6 Okunma

 Çankaya’da posterler değişti… YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

 Çankaya’da posterler değişti…

Erdoğan ile Binali’nin yerini Muharrem İnce ile Meral Akşener aldı…

YAŞAR EYİCE

*-

Bayram geldi…

Şehirler boşaldı…

Marmaris, Fethiye, Bodrum gibi turistik ilçelerime giriş sorun oldu…

Binlerce araç saatlerce kuyrukta beklemek zorunda kaldı…

Yani ‘cehennem azabı’ çekti insanlarımız…

Seçimleri ‘Çantada keklik’ görenler, örneğin AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan, teşkilatına talimat verdi, ‘Bu iş bu kadar kolay değil, hemen tatilcileri de geri çağırın….’

Bu hesabı yapan kimdi?

Hani Babayiğit gibi ortalarda dolaşan ve ‘Hodri Meydan’ diyen de kimdi?

Birden ne oldu da, ‘Aman geri dönün!’ mesajları yayınlama başladı…

Bunu daha önce CHP yapıyordu…

Şimdi kendinden eminler…

Çünkü görünen köy kılavuz istemiyor.

Bayram sabahı, namazdan hemen sonra Gazeteci Murat Eştürk aradı…

Bayramlaştık…

Bu arada ben de tüm okuyucularıma ve dostlarıma sesleneyim:

Milli va Manevi değerlerimize sıkı sıkıya sarıldığımız, farklılıklara saygı, hukukun üstünlüğü ve adaletin var olduğu, Cennet gibi bir vatanda yaşadığımızın farkına vardığımız, birbirini seven, insana, hayvana, har canlıya değer verilen, umutlarımızın her  daim yeşerdiği bir Türkiye umuduyla Bayramınızı, bayramımızı en içten dileklerime kutluyorum.

Sevgiyle kalın…

Sevdikleriniz ve sevenlerinizle kutlayacağınız, aydınlık yarınlarda buluşacağımız nice bayramlar dilerim.

Hep birlikte, bir arada sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar…

Usta Gazeteci Murat Eştürk daha sonra sözü güncele yani politikaya getirdi…

‘Hatırlar mısın?’ dedikten sonra izmir’in merkezi Çankaya’yı anlattı…

Burada 2015 yılında iki büyük dev poster asılıydı…

Onur işhanı ile onun karşı köşesindeki binada:

Bu posterler; Recep Tayyip Erdoğan ile son Başbakan Binali Yıldırım’a aitti…

Ya şimdi…

Köprülerin altından fazla su akmadı ama bu iki dev posterin yerini kimler aldı?

Biri Atlas Otel’in orada Muharrem ince’nin, diğeri de Bitpazarı girişinde Meral Akşener’in…

Yani gelecek belli oldu…

Diğerleri ise sadece, ‘Aman tatilden geri dönün!’ çağrıları yapıyor…

Bu arada bir konuşmadan da söz etti, Murat Eştürk:

Üç dört gün önce ESHOT otobüsündü, Kıbrıs Gazisi olduğunu belirten bir vatandaş, ‘Siz bilmezsiniz, ben Rizeliyim… Bir uzun adam vardı komşumuz, onu hiç tutmazdık, çünkü; bir dediği diğerini tutmazdı!’

Acaba böyle insanlar, politikacılar var mı içimizde?

Sanmıyorum..

Herhalde hepsinin özü sözü doğrudur CHP’nin adayı Muharrem İnce gibi…

Ha sahi Murat Eştürk gibi Bayram Sabahı saat 07.00’de arayan iki kişi daha vardı, biri Süleyman Soylu, diğeri Berat Albayrak…

Saate baktım Süleyman’ın Haziran ayında bu beşinci mesajı…

Süleyman Soylu’yu son gördüğümde Bebek’te, seçim otobüsünün içinde idi…

19 Mayıs’ta…

Her nedense hiç ama hiç kimse ne el salladı, ne de ayağa kalktı…

Hatta birçok kişi sandalyesini ters çevirdi…

Sadece İBB’nin otopark görevlisi işini bırakıp el sallayarak bir süre yanlarında koştu…

Ama şimdi onun da koşacağını sanmıyorum…

*- Şeker değil, meyve!

Bugün Bayram…

Bir ay boyunca oruç tutan, namaz kılan, dua eden doğru ve dürüst insanlarımızın başta olmak üzere, tüm inananların ve Müslüman kardeşlerimin Bayramını yürükten kutluyorum.

Şimdi herkes Bayram ile ezberlediğimiz konuları dile getirecekler.

Başta yemek olmak üzere, ‘Aman dikkat!’ diyerek sözlerine başlayacaklar.

