1 Okunma

Artık sakin ve hoşgörülü olmalıyız! YAŞAR EYİCE

Artık sakin ve hoşgörülü olmalıyız! YAŞAR EYİCE
Tencere tava çalanlarla, ‘hayır!’ diyerek izinsiz gösteri yürüyüşü yapanlar kamera kayıtlarından ya da ihbarlar değerlendirilerek polis tarafından toplanıyor.
Önceki gün Küçükpark’ta duyduğum ve görgü tanıklarından öğrendiğime göre; önce üç kadın polis memuru, üç kız öğrenciyi oturdukları kafeden çıkararak götürdü.
Ardından erkek polisler ise bir başka kafede bulunan birkaç erkek öğrenciyi yakaladılar.
Araçlara götürülürken, balkonlardan olayı görenler ise ‘Hırsızları yakalayın, çocuklardan ne istiyorsunuz?’ diyerek bağırdılar.
Tabii ki yasa dışı bir olay varsa, bağımsız hâkimler gereken kararı verir.
Umarım bir daha böylesine üzücü olayları yaşamayız.
*- Bireysel de yapılacak!
Sabah saatlerinde ise; Yüksek Seçim Kurulu’nun son dakikada, AKP’li birinin itirazı üzerine, ‘Mühürsüz zarflar kabul edilecek’ kararı resmi wep sitesindeki ‘kararlar bölümünde’ yayınlanmadığı için itirazlar yapılamamıştı.
Sonuca itiraz edecekler eş zamanlı itiraz edeceklerini açıkladılar.
Bireysel başvurular da yapılacak.
Yani resmi açıklama, yuvarlak hesap 20 gün kadar sonra YSK’nın kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra kesinleşmiş olacak.
*- Cumhurbaşkanı karşı çıktı
AGİT, devlet imkânlarının orantısız ve kötüye kullanıldığını ve YSK’nın son saniyede kanunsuz bir karar aldığını, önceki seçimlerde ise tam aksi kararlar bulunduğunu belirtince Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ‘Sizi tanımıyoruz, dikkate almıyoruz’ şeklinde, Avrupalı gözlemciler için açıklama yaptı.
Biliyorsunuz Sayın Erdoğan bir süredir, ‘EY’ diyerek Avrupalıları sesleniyor…
Ben bazı konularda haklı olduğuna inandığım için,bir hatırlatma yapmak istiyorum;
Alman Profesör Frıtz Neumark’ın; ‘Avrupalılar neden Türkleri sevmez!’ açıklamasını…
Ve de şu ünlü sözünü de belirtmeden geçemeyeceğim:
‘Avrupa ikidir’ gerçeğini unutmamamız lâzım!
*- Avrupalılar bizi neden sevmez!
Bir kısım öğrencisiyle Boğaziçi’nde geziye çıkan İstanbul Üniversitesi profesörlerinden Alman asıllı Prof. Fritz Neumark öğrencilerinden birinin, ‘Avrupalılar bizi neden sevmez, Hocam’ sualine şu cevabı verir;
‘Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı, Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir.
Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hristiyanlar’ın hücrelerine sinmiştir.
Sebeplerine gelince;
1- Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama, ola ki laik olmak şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder.
2- Sizler farkında değilsiniz ama, onlar şu gerçeğin farkındadırlar; Tarihten Türk çıkarılırsa ortada tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir.
3- Avrupa’nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa’yı Pazar yapmaya başladınız.
4- En az 400 yıl Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz.
5- Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar ise Orta Avrupa ve Balkanları Haçlı Ordularına mezar ettiler.
6- Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hâkimiyet sağladılar. Önce giyiminizden hayat tarzınıza kadar; ahlaki değerlerinizi yıpratmaya başladılar, sonra da kendi içinizde sizi bölmeye başladılar.
7- Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydi, İslamiyet bu gün belki sadece Hicaz’da varlığını devam ettirebilirdi.
Kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da İngiliz Dominyon Bakanlığının adamlarıdır.
Batı, her yerde İslamiyet’i sapık inançlara kanalize etti.
Ama Osmanlı, Asr-ı Saadet’i devam ettirdi.
8- İfade ettiğim sebeplerden kilise size kin kusmaktadır.
9- Ben Türkiye’ye geldiğimde iki üniversiteniz vardı.
Şimdi (o zaman) 19 üniversite var.
Osmanlı zamanında ise her yerde bir medrese vardı.
Tarihinize bakın!
Her medresede ilim tedrisatı vardı.
İlk denizaltıyı Osmanlı’nın yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuz belki de ama Avrupa bunu biliyor.
10- Sizler, gerçek hüviyetinize, kimliğinize döndüğünüz zaman Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır.
Ama bu şartlar da çok zor…’
Bu arada bilmeyenlere, ya da bilenlere bir hatırlatma yapayım:
Ord. Prof. Fritz Neumark (1900-1991), Hitler’den kaçarak 1933’te Türkiye’ye gelir.
İstanbul Üniversitesi İktisat ve Hukuk fakültelerinde dersler vermiştir…
*- Umut için!
İngiltere ve Amerika’daki Türkler ‘hayır’ derken, Avrupa’dakiler ise ‘evet’ dediler ve gayri resmi yüzde 51’lik kararda önemli rol oynadılar.
Şimdi bir de, hepimizin ayrışmadan, sahip çıkması için, ‘Umut Şairi Mehmet Akif Ersoy’dan söz etmek istiyorum.
Hepimiz için‘Umut’ öne çıkarmak istiyorum…
Hayal etmemek ve umut etmemek bizi yılgınlığa götürür…
*- Bilmemiz gerekiyor!
Milli Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un yazın ve düşün dünyasının önemli bir ismidir.
O’nun bir mücadele adamı olduğunu rahatça söyleyebiliriz.
Milleti Hakk’a ve hakikate çağıran bir vaizdir.
Tarihimizin milli destanı olan İstiklal Marşımızı yazandır.
O Milli Destanı okurken ya da dinlerken, toprağı vatan yapan değerlerin, tarihin ve tarihten bugüne geniş bir coğrafyanın, bize bırakılan mirasın farkına varmamız gerektiğini anımsatır.
Mehmet Âkif’in bize bıraktığı en büyük eser elbette İstiklal Marşı’dır. Fakat onun bütünüyle şiirini, düşüncesini içeren eseri Safahat’tır. Safahat’ı başından sonuna kadar Âkif’in biyografik hayatıyla okuduğunuzda şunu görüyorsunuz;
O mücadele adamıdır, bir hareket adamıdır, muzdarip bir düşünürdür ve kelimenin tam anlamıyla milleti Hakk’a ve hakikate çağıran bir vaizdir.
Sağlam bir tarihiniz varsa sağlam muhkem bir hayatınız da vardır.
O, pozitif perspektifle modern okullarda eğitim gördü, modern bilimden, sanat ve siyasete kadar geniş perspektife sahipti.
Âkif, yaşadığı çağın ruhunu bilen birisidi.
Zamanın ruhuna uygun bir eğitimden geçti.
Modern eğitimle klasik medrese eğitimini birleştiren bir köprü şahsiyet olarak karşımıza çıktı.
*- Yeniden toparlanmak için!
Yeniden derlenip toparlanmanın, huzura kavuşmanın yegâne kaynağı insanlık yani ruhtur.
Kanımız sağlam tarihimiz sağlam ama ruhumuz örselenmiş. O ruhu tedavi etmeye, canlandırmaya, yeniden dinamizm kazandırmaya ihtiyaç vardır.
Akif Müslümanları şöyle tanımlar:
Müslümanlık gayrettir, aşktır, kahramanlıktır.
Şehamet dini ancak Müslümanlıktır.
Hakiki Müslümanlık en büyük kahramanlıktır.
Yani aramızdaki sahtelere ve din tüccarlarına dikkat etmemiz gerektiğine işaret eder.
Memleketimizin yeniden ayağa kalkması, kurulan tuzakları bozması, sağlam mütefekkirlerin yetişmesiyle mümkündür.
Bizim sanata, örneğin; müzik dinletisine de büyük ihtiyacımız var.
Şimdi zamanımıza geliyorum:

