maltepe escort kurtköy escort

Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > Bugün Pazar Ertesi / BAHA AKINER

Bugün Pazar Ertesi / BAHA AKINER

Sosyal Medyada Paylaş

Bugün Pazar ertesi dostlar! Kime ve neye göre; önünü, sonunu bilmem de, hafta başladı diyorlar… Bu bir hafta başı yazısıdır…

“Bugün Pazar!

Bugün; beni ilk defa, güneşe çıkardılar…

Ve ben… Ömrümde ilk defa, gökyüzünün; bu kadar benden uzak, bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak, kımıldamadan durdum…

Sonra, saygıyla toprağa oturdum. Dayadım sırtımı duvara…

Bu anda, ne düşmek dalgalara;

Bu anda, ne kavga, ne hürriyet, ne karım…

Toprak, güneş ve ben… Bahtiyarım!…” demiş ya Nâzım. Her Pazar dediğimiz gibi. Haykırmış, özgürlüğü ve yaşama sevincini…

152185443-2554745634823441-3145745796084378943-n.jpg

***

Bugün Pazar ertesi dostlar!

Kime ve neye göre; önünü, sonunu bilmem de, hafta başladı diyorlar…

Bu bir hafta başı yazısıdır…

Bu hafta başında hava biraz da serinledi ama güneşe baktığında hâlâ yakmakta, hâlâ insanın içine Umut dolmakta. Bazı yerlerde görüyorum; güneş ayrılmış coğrafyadan, soğukmuş, kar yağıyormuş. Güneşimiz içimizde öncelikle, güzellikler için bitmeyen-bitmeyecek kavgamızda-mücadelemizde. Bakmayın bugün, yine Mersin’de açtığına. Yarın orada, şurada, burada, tüm yaşam alanında. Beklersen ve sabredersen, yine ve hep ve daima…

Güneşimiz tek dostlar!

Güneşimiz tüm dünya can’lılarına!…

Dün ben; yine, yeniden, Usta’nın yaptığı gibi aynı, her Pazar yaptığım gibi güneşe çıktım…

Yine, yeniden bize hediye; yaşanması gereken bu gününve özgürlüğün tadını çıkardım…

Şimdi yanımda olan, olmayan; tüm Sevdiklerimi ama hepsinin alayını karıştırdım, hepsini güzelliklerle andım…

152495413-2554745568156781-5886637769814005821-n.jpg

***

Bu bir hafta başı bahâneli Pazar Ertesi Edebiyat yazısıdır dostlar…

Nâzım’ın; “Bugün Pazar” Şiir’ini; kronolojik ve yüreksel, imgelerden arındırılmış ve bizzat yaşanılmış süreçle nasıl yazdığının araştırmasıdır aynı zamanda…

Piyasa yazısı değildir! Tamamen kendimden menkûl, bizzat kendimden özgündür. İlgilileri tarafından okuna. Buyurun gönül hâneme, itinayla damıtılıp kalemimden dökülenlere…

152295429-2554745468156791-4785229815190214973-n.jpg

***

1930’da tanışıp, 1931’de evlenmeye karar verdiği halde; kovuşturmalar, tutuklamalar yüzünden olanak bulamadığı, Piraye ALTINOĞLU ile 31 Ocak 1935’te evlenir Nâzım…

Piraye’nin ilk kocasından iki çocuğu vardır…

İçinde insan ve çocuk Sevgi’sini barındıran Nâzım; her Sevdiği kadının çocuklarına davrandığı gibi, Sevdiceğinin bu iki çocuğuna da, kendi çocuğu gibi bakar, korur, kollar, ilgilenir. Dört kişilik bir ailenin sorumluluğunu yüklenir…

Akşam Gazetesi’nde, Orhan Selim takma adıyla fıkralar yazmaya başlar. Yine takma adlarla, gazetelerde tefrika edilmek üzere romanlar yazar. Bir yandan da; İpek Film Stüdyosu’nda Senaryo Yazarlığı, Dublaj Yönetmenliği, Film Yönetmenliği gibi çeşitli işler yapar…

152515754-2554745991490072-6889953401667247562-n.jpg

***

1935’te “Taranta Babu’ya Mektuplar” adlı Şiir kitabını yayımlar…

TARANTA BABU’YA BEŞİNCİ MEKTUP

YAŞAMAK…

Ne acayip iştir ki, okur gibi yaşamak.

Bu ne mene gidiştir ki, Taranta-Babu…

Bugün bu;

“Bu inanılmayacak kadar güzel”

Bu anlatılamayacak kadar sevinçli şey:

Böyle zor;

Bu kadar,

Dar…

Böyle kanlı,

Bu denlü kepaze…

152877043-2554745601490111-3537336249022194664-n.jpg

***

Yine 1935’te “Unutulan Adam” adlı oyunu, Darülbedayi’de sahneye konulur. 1936’da İSE “Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı” adlı Şiir kitabı ile “Alman Faşizmi ve Irkçılığı” adlı çeviri derlemesi yayımlanır…

SİMAVNE KADISI OĞLU ŞEYH BEDREDDİN DESTANI

Yağmur çiseliyor!

Korkarak;

Yavaş sesle,

Bir ihanet konuşması gibi…

Yağmur çiseliyor!

Beyaz ve çıplak mürted ayaklarının;

Islak ve karanlık toprağın üstünde, koşması gibi…

Yağmur çiseliyor!

