eczacıların derdi de bir başka! Çiftçi ler aşırı maliyetler sebebiyle pamuk ekimini azaltınca korkarım, yaramızı pansuman edecek pamuğu bile bulamayabiliriz! İşte karakışa girerken kapımızı çalan sorulardan bazıları bunlar. Sorular o kadar çok ki, cevap veren yok gibi! * * * Anladığımız o ki, Vatandaş bolluk, bereket, coşkulu günler

*- YALNIZ KUŞLAR İÇİN DEĞİL  YAŞAR EYİCE

Simurg Kuş Yuvası Derneği, ‘Havai fişekler olmadan da kutlama yapılır!’ çalışmasını başlattı. ‘Kutlamalarında kullanılan havai fişekler pek çok kuşun kalp krizi geçirmesine ya da havai fişeklere maruz kalarak yanmasına sebep oluyor.’ diyen  Simurg Kuş Yuvası Derneği ayrıca, kedi ve köpeklerde de korkuya bağlı anksiyete bozukluğu yaratan havai fişeklerin yasaklanması için kampanya başlattı. Biliyorsunuz,  birçok asker ve görevliyi kaybettiğimiz MUSİAD başkanının havai fişek fabrikasındaki patlamalardan sonra İzmir ve İstanbul başta olmak üzere birçok CHP’li belediye ‘Kutlamalarda havai fişek kullanmayacağız’ açıklamasını yapmışlardı. Sakarya’da havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama göstermiştir ki üretim aşamasından itibaren havai fişek tüm yaşamı tehdit etmektedir. İşte bu kuş derneğinin yönetimi, CHP dışındaki belediyeleri de dikkate  alarak. ‘Havai fişekler tamamen yasaklansın. Bu ilkel ve ölümcül eğlence artık son bulsun.’ diyorlar. Bir anımsama yapayım: 2020’yi bitirip

Siyasetin Güleryüzü; ERDAL İNÖNÜ / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

Önce bir anı... 1991 seçimleri, erken bir seçimdi.. Erdal İnönü, yine bölgesi İzmir’de propaganda çalışmalarındaydı. Ben de Günaydın Gazetesi muhabiriydim o günlerde. (O dönemin Günaydın'ı,  sıkı muhalefet yapan, bir gazeteydi.) Erdal İnönü’nin konakladığı otel, Kordon'daki İzmir Palas’tı. Günümüzün SÖZCÜ yazarı, Günaydın’ın o günlerdeki Genel Yayın Yönetmeni Rahmi Turan, bazı soruların sorulmasını istemişti İnönü’ye. Görev benimdi. Otelde gayet nazik bir şekilde karşılamış, soruları yanıtlamış, ardından da “Sandıkta Güller Açacak” rozetini yakama takmıştı. Bu rozet, bugün itina ile sakladığım bir armağandır... **** Erdal İnönü... Erdal Bey... Kısır siyasetimizde çok farklı bir portreydi o! Ona göre; "Demokrasi nefes gibiydi, terkettiği bünyeye de tekrar geri dönmezdi!.." Hep gülümseyen yüzüyle anımsadığımız İnönü incelik ve sadelikti, uzlaşma kültürünü benimsemişti politikada. Toplumun her kesiminin saygınlığını kazanmış bir örnek figürdü!.. Erdal İnönü, siyasetin derin/kalıcı izler bırakan en mütevazı yıldızıydı. Kucaklayıcıydı, pozitif enerji yayardı çevresine. Düzeyli onurlu asil zarif,

Amerikan edebiyatının melankolik prensesi…. Sylvia Plath

“Benim için, şimdi sonsuzdur; sonsuzsa durmadan değişir, akar, erir… Hayatsa şu andır… Geçip gittiğinde artık ölmüştür… Ama her yeni anda sil baştan başlayamazsın. Ölmüş olana göre yargılamak zorundasın. Tıpkı bir bataklık gibi daha en başından umutsuz… Bir öykü, bir resim biraz merak uyandırabilir ama yeterince değil, yeterince değil. Şu andan başka hiçbir şey gerçek değil ama ben yüzyılların ağırlığı altında boğulduğumu hissediyorum… Tıpkı şimdi benim yaptığım gibi; bir zamanlar, yüzyıl önce bir kız yaşıyordu. Şimdiyse ölü… Ben şimdiyim ama biliyorum, ben de göçüp gideceğim. Zirvedeki o an, ani bir parıltı gelir ve seni alıp götürür, sonrası süregelen bataklık. Ama ben ölmek istemiyorum…” demişti bir yazısında ama 11 Şubat 1963’te, henüz 31 yaşındayken bu hayat O’na ağır geldi ve Londra’da, gaz fırınına başını sokmak

