23 Okunma

Biz ne dedik? Yaşar EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Biz ne dedik? Yaşar EYİCE

Önceki yazımı bitirirken, elimde ‘Osmanlı ve Türklük’ konusunda çok daha fazla doküman olduğunu zaman zaman bunları paylaşacağımı söylemiştim.

Serdar Çınar, Suavi Tuncay ile Muzaffer Tezel ‘ilgi ile’ okudukları yazıdan sonra, ‘Daha ne duruyorsun?’ dediler.

Mehmet Toptaş ile Sezgin Can da ‘Bekliyoruz!’ deyince, biraz daha anlatma ihtiyacı ortaya çıktı.

Eskişehirli Serdar ise ‘Burayı iyi oku vatansız!’ dedikten sonra, şu notu göndermiş:

‘Hiç birimiz; Laz’ız, Çekrez’iz, Efe’yiz, Yürüğüz, Gürcüyüz demedik.

Biz sadece; ‘Türk’üz’ dedik!

İşine gelmiyorsa böyle yaşam, her şeyini toplayıp gideceksin, paşam!’

Ne demiş şair;

‘Sevmek söz söylemek değil, bütün zor şartlara rağmen sahip çıkmaktır. Kötü günde sarılmak, iyi günde güven vermektir.’

Şimdi dünün devamına geleyim:

Birde şair Fuzuli’nin bir şiirinin son mısrasında neler dediğine bir bakalım;

‘Fuzuli gökten yere insen san yer yok,

Yürü var gel, ya Araptan,Ya Acemden’

*- Lakabımız neydi?

Birinci Dünya savaşı sırasında Yakup Kadri yurtdışındadır.

Onun satırlarından aynen alıntı yapıyoruz.

‘Bir Mayıs sonu ya da Haziran başı idi.

Bağımsız fakat bütün kalbi ile İttifak devlerinin zaferini kutlayan bir Avrupa şehrinde, başım eğik, gözlerim yaşlı dolaşıyordum.

Yüreğimde derin bir uçurum, kafam bir cehennemdir.

Gün geçmiyor ki bir mağazada, bir lokantada Türk olduğum anlaşılınca acı bir alay edilme veya ağır bir hareketle karşılaşmayayım.

Lakabımız; ‘makak’tı (Bir çeşit şempanze maymunu türü).

Gönül verdiğimi genç kızlar Türklüğümüzü sezince bizden iğrenip kaçıyordu.

İşte o şehrin bu cehennem atmosferi içinde, bir gün, yılgın çekingen dolaşırken, gözlerim ansızın, bir gazete satıcısının sergisinde, bir sürü gazete adı ve başlıkları arasında, iri harflerle dizilmiş şu satırlara ilişiverdi;

‘Bir Türk generali itilaf kuvvetlerine karşı yeniden harbe hazırlanıyor.’

Titreyerek gazeteyi aldım.

Yürürken, okuyorum;

‘Mustafa Kemal Paşa isminde bir Türk generali.’ (Yakup Kadri Karaosmanoğlu,Atatürk 1971 sy24,25).

*- Yurdakul’u okusunlar…

Yazımıza Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir hatırası ile bir nokta koyalım:

Şair Mehmet Emin Yurdakul’un ilk def, Manastır askeri idadisi’nde öğrenci iken okuduğum , ‘’Ben Bir Türküm, dinim, cinsim uludur’ mısrası ile başlayan manzumesinde, bana ilk gençliğimin gururunu tattıran, ilk manayı bulmuştum.

Fakat ben asıl, orduya ilk katıldığım günlerde, bir Arap binbaşı’nın Kavm-i Necip evladına sen nasıl kötü muamele yaparsın’’ diye tokatladığı bir Anadolu çocuğunun iki damla gözyaşında Türklük şuuruna erdim.

Onda gördüm ve kuvvetle duydum.

Ondan sonra Türklük benim derin kaynağım, en derin övünç menbaım oldu.

Benim hayatta yegane fahri servetim Türklük’ten başka bir şey değildir. (Türk ve Türklük,TSE sy19)

*- Erittiklerini sandılar!

Bu arada bir hatırlatma yapayım:

Osmanlı idaresinde Türk halkı, bir ‘millet ruhu ve şuuru’ ile beslenmemiş, Arapların imtiyazlı bulunduğu, bir ‘ümmet’ kişiliksizliğinde eriyip gitmiştir.

1912 yılında Sebilürreşat dergisinde çıkan bir yazıda ‘Türk’ kelimesinin kullanılması, dinsizlik, kâfirlik sayılıyordu.

