Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > *- BİR FİRE BİLE YOK / YAŞAR EYİCE

*- BİR FİRE BİLE YOK / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Sevgili okuyucularım;

Yeni bir haftaya ve yeni bir aya Mayıs’a girdik.

Bugün ve bu ay hareketli geçecek.

Bugün ‘1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü!’

Yani bildiğiniz, bildiğimiz gibi ‘1 Mayıs İşçi Bayramı!’

Hepimiz işçiyiz, emekçiyiz…

Bir şekilde üretim yapıyoruz.

Emek olmadan, çalışmadan, terlemeden, koşuşturmadan hiç ama hiçbir şey olmaz.

Özellikle ‘kadınları’ hep ‘ağır işçi’ olarak gören ve düşünenlerdenim.

Tüm emekçilerin, yani halkımızın özellikle hak ve hukuk yolunda verdikleri onurlu mücadelenin yanındayım.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü kutlu olsun.

‘Emek en yüce değerdir’ bunu savunuyoruz.

Ama çalışanın emeğini sömürenlere, alın terinin karşılığını vermeyenleri de ama yasalar içerisinde üstü kapalı da olsa sizlere tanıtmaya çalışıyorum.

İçimizde bazılarının, bir şekilde yaptıkları ‘emek sömürüsüne’ kesinlikle karşıyım.

Bunlar yalnız patron durumunda olanlardan bazıları değil.

Emin Elat’ın şu satırları dikkatimi çekti.

Emin Elat, ‘İşçiler dışında herkesin tatil yaptığı, dinlendiği 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun!’

*- EMEK HIRSIZLIĞI

İçimizde, yanı başımızda olanlar da var…

Kuru ekmek parasına bir kişiye iş verip, ‘Ucuza yaptırdım!’ diyenler de emek hırsızıdır.

Nasıl ‘Eşit işe eşit ücret’ diyorsak, alın terinin günün şartlarına uygun karşılığı mutlaka verilmelidir.

Yani emek hırsızlığı yapmamalıyız.

Suriyelilere, daha doğrusu ama resmi ama gayri resmi bir şekilde ülkemizde bulunan bazı çaresiz insanlar, yok denecek bir paraya bir ücrete çalıştıranlara, emek hırsızlarına da yazıklar olsun…

Çok gördüm, çok yaşadım, biliyorum…

Kesinlikle bunları da hoş karşılamıyorum.

Bazı yetkililer bile ‘Ucuz işgücü’ diye görüş belirtiyorlar…

Yazık değil mi?

Bu sistem maalesef her yerde, yalnız bizim ülkemizde değil, en ileri ve modern denilen ülkelerde de görüyoruz.

Özetle kendine yapılmasını istemediğini, başkasına yapma!

‘Bana ne?’ deyip, gördüğün haksızlık karşısında başını çevirip gitme!

Bir liralık işi on bir liraya yaptıran da, bir liralık işi 50 kuruşa yaptıran da haksızlık batağına girmiştir.

Bir tarafı az veya çok memnun etmek, diğer tarafı üzmek hakkını, emeğini, alın terini yemek aynıdır.

Memleket sevdası ve bekası ancak ve ancak öncelikle halkın emeğinin karşılığını almasını sağlamakla mümkündür…

*- ANKARA’DAN İZMİR DAVET TELEFONU GELDİ

İzmir’de hafta sonu iki miting vardı.

İlkini cumartesi günü AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptı.

Beni de Ankara’dan telefonla arayarak davet ettiler.

Ama ben başka bir kentte idim.

İzmir’de olsaydım kesinlikle giderdim.

Zaten 50 yıldır ve daha önceki zamandan bu yana neredeyse tüm mitingleri takip ettim.

En kalabalık ve coşkulusunu ‘Karaoğlan’ Bülent Ecevit yaptı.

Önce Basmane’da 9 Eylül Meydanı’nın (Fuarın ana giriş kapısının önünde) 100 bin kişiyi topladı.