Serez’in esnaf çarşısında;

Bir bakırcı dükkânının karşısında,

Bedreddin’im bir ağaca asılı…

152867929-2554746434823361-4585214790621277024-n.jpg

***

İkinci Dünya Savaşı öncesinde; Sağcı ve solcu yazarlar arasındaki gerginlik, basın organlarında karşılıklı suçlamalar birbirini izler…

1936 sonunda; bildiri dağıtmak suçlamasıyla, 12 kişiyle birlikte yine tutuklanır Nâzım…

1937 Nisan’ında; duruşmaların tutuksuz yapılmasına karar verilmesi üzerine, serbest bırakılır…

17 Ocak 1938 gecesi; akrabası olan Celalettin Ezine’nin evinde otururlarken, gelen polislerce yine tutuklanır…

Ardından, Ankara Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilir. Askeri kişileri üstlerine karşı isyana teşvik suçuyla, 15 yıl ağır hapse mahkûm edilir…

Ancak; bu kez de, Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde yargılanacaktır. 10 Ağustos 1938 günü başlayan davada, askeri isyâna teşvikten 20 yıl ağır hapse mahkûm olur. İki cezası birleştirilir ve 35 yıla çıkar. Mahkeme, bunu çeşitli gerekçelerle 28 yıl 4 aya indirir…

1 Eylül 1938’de; tam 18 ay yatacağı, İstanbul Tevkifhanesi’ne gönderilir…

İşte burada; muhtemelen 11 Eylül 1938 Pazar günü, dostu Vedat Günyol ziyaret etmek ister Nâzım’ı. Gerekli izinleri alır…

Yedi tepeli dünyanın en güzel şehrinde; şehr-i İstanbul’da, yine-yeniden yüreklere Umut olacak, pırıl pırıl bir güneş açmıştır…

Nâzım Hikmet, misafiriyle görüşmek için bir gemiye bindirilir. Gemi iskeleye yanaşırken Vedat Günyol, uzaktan Nâzım’ı görür…

Nâzım dalgın bir şekilde, elinde bir kâğıt parçasıyla güvertede durmaktadır. Bir süre sonra düşünceli bir şekilde, sallana sallana yürümeye başlar. Sonra uzuun uzuun gökyüzüne bakar. Elindeki kâğıda bir şeyler yazarak, güvertede bir yere oturur…

Askerler, Vedat Günyol’u gemiye alırlar. Nâzım, Vedat Günyol’un geldiğini fark etmemiştir. Vedat Günyol; Nâzım’ın yanına yaklaşır, eğilir. Nâzım soğukkanlılıkla gülümser…

İlk cümlesi, “Vedat, bir Şiir’e başladım…” olur…

152996408-2554746014823403-7722487194063841390-n.jpg

***

Nâzım’ın o Pazar günü; cebindeki not defterine yazdığı Şiir, biraz farklıdır şimdiki bildiğimiz hâlinden. Not defterindeki karalaması ise şöyledir:

“Bugün ilk defa güneşe çıkardılar beni!

Ve ben ömrümde ilk defa;

Güneşin benden bu kadar uzak,

Gökyüzünün bu kadar mavi,

Bu kadar geniş olduğuna şaşarak,

Kımıldanmadan durdum…

Sonra, saygıyla toprağa oturdum.

Dayadım sırtımı beyaz duvara.

Toprak, güneş ve ben…

Ve ben artık hiçbir şeyi,

Hattâ seni bile düşünmezken;

Takıldı birdenbire gözüm,

Birbiri ardınca bozkırın ufkundan sökülüp,

Ağır beyaz yelkenler gibi gelen bulutlara…

Birdenbire tuhaf bir hatıra:

Deniz…

Hürriyeti, ışıltısı, kokusu…

Ve işin en aşağılık tarafı şu ki yavrum,

Galiba yalnızlığa alışıyorum…

Artık;

Bana kâfi geliyor,

Zaman zaman,

Yerimden kımıldanmadan,

Bir…

Bir de bir kutu kibrit.

Bir paket sigara…

Sonra bir de bıyıklarımı çiğneyerek,

Düşmek dalgalara…”

Sonrasında bu muhteşem Şiir; Usta’nın kâh bazı kelimelerin, bazı cümlelerin üstünden, altından cetvellerle çizerek, kâh çerçeve içine alarak yaptığı düzenlemelerle hepimizin ezbere bildiği en üstte yazdığım şeklini alır…

152815810-2554746301490041-7958071848138609142-n.jpg

***

Bugün Pazar ertesi dostlar!…

Ve yine pırıl pırıl bir güneş var Mersin’de…

Hürriyeti, ışıltısı, denizin kokusu; Umut oluyor yüreklere…

Bakmayın bugün Mersin’de açtığına. Yarın orada, şurada, burada. Tüm yaşam alanında…

Güneşimiz tek dostlar!

Güneşimiz tüm dünya can’lılarına!…

Bugün ben, ertesi olmasına rağmen, aynı Pazar günü yaptığım gibi; yine, yeniden, güneşe çıktım…

Yine, yeniden bize hediye; yaşanması gereken bu günün ve özgürlüğün tadını çıkardım…

Şimdi yanımda olan, olmayan; tüm Sevdiklerimi ama hepsinin alayını karıştırdım, hepsini güzelliklerle andım. Tüm dostlarıma, gökyüzünden selamlarımı yolladım…

Siz, evet siz… Ortadaki… Yüreğimdeki siz, lütfen üstünüze alınınız… İyi ki varsınız…

152295429-2554745468156791-4785229815190214973-n-001.jpg

 

Bir cevap yazın

Top

casual encounters dubai my escort berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle doeda link