15 Okunma

Bizim Eski Mahalle! HÜLYA DİNCEL

Sosyal Medyada Paylaş

Geçmişe bakmadan ileriye doğru yaşamak  insana  umut vermiyor.

Gelecek geçmişte yaşanmışlıkların hayat verdikleriyle yeşerip şekilleniyor.

 

Çocukluğa dönüp yeniden günümüze gelmek  acı tatlı yüreğini ısıtıyor insanın.

Ne güzel bir çocukluk, ne çoşkulu bir gençlik, ne heyecanlı bir öğrencilik yaşadığımızı düşünüyorum.

Doğal,  içten, hoşgörü ve sevginin saygının doruk olduğu yaşamlar!

Teknoloji arttıkça  çoşkular  tükeniyor gibi geldi bir an.

Trende, otobuste, sokakta son günlerde komşulukta, arkadaşlıklarda  iletişimleri gördükçe de içimden;

_ ahhh eski günler diye bağırmak geliyor.

Gözümün önüne hemen  çocukluğumuzun geçtiği eski mahallemiz geliyor.

Sabah annemin;

_ hadi çocuklar yüzünüzü yıkayıp masaya diye seslenişi kulaklarımda.

Biz okul önlüklerimizi  giyerken anacığım masayı toplayıp  bahçeyi sonra evin önünü süpürmeye başlamış olurdu bile.

Sokaklar  , çiçekler sulanır  herkes kapısının önünü temizlerdi.

Her kapıda  mutlaka boy boy sardunyalar, küpe çiçekleri olurdu.

Tabii biz o arada okul yoluna düşmüştük.

Tüm  aynı sokakta oturan çocuklar  meydandaki ulu  çam ağacının altında birleşirdik.

En büyüğümüz sayardı eksik varsa fırlar evine gider yoklardı.

Sonra elele güle oynaya oynaya yaklaşık  iki km uzakta ki okulumuza giderdik.

Okullar Bornova merkezdeydi.

Dokuz Eylül , Kars, Hilal İlk okulları vardı.

En yakın okul  önünden  iyi dersler dileyerek dağılırdık.

Çıkışta en yakın okul önünde hepimiz birleşir yine koşturmaca oynayarak eve dönerdik.

O zaman okul servisleri yoktu!

Bu defa şefkatle öğretmenimiz sayardı  bizleri.

O zaman çocuk tacizleri yoktu!

O zaman çocuklara tecavüz yoktu!

Çocuklar gece geç saatlere kadar sokakta saklanbaç, yakan  top oynaya bilirlerdi.

Yaşamın tadına doyulmazdı akşamları.

Bahçe sinemaları vardı.

Tüm mahalle  bahçe sinemalarına giderdik.

Tanrım  bahçe sinemasında çiğdem çitlemenin  güzelliği nasıl anlatılır acaba?

Ya arada gazoz  kuyruğuna girmenin heyecanına ne demeli?

Sinemaya gidilmediği günlerde ise   yemekten sonra kapı önünde oturulurdu.

Gelsin çaylar, karpuzlar, çiğdemler.

Ne keyif , ne keyif.

Komşu komşudan soğan da isterdi, kibrit te, ekmekte…

Ekonomisi bozulan komşu anında hissedilir, sırayla yemek götürülürdü.

Yaşlılara saygı doruktu, doruk.

Asla otobuste  yaşlı ayakta kalmazdı.

Yani şimdilerde olduğu gibi gençler gözlerini kapatıp cama kafa dayamazdı.

Mevsim geçişlerinde temizlikte komşular imece yapardı.

Çocuk evlendirene  veya özel durumu olana dayanışma yapılırdı.

Ohhh beee geçmişi hatırlamak iyi geldi.

Size de iyi gelir umarım sevgiler sevgili okurlarım.

 

 

Bir cevap yazın