*- ‘HER CUMHURİYET, CUMHURİYET DEĞİLDİR!’  YAŞAR EYİCE

Önceki Kültür Bakanlarından Suat Çağlayan, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında bir okulda yaptığı konuşmada Atatürk’ün tek adam olmak yerine ülkesi için laik Cumhuriyeti seçtiğini ve 100 yıl önce yaptığı seçimin ne kadar doğru olduğunun bugün çok net olarak görüldüğünü söyledi. ‘Her Cumhuriyet laik Cumhuriyet değildir!’ diyen Çağlayan İran’da başını açtığı için öldürülen Mahsa Amini olayını örnek gösterdi. Prof. Dr. Suat Çağlayan’ın ‘Her Cumhuriyet Laik Cumhuriyet değildir!’ deyişi aklıma İzmir Namık Kemal Lisesi’nin iki unutulmak öğretmenini anımsattı. Biri büyük Atatürkçü ‘Kaplan Kadın’ olarak bilinen Kimyacı Belkıs Hanım… Çok önemli anıları var. Namık Kemal Lisesi’nin o zamanki mezunlarından Usta Gazeteci Ünal Tümin, Gürkan Ertaç, Dr. Şaban Acarbay başta olmak üzere önemli yerlerde önemli görevlerde bulunan onlarca mezunu iyi bilirler, hâlâ o günün heyecanıyla anlatırlar. Yine Namık Kemal Lisesi’nin o

BÖYLE BİR MÜJDE GÖRÜLMEMİŞTİR; ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

“EFENDİLER! YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ.” Tam 99 yıl evvel bugündü. Yer; Çankaya Köşkü’ydü. Gazi Mustafa Kemal Paşa, yol arkadaşlarına söylüyordu; “Efendiler! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” 1921 Anayasası’nın bazı maddelerini de değiştiren kanun tasarısı da gündemindeydi. İsmet Paşa’yla da bunu görüştü o gece. Dört yıl sonra. 1927. Büyük Önder NUTUK’ta o günü anlatıyor; “28 Ekim günü geç saatlerde, toplantı halinde bulunan Parti (Cumhuriyet Halk Partisi) Yönetim Kurulu tarafından davet edildim. Parti Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Bey’di. Fethi Bey, parti adına Yönetim Kurulu’nca bir (Bakanlar Kurulu) aday listesi hazırlandığını ve bu konuda Parti Genel Başkanı olarak benim de görüşümün alınması uygun görüldüğü için toplantılarına davet ettiklerini bildirdi. Hazırlanan listeye göz gezdirdim. Bence uygun olduğunu, ancak, bu listede adları bulunan kimselerin de görüşlerinin alınması, kabul edip etmeyeceklerinin sorulması gerektiğini söyledim. Bu teklifim

*- MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN / YAŞAR EYİCE

 Değerli okuyucularım; Yine üzücü bir haber ile yazıma başlıyor. Büyüklerimin söyledikleri gibi, ‘Sebep olanları Allah kahretsin!’ Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan askerimiz Piyade Uzman Çavuş Faim Bozkurt'a Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı ve sabır diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun! İçim yanıyor dostlar, içim yanıyor… Şehitlerimiz için, üzüntümü anlatacak sözcük bulamıyorum. Afola! *- BANA ANLATMASINLAR Merhaba Cumhuriyetçiler! Hepinize merhaba… Bazılarımız, belki de haklı nedenlerle karşılar… Ama bu kez, yani bugün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı şerefine İzmir’de toplu ulaşım araçlarındaki tarife 1 Kuruş… Sadece bir kuruş… Acaba hangimizde bir kuruş var? Cebimizde ‘beş kuruş’ bile yok… Dilenciler bile ’10 lira versene!’ diyor, avuç açtıklarında… Önceki bir yazımda; çocukluklarımızdan söz etmiş, yüz para olarak bildiğimiz 2,5 kuruşu anlatmıştım. Hızımı kesemeyip, ’10 paralıklar’ ile ’40 paralıkları’ da dile getirmiştim. Tarihten bir kesitti… *- ATIP TUTMAYIN Biz cumhuriyetçilere karşı Atatürk düşmanları, laiklik karşıtları, Osmanlı ve Arap hayranları

RADYO , TV VE GÜZEL TÜRKÇE EFSANESİ: H A L İ T K I V A N Ç / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

Mesleğinde doruğa çıkmış en ünlüydü Halit Kıvanç. Bir medya profesyoneliydi, bir tarih, yaşayan efsaneydi o! Radyoyu, televizyonu ve futbolu, zarif diksiyonuyla kusursuz Türkçesi'yle güzelleştirendi o! Maç anlatırdı, bayılırdık. Nice zaferleri onun sesiyle yaşadık. Çocuktum, 1966'da Yavru Ayhan ve Buldozer Fevzi'nin golleriyle futbol tarihimize geçen Moskova Zafer'ini radyoda onun sesinden dinlediğini dün gibi anımsarım. **** Televizyon da öyle. Bir bakarsınız eğlence, bir bakarsınız yarışma, bir bakarsınız defile sunmuş. Gelmiş gazetede yazısını yazmış. (Yıllarca Milliyet'te, Hürriyet'te yazılarını keyifle okurduk.) Türk televizyon tarihinin ilk bilgi yarışması programı "Bildiklerimiz Gördüklerimiz Duyduklarımız"ı sunandı. Sesi, üslubu ve nezaketiyle bir ekoldu o! Bir koltukta birden fazla karpuz taşıyandı Halit Kıvanç Usta. Mikrofon aşkı tükenmez, zaman zaman daktilosunu bastırmıştır ustanın... **** BBC'de çalışan Halit Kıvanç'a 1963'te 5 yıllık sözleşme teklif edilmiştir. Can Yücel de o sırada BBC'dedir. Halit Kıvanç "Ben öğrendiklerimi memleketimde uygulamak için gitmek istiyorum" dedi