‘Türk Hükümeti’, ‘Türk Ordusu’, ‘Türk Ülkesi’ deyimlerinin Osmanlı halkı üzerinde rahatsızlık yarattığı biliniyordu.

*- Öğrenmemizi istemediler!

Üniversite de profesörlük de yapmış olan Ahmet Naim, ‘İslamda Davai Kavmiye’’ adlı kitabında, Türk’e karşı savaş açılmış ve ‘Türkün geçmişini bilmesine ve öğrenmesine ihtiyaç yok, gerekli olan şeriatı öğrenmektir’ demiştir.

Yabancılara sığınan ‘Soysuz Mustafa Sabri Efendi’ ise Türk’e Türklük benliğini vermek isteyenlere ‘soysuzlar’ yakıştırmasında bulunmuştur.

Osmanlı yönetiminde, devletin en yüksek yürütme organları Türk’e kapalı tutulmuş, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderun okullarına Türkler alınmamışlardır.

*- Hala ‘Barbar’ demiyorlar mı?

Falih Rıfkı Atay, ‘Batış Yılları’ adlı eserinde şunları yazıyor.

‘Kendime ilk defa ne zaman Türk dediğimi hatırlamıyorum.

Bizim çocukluğumuzda Türk kaba ve yabani demekti.

İslam ümmetinden ve ‘Osmanlı’ idik.

İlmihallerde baş dersimiz; Din ile milliyetin bir olduğunu öğrenmekti!’

Beyoğlunda yan sokakların çoğunun adı Fransızcadır ve Fransızca yazılmıştır.

Büyük Kulüp’ün adı ‘CErlced Orient’dir.

Dili Fransızcadır.

İçimizde; şimdi olduğu gibi Türklüğünden utanan, Türklüğünü saklayan alfrangalar vardı.

Bir göbek, çoğu iki, nihayet üç göbek öncesi Anadolu’nun bir kasaba veya köyünden çıkan bazıTürkler, Saraya yahut Babıaliye çıkınca ilk işleri soylarını da, soyadlarını da unutmak oluyordu.

Bilmem bu size bazı şeyleri konuları, insanları, hainleri hatırlatıyor mu?

Ya da halkı beğenmeyip, kendilerini bir şey sananları görmüyor muyuz?

Okullarda Arapa Arap, Arnavuta Arnavut, Ruma Rum fakat kendimize Osmanlı denirdi.

Hatta şimdi bile bazı yerli ya da yabancı bilim adamları, aynı ifadeyi kullanıyorlar.

Osmanlı’nın özünü ve içindeki Türkleri hep yok sayıyorlar.

*- Öz be öz Türk halkı…

Şunu asla unutmayalım:

Osmanlı devletini kuran, başlangıcından sonuna kadar her türlü zahmetini, eziyetini çekip, uğrunda can verip kan akıtarak, her türlü maddi ve manevi fedakârlıklarla asırlarca onu omzundan taşıyan, zaferlerin gerçek sahibi, yenilgili ve hicranlı günlerin masum ve mazlum tebaası özbe öz Türk halkıdır.

*- Duyarsız kalamayız!

Bir ara birlikte çalıştığım, sadece ve sadece ‘iyilik yapmak’, sorunlara çözüm bulmak için dünyaya geldiğine inandığım, Mehmet Aykırı’dan birkaç gün önce şu mektubu aldım…

‘Pınar’ denilince hep aklıma gelen Mehmet Aykırı mektubunda şu ön görüşü dillendirmiş…

‘24 Mart 2017 tarihinde Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’n da 103 promil alkollü ve aşırı hız yapan sürücünün kullandığı otomobille, hayata veda eden Bora Aşçılar’ın babası Osman Aşçılar, başka Bora’ların alkollü sürücülere kurbanı olmaması için savaşa başladı.

Öncelikle alkollü sürücülere karşı Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ‘Bora Yasası’nın çıkarılması için birçok girişimlerde bulundu.

Gönüllü olarak desteklediğim Osman Aşçılar, bütün toplumu ilgilendiren konuyla ilgili destek beklediğini ifade ediyor.’

Bekledim, acaba kim ‘Destek’ çıkacak diye…

Yandaşlardan çıt yok!

Onlar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, bazıları gibi takmışlar…

Bir de ‘Almanya’ gibi laflar ediyorlar.

Ne dediklerini, ne istediklerin kendileri de bilmiyorlar…

Çünkü; körler ve sağırları oynamaya devam ediyorlar.

Ama; ‘Başka BORA’lar Ölmesin’ kampanyasına İzmir Motosiklet Kulübü büyük destek verdi.

