Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > BAYRAKLARIMIZLA KUTLAMAYA KATILALIM / YAŞAR EYİCE

BAYRAKLARIMIZLA KUTLAMAYA KATILALIM / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını pandemi nedeniyle kâğıt üzerinde ve internet ortamında kutlamaya çalışıyoruz…

Aslında buna bizi alıştırmaya çalışanlar da var…

Dün olduğu gibi bugün de birçok gazetede yer almadı…

Perşembe akşamından itibaren, daha doğrusu bu akşamdan itibaren sokağa çıkma yasağı pazartesi sabahına kadar sürecek…

Bu haftaya mahsus akşam ilerleyen saatlere doğru alınan ya da duyurulan bir haber…

Yani üç beş kişi de olsa, resmi kişiler de olsa Bayram kutlanamayacak…

Merak ettiğim şu:

Acaba önceki yıllarda olduğu gibi bazı çocuklar, Vali’nin, Belediye Başkanının, Kaymakamın, özetle tüm resmi ve özel kurumların yönetim koltuğuna oturmaları için hazırlanmışlar mıydı?

Çoğu eş dost tanıdıkların çocukları oluyordu…

Ama biz buna da razı idik…

Bari koltukların beş dakika da olsa terk edileceğini her yöneticinin aklına bu şekilde anımsatılıyordu.

Son zamanlarda önemli kararları sabah uyandıktan sonra öğreniyoruz.

Baksanıza iki günlük kısıtlamanın üç güne çıktığını gece yarısına doğru ‘laf arasında’ denir ya, programlar arasında duyuyoruz.

Baksanıza; kocasına ait aile şirketinden 9 milyon liralık dezenfektanı bakanlığa alan ‘Ruhsar Hanım’ın görevine de gece yarısından sonra son veriliyor.

Bakanlıklar ayrılıyor, yeni bakanlar atanıyor…

Geçenlerde yazmıştım;

Hani şu yandaş sonradan çıkma yazarlar var ya, hiç birisinin tahmini tutmadı.

Hela bazıları var ya, kamuya nasıl pompalatılıyor?

Sanki Reis’in danışmanları, istedikleri an konuşuyor ve önerilerini söyleyip kabul ettiriyorlar…

Devletin Sesi gibi bunlar şişiriliyor…

Ama şöyle bunların yazılarını dünden bu yana irdeleyin ne göreceksiniz?

Hiçbir yazdıkları ve düşündükleri gerçekleşmemiş…

Ama ilk günden bu yana yağcılık demeyeyim, ama methiyeleri aynen sürüyor.

Bakanlar atandı, birileri ‘Benim aile dostum’ ya da ‘Ağabeyim!’ demeye başladı…

Acaba böyle diyerek, kendilerini yine bir noktalara yükselterek bir şeylerin peşindeler mi, ya da birilerine bir şekilde mesaj mı veriyorlar?

23 Nisan’ı yazacaktım, nelere daldım…

Ama benim önemli bir önerim var;

Eğer bazı çocuklarımız, bazı yöneticilerin koltuklarına oturacaklarına hazırlandılarsa, mutlaka bir sıkıntıya gireceklerdir.

Mutlaka hekim kontrolüne alınmalılar…

Yaşayacakları travma peşlerini yaşam boyu bırakmaz…

Şimdi acı bir gerçeği dile getireyim:

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2020 yılına ait çocuk istatistiklerine göre, Türkiye nüfusunun yüzde 27,2’si çocuk.

Nüfusu 83 milyondan fazla olan Türkiye’de çocuk nüfusunun sayısı, geçen yılsonu itibariyle 22 milyon 750 bin 657 olarak belirlendi.

Yani Türkiye’de çocuk oranı azalıyor!

Reis ne diyordu?

Önce her ailenin mutlaka 3 çocuk yapmasını öneriyordu.

Sonra rakamı arttırdı…

Ama resmi rakamlar pek iç açıcı değil…

Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında Türkiye’nin neredeyse yarısını oluştururken (yüzde 48,5) bu oran giderek geriledi.

*- BUNA GÖRE

Yıllara göre nüfus projeksiyonlarının yer aldığı TÜİK verileri, bu oranın giderek düşeceğini de gösterdi.

Türkiye nüfusunun yaşlanması anlamına gelen bu projeksiyona göre, çocuk nüfus oranı 2025 yılında yüzde 26,6, 2030 yılında yüzde 25,6, 2040 yılında yüzde 23,3, 2060 yılında yüzde 20,4 ve 2080 yılında yüzde 19 olacak. Buna karşın Türkiye’nin çocuk nüfus oranı, 2020 yılında Avrupa Birliği ülkelerinin ortalaması olan yüzde 18,2’inin üstünde.

*- MERAKLISI İÇİN

Çocuk nüfusu içinde 5-9 yaş grubunda olanlar ise en çok yer tutuyor. 2020 yılında çocuk nüfusunun yüzde 26,9’unun 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,7’sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 28,2’sinin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 16,2’sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü.

2019 yılına ilişkin verilerin paylaşıldığı doğum istatistiklerine göre, önceki yıl canlı doğan bebek sayısı ise 1 milyon 183 bin 652 oldu.

Doğan bebeklerin 606 bin 861’i erkek, 576 bin 791’i ise kız oldu.

Canlı doğan bebeklerin yüzde 96,9’unu tekil, yüzde 3’ünü ikiz, yüzde 0,1’ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, hastanede gerçekleşen doğumların oranı, 2010 yılında yüzde 91,6 iken 2019 yılında yüzde 97’ye çıktı. Sezaryen doğumların canlı doğumlar içerisindeki oranı da yükseldi.

Bu doğumlar, 2014 yılında yüzde 51,1 iken 2019 yılında yüzde 54,4 oldu.

*-

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir cevap yazın

Top