Hem onun hem de çok daha büyük kalabalığı yine Bülent Ecevit ile Konak Meydanı’nda organize eden ‘Efsane’ Belediye başkanlarından İhsan Alyanak idi…

Binlerce kişiyi iş sahibi yapan İhsan Alyanak’a ‘Elini öpeyim’ diyerek sıraya girenlerden acaba biri ileri zamanda ‘vefa’ gösterdi mi?

Sanmıyorum;

Çünkü 81’nci yaşını Güzelbahçe’de kutlamaya tüm çağrılara rağmen bir minibüs kişi ancak gittik.

*-  ERSU HIZIR ‘HIZIR GİBİ’ YETİŞMİŞTİ

Sanıyorum düzenlemeyi ‘İzmir Baba’ Sancar Maruflu yapmıştı.

Ben de Okan Yüksel ile gitmeden önce, Genel Sekreterliği öncesinde ESHOT Genel Müdürlüğünü yapan Ersu Hızır sayesinde birçok otobüsü Lozan Meydanı’na getirtmiştim.

Sonra hepsini ‘teşekkür ederek’ geri gönderdiğimde, utanç duyduğumu anımsıyorum.

Yine söylemeden  edemeyeceğim:

İzmir’de çok önemli isimler genel müdürlük ve Genel Sekreterlik yaptılar.

Son Genel Sekreter Buğra Gökçe’yi İstanbul’a gönderdikten sonra ‘Oh kurtulduk!’ diye bir yazı yazdım.

Ankara’dan birilerinin torpili ile İzmir’e geldi…

Hiç ama hiçbir fayda ve katkısı olmadı.

Zaten çalışma arkadaşları bile ‘Kadifekale’de bıraksak belediyeyi bulamaz!’ diyorlardı…

Şimdi İstanbul’da genel sekreter yardımcısı…

Televizyonlara da çıkıyor…

Belli zaman sonra ‘Genel Sekreter oldu’ diye duyarsak hiç şaşırmayalım.

Umarım İstanbul’a ve halkına yararı olur…

Nedense siyasette böyle olaylara rastlıyorum.

Benzer bir olay da Sarıyer’de yaşanmış.

Bir emekçi üç gün önce anlattı, Karanfil’deki İmamoğlu’nun temel atma töreni sırasında, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç sonunda belediyenin bir müdürünü Beşiktaş Belediyesi’ne göndermeyi başarmış.

Adını da söylediler ama ‘yanıltılabilirim!’ diye üzerinde durmadım.

Önemli olan insanlarımızı yetkililerle, müdürlerle, yöneticilerle buluşturmak ve onların karşılıklı memnuniyetlerinin sağlanmasıdır.

İnsan sevgisi olmadan, yaptığı işi sevmeden, başarı sağlanamaz.

*- ZORLA OLMUYOR

İzmir’deki Cumartesi mitinginde beklemeden sıkılanlar liderleri sahneye çıktıktan sonra konuşma başladıktan biraz sonra meydanı terk etmeye başladılar.

Bunun örnekleri önceki yıllarda da birçok mitingde gördüm.

‘Yapmayın, etmeyin, gitmeyin, biraz daha sabreden!’ diyenleri de görüntüye almışlar.

Bu konuda daha fazla bir şeyler söylemek istemiyorum.

Ama bir küçük anektodu anlatayım:

O zamanın Başbakanı Karşıyaka spor salonunu dolduramayan bazı yöneticileri benim yanımda azarlamıştı.

Yazmıştım da….

Yani belge olarak gazete sayfalarında duruyor.

Ve Pazar mitinginde ise, yani 13. Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Millet İttifakı’nın liderlerinin eşleriyle birlikte katıldıkları İzmir mitinginde yüzbinlerce kişinin bir fire bile vermeden saatlerce güneşin altında kalıp coşkulu bir şekilde bulunmalarını 50 yıldır ilk kez gördüm…

‘Acaba yanılıyor muyum?’ diye arkadaşlarıma da sordum, ‘Yok haklısın’ dediler.

Yani görünen ve anketlere göre şu;

‘Geliyor gelecek olan!’

=====================================================

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir yanıt yazın

Top