Bora’nın yaşadığı bu ölüm şekline duyarsız kalmayıp kampanyaya tam destek verdi.

Bora Aşçılar’ın anne ve babası acılarını bile yaşayamadan, başka Bora’ların alkollü sürücülere kurbanı olmaması için savaşa başladı. Öncelikle alkollü sürücülere karşı Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ‘Bora Yasası’nın’ çıkarılması için birçok girişimlerde bulundu.

*- Çoğumuz hatırlarız

24 Mart 2017 tarihinde Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’n da 103 promil alkollü ve aşırı hız yapan sürücü Mehmet Emrah K. kullandığı otomobille, Rota Koleji’nde Lise öğrencisi olan ve çok iyi bir müzisyen olan 16 yaşındaki Bora Aşçılar’a çarparak ölümüne neden olmuştu.

Bora’nın ölümü bir kamuoyu davasıdır..

Bora Aşçılar’ın babası Osman Aşçılar, ‘Trafikte alkollü olarak yapılan her kaza bir cinayettir. Alkollü olarak yapılan kazalara, kaza demek tamamen hatadır…

Çünkü sürücü alkollü bir şekilde aracına binmiş ve bu cinayetin oluşumu için her şeye hazır durumdadır.

Yapacağı en ufak hata birçok can ve canlara mal olacağı açıkça bellidir. Buna bağlı olarak alkollü sürücülerin işledikleri bu cinayetler ve neden olanların kesinlikle Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanması gerekmektedir’ dedi.

*- 100’ün üzerinde…

İzmir ve ülke genelinde büyük yankı uyandıran Bora Aşçılar’ın kazası ile ilgili olarak, İzmir Motosiklet Kulübü, Bora’nın yaşadığı bu ölüm şekline duyarsız kalmayıp kampanyaya tam destek verdi. İzmir Motosikletçiler Kulübü üyesi 100’ün üzerinde motosikletçi 1 Temmuz 2017 Cumartesi günü Alsancak Gündoğdu meydanın da toplanıp, oluşturdukları kortejle birlikte Göztepe Üst Geçidi yakınındaki Bora’nın kaza geçirdiği yere karanfil bıraktılar.

Bunun ardından Bora Aşçılar’ın arkadaşları, change org. sitesinde ‘Başka Bora’lar Ölmesin’ sloganı altında imza kampanyası başlatarak 20 binin üzerinde imza topladılar.

***-

GÜNCEL

*- Down Cafe’ye destek

Yunus Karakaya, ‘+1 Fark ile Gölcük Down Sendromlular Derneği’nin yoğun bir çalışma temposunun ardından 1 Temmuz’da açılışını gerçekleştirdiği Gölcük Down Cafe hizmet vermeye başladı’ dedi.

Kuruluş amacı ile çok özel bir niteliğe sahip kafede Down sendromlu vatandaşlar çalışacak ve kafe, her türlü organizasyona da ev sahipliği yapacak.

Gölcük Down Cafe’nin açılışında konuşan +1 Fark ile Gölcük Down Sendromlular Derneği Başkanı Belgin Rumelioğlu Abanoz, kafeye ve açılışa olan yoğun ilgiden çok mutlu olduklarını ifade etti..

Sosyal Sorumluluk Ve Toplumsal Kampanyalara Verdiği Destekle Bilinen Es Group Çalışanları Gölcük Down Cafe’nin Açılışında Down Sendromluları Yalnız Bırakmadı.

*- Yastık altındaki altınlar için geri sayım başladı…

Ekonomi Gazetecileri Derneği için yapılan araştırmada, Haziran ayının ekonomi başlıkları belirlendi. Hükümet, vatandaşın yastık altı altınlarını ekonomiye kazandırmak için önemli çalışmalar yaparken, projenin hayata geçmesi için geri sayım başladı.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek yaptığı açıklamada, son iki yıldır zor bir dönemden geçtiğimizi belirterek Ortadoğu’da yaşanan sıkıntılar, darbe girişimi ve terör olayları nedeniyle Türkiye ekonomisinin büyük bir direnç gösterdiğini ve yükseliş durumuna geçtiğini kaydetti.

*- Haziran ayının da zirve ismi Nihat Zeybekçi…

Medya Takip Merkezi’nin Haziran ayı raporuna göre, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi 9 bin 11 haberle listenin zirvesinde yer aldı. Maliye Bakanı Naci Ağbal 7 bin 32 haberle ikinci sırada bulunurken, Mehmet Şimşek 5 bin 484 haberle üçüncü, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan 4 bin 602 haberle dördüncü sırada yer aldılar.


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Bir cevap yazın