AZİZ NESİN’DEN KIZIMA MEKTUPLAR / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

Sosyal Medyada Paylaş
“Kapımın eşiğinden atılan mektuplarının üzerinden atlıyorum her gün. Açmıyorum, okumuyorum. Daha fazla özleyeyim diye” (Franz KAFKA)
“Ötesi var: Yalnızlık, Müziğin bile seni dinlemesidir.
Yalnızlık insanın kendine mektup yazması.
Ve dönüp dönüp onu okuması,
Yalnızlığın da ötesidir.” der “Yalnızlık” şiirinde Özdemir Asaf.
“Savcı, Nâzım’ın idamını istiyordu.
Aldığı haberi Piraye ile çok geçmeden paylaştı.
Piraye, aldığı haber ile büyük bir yıkıma uğradı, gözyaşları içinde Nâzım’a onsuz nasıl yaşayabileceğini soruyordu.
Nâzım da o satırlara cevaben bir idam mahkumunun yazabileceği en özel mektubu kaleme aldı;
Bir tanem son mektubunda başım sızlıyor
Yüreğim sersem, diyorsun Seni asarlarsa, seni kaybedersem, diyorsun yaşayamam,
Yaşarsın karıcığım, yaşarsın,
Kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda,
Yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı;
En fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı..”
‘’Piraye’ye Mektuplar’’, bir kitap haline getirildi.
“Edebiyatımızın Kaptanı”, başlı başına bir ekol oluşturmuş Attilâ İlhan’ın, İzmir Barosu Başkanlığı da yapmış kardeşi Cengiz İlhan’a, 1951-1953 yıllarında İstanbul ve Paris’ten yazdığı mektuplar da kitaplaştırılmıştır.
Kitap, yazın tarihimize önemli bir katkı sunar.
“Albaya Mektup Yok”, çağımızın en büyük yazarlarından Kolombiyalı Gabo diye bilinen Gabriel Garcia Marquez’in en güzel uzun öykülerinden biridir.
Ülkesi uğruna savaşarak yaptığı hizmetlerin karşılıksız kaldığını anlayan, emekliye ayrılmış yaşlı bir askerin öyküsüdür.
Bir türlü gelmeyen emekli aylığını her cuma günü karısı ve horozuyla birlikte bekleyen emekli bir albayın komik, ama bir o kadar da trajik hikâyesi. Gabo’nun 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmesinde,
hiç kuşkusuz, “Albaya Mektup Yok’” önemlidir.
****
İzmirli Gazeteci Tülay Cengiz de dünyaca ünlü mizah ustamız Aziz Nesin ile kızı Eylem Gökçe arasındaki mektuplaşmaları
-titiz bir çalışmayla- kitap haline getirmiş.
İyi ki de getirmiş!
“Sevgili Atilla Dost;
Başına kattığın renk, keyifli gülüşün ve dik duruşun genç meslektaşlara örnek olsun.
Sevgilerin en güzeli, sana gelsin.
Merhabam, merhaba olsun ” yazıp imzalayıp göndermiş kitabını da, sağ olsun.
Cengiz, meslek yaşantısında en büyük kazanımlarından birisinin Aziz Nesin ile olan dostluğu olduğunu belirtiyor.
Tülay Cengiz için “Aziz Nesin ustadır alanında ama aynı zamanda yılmaz, ilkeli bir mücadele adamıdır, bunun bedelini de çok kere ödemiştir.”
Kitapta, o tarihte henüz 7 yaşlarında olan Eylem Gökçe’nin “Dede” diye hitap ettiği yazarla iletişimi, mektup arkadaşlığı anlatılmakta ve 8 mektuba yer verilmekte.
Yine kitapta Aziz Nesin dostlarının görüşleri, anıları da dillendirilmekte.
****
Kitabın sunuş yazısı “Evrensel Şairimiz”,
benim de çok sevip saydığım Ataol Behramoğlu ’dan.
Behramoğlu’na göre, mektuplarda büyük ustanın bazı temel kişilik özellikleri hemen görülüyor.
Behramoğlu; “Bunlardan biri, yaşanan anların günü gününe yazıya geçirilmesi ve tarihinin de belirtilmesi konusundaki özenidir.
Örneğin Gökçe’ye ilk mektubunda ‘mektuplarına tarih yazmayı unutma’ diyerek bu konudaki öğüdünü veriyor.
Aziz Nesin’in bu özenini, yaşamın her anını, her yaşantıyı, geçmekte olan her saniyeyi önemsemek, kalıcılaştırmak duygusu ve titizliliğiyle açıklıyorum. Tıpkı hiçbir zaman dilimini üretimsiz geçirmeme konusundaki özeni ve titizliği gibi.
İkinci mektubunu Ankara’ya uçma öncesi yazmış.
Çünkü bunca iş ve koşuşturma arasında Gökçe’yi yanıtsız bırakmaktan korkuyor.
Bu da çok az insanda bulunabilecek bir Aziz Nesin özelliğidir; ciddiyet, görev duygusu, insana saygı.
Son mektupta,
gözlerinin görme yeteneğinin çok azaldığını öğreniyoruz.
Ama yine de Gökçe’nin mektubunu yanıtsız bırakmayacaktır(…)
Aziz Nesin’i tanımak yakınında olmak bir ayrıcalıktı.
Tülay Cengiz kitabıyla bu ayrıcalığın hakkını veriyor.”
****
Kitapta beni en etkileyen bölüm, Sivas Katliamı’nı televizyondan öğrendiklerinde Eylem Gökçe’nın alt yazıyı okuyarak annesine seslenmesi;
“Anne koş!
Dedemi öldürüyorlar!”
Aziz Nesin!
O, boyu kadar kitaplar yazmış “Ömrüne Sığmayan Adam”dır.
Teşekkürler Tülay Cengiz, Teşekkürler Eylem Gökçe…

Bir cevap yazın