Ama asıl gerçeği gözden kaçıracaklar…

Çünkü; Ramazan ayı nedeniyle bu Bayrama ‘Ramazan’ adı verdiğimiz gibi, şeker ikram edildiği için ‘Şeker Bayramı’ da deniliyor…

Biz de çocukken ayrıca büyüklerimiz, mendil içinde kâğıt para da verirdi,

Tabii ki bu arada ’Mendili aç!’ uyarısını da yaparlardı…

Aslında tam yeri…

‘Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut!’ anekdotunu anlatacaktım ama yer sıkıntısı nedeniyle, herhalde büyüklerimiz bu nedenle, ‘Mendilin içine bak!’ diyerek, dikkatimizi çekerlerdi.

Ya zamanımızda…

Mahallenin çocukları toplanıyor ve hane hane gezerek, ‘Elinizi öpeyim!’ diyerek, harçlık istiyorlar…

İnsanımızın hali ortada…

Memleketin hali de!

Yani; ekonomik sıkıntı ailelerimize kadar indiği için, sadece ve sadece bir noktada yasak savar şeklinde, çocuklara ‘şeker’ vererek gönderiyoruz…

Bu ne demek?

Bu, çocuklarımızın şekerle zehirlenmesi demektir…

Yani bilerek daha çok bilmeyerek, yavrularımızın sağlığıyla oynuyoruz böylece geleceğimizi de tehlikeye atıyoruz.

Konuyla ilgilenen çok insanımız ve kuruluşumuz var…

Bu ‘gıda dedektifleri’ doğruyu, gerçekleri bilmemiz için sürekli uyarı yapıyorlar…

Biz biliyoruz da yetkililer biliyor mu?

İşte bunu bilmiyorum.

Gıda ile ilgisi olmayan birçok mağazada yüksek oranda mısır şurubu içeren şekerlemeler çocukların görebileceği konumda açıkça satılıyor. Çocukların sağlığını tehdit eden bu uygulamaya karşı çıkmamız şart…

Kampanyaların muhatabı tabii ki 24 Haziran’a kadar Başbakan Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan..

Yani en yukarıdakiler…

Diğerleri saymıyorum…

İsimlerini saymayacağım…

Hepimiz biliyor ve görüyoruz:

Ünlü giyim mağazaları ve bazı kitapevleri başta olmak üzere gıda ile ilgisi olmayan birçok mağazanın kasalarında, çocuk kitapları veya çocuk ayakkabı reyonlarında yüksek oranda Mısır şurubu içeren yumuşak şekerlemeler ve çeşitli gıdalar çocukların erişebileceği yükseklik ve konumda açıkça satılıyor.

Alışveriş sonunda kasada satış devam etmekte, hatta bazı mağazalarda belli bir alışveriş yapıldığında bu ürünler ücretsiz olarak dağıtılıyor.

Yani cebimizdeki bozuk paralara bile böylece el koyuyorlar.

*- Kimler?

Sağlık Bakanlığı’nın ‘Kırmızı etiket’ ile sınıflandırdığı ve çocuklar için açıkça sağlıksız ilan ettiği bu ürünlerin reklamları kanun çerçevesinde yasaklandı.

Fakat adı geçen ünlü firmalar başta olmak üzere birçok giyim ve kitap mağazası bu uygulamalarla kanuna karşı açıkça meydan okuyor.

Açık ve net olarak biz de söyleyelim,

Bu bir çocuk istismarıdır.

Bu bir tuzaktır.

Bu sağlıklı beslenmeye karşı bir savaştır.

Bu çocukların temiz duygularının kirletilmesidir.

Bu kural tanımazlıktır,

Bu Sağlık Bakanlığı raporlarına ve yasaklanan reklam kampanyalarına karşı bir meydan okumadır.

Bu, paramızla her yere gireriz, çocuklarınızı hiç ummadığınız anda yakalarız demektir.

Bu açıkça tacizdir.

Bugün Bayram olduğu için bu soruna alet olmayalım…

Yani çocukları şeker ikramının dışında mutlu edelim…

En azından birer mendil vererek…

*- Sağlıklı nesil için…

Bu ve benzer uygulamaların bir an önce durdurulması ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin teminatı olan çocuklarımızın sağlıklı gelişimlerine destek olunması gerekiyor.

Buna ek olarak; bu firmaların Bakanlık tarafından belirlenen bir süre için ücretsiz meyve veya kuru meyve dağıtması gibi uygulamalar gündeme getirilmeli ve çocuklarımız sağlığı bu tarz tuzaklardan korunarak devlet teminatına alınmalıdır.

Yani mendilin yanında, Bayram kutlaması içinde meyve kuru meyve ikramı da yapabiliriz.

***-

GÜNCEL

*- Neyin peşindeyiz!

Dünyanın lider dijital pazarlama platformu SEMrush, Türkiye’nin önde gelen 4 ana sektörünü mercek altına aldı ve arama motorlarında üst sıralarda çıkmak için en fazla talep gören anahtar kelimeleri belirledi. Buna göre Türk tüketici, hızlı kredi çekip gayrimenkul fırsatlarına bakıyor, kiralık araç ve akıllı telefon modellerini araştırıyor.

Yani; kolay kredi ve araç kiralamanın peşindeyiz

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir cevap yazın