*- Kim engelliyor?
İzmir’in önemli ilçesi Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol, veryansın etti.
Başkan Şenol, ‘Devlet kurumları bile hedeflerinin yüzde 30’unu gerçekleştirmişken, ülkenin ekonomik koşullarına, engellemelere rağmen; biz yüzde 71 oranında gerçekleştirmişiz’ dedi.
Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol, çok önemli bir noktaya değiniyor:
‘Hedeflediğimiz projeleri yüzde 71 oranında hayata geçirmişiz. Gerçekleşmeyen kısmı diğer kurumlardan, devletten, engellemelerden kaynaklanmaktadır’
İzmir’deki CHP’li belediyelerin, stratejik planda olmayan, ancak günün ihtiyaçları doğrultusunda hayata geçirdiği, projeleri de düşünürsek yüzde 100 oranında başarılı olduklarını da görüyoruz.
*- Belediyeler de tahmini bütçe yapıyor.
Merkezi yönetimin vergi konusundaki çalışmaları, 2 lira 92 kuruş olan doların neredeyse 4 liraya yükselmesi, ülke ekonomisinin durumu bütçelerin eksik vermesinin temel nedeni oldu.
Şimdi belki yine referanduma gideceğiz.
Çünkü; AKP’lileren ‘idam’ çağrılarına, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan akşamı yaptığı balkon konuşmasında yeşil ışık yaktı.
*- Kente yazık değil mi?
İzmir için önemli bir noktaya daha parmak basmak istiyorum:
Özel bankalar kredi vermek için sırada beklerken İller Bankası’ndan kredi alınamıyor.
Başkan Şonol,‘8 yıldır İller Bankası’ndan 1 lira kredi alamadım. Niye?’ diye sorarak, İzmir halkının bunu bilmesini istiyor.
Merkezi hükümetin kente yatırım yapmadığını ve siyaset uğruna projelerinin engellendiğini ifade eden Başkan Halil İbrahim Şenol şunları söyledi:
‘Daha önce belediyenin 40 milyon bütçesi vardı ama 40 milyon da borcu vardı.
Yani belediye bütçesinin tamamını borçluydu.
İşçi, memur maaş alamazken şu an kimseye borcum yok.
Çalmazsanız, çırpmazsanız, peşkeş çekmezseniz belediyenin parası hizmet için yeter.
Beni engellemesinler, projelerimizin önüne geçmesinler vatandaşa hizmeti ulaştırayım.
Devletin engel dışında hiçbir faydasını görmedim.
Hiçbir bakan, hiçbir bürokrat gelip ‘Başkan Gaziemir’e ne yapabiliriz?’ diye sormuyor.
Tam aksine projelerimiz onayda bekliyor ama sonuç alamıyoruz. Hep onay, hep bekle!
Onaylayın da çalışmalarımızı hayata geçirelim.
Bu kente yazık değil mi?
Biz kentin önünü açmaya çalışıyoruz destek olan yok. Siyaset için bu kentin önünü kesmeyin, gelişimini engellemeyin.’
*- Sonuç olarak!
Sonuç olarak şunu söylüyorum:
İzmirli açık ve net şekilde ekonominin ele alınmasını istiyor.
Tüm yöneticiler ‘evet-hayır’dan sonra bu şekilde açıklama yaptı.
Her ne kadar AKP’nin birçok kentte olduğu gibi İzmir’de de kan kaybı kaybetmesine rağmen, İzmir Milletvekili, Başbakan Binali Yıldırım, ‘Evet- Hayır’ yoklamasından önce İzmir’de özel davetlilere verdiği yemeklerde, ‘İzmir’e yapacakları yatırımları’ açıkladı, bu sözlerinin hemen yerine gelmesini bekliyoruz.
Hatta; gerek Narlıdere ve gerekse Buca metrolarının beklenen imzalarını hemen atılmasını da diliyoruz.
Kentin geleceğini şekillendirecek, projeler hemen yaşama geçirilmeli ki, samimiyete inanalım.

***-
GÜNCEL

Dört mevsim Foça;
Foça’daki turizm faaliyetlerini dört mevsime yayma olanaklarını değerlendirmek amacıyla, ‘Dört Mevsim Foça Sürdürülebilir Turizm Çalıştayı’ gerçekleştirildi.
Foça için sürdürülebilir turizm ihtiyaçlarını belirlemek, turizmi dört mevsime yayabilmek için tur rotası planını oluşturmak ve eğitim ihtiyaçlarını tespit etmek üzere; Foça Belediyesi Denizkent Oteli’nde yapılan ‘Sürdürülebilir Turizm Çalıştayı’na; Foça Kaymakamı Ali Çetin ve Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ’da katıldı.
Proje, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes ortaklığıyla yürütülen ‘Gelecek Turizmde Programı’ kapsamında destekleniyor.
***-
GICIK
Alsancak’tan Eczacı Dilek Özcan, ‘İzmir; ülkenin batısında kocaman bir evdir. Çatısında; vatan sevgisi, odasında yürekli insanları olan…’ diyor.
*- Pınar Süral Özer, ‘Duyuyorum, çünkü sessiz çığlığına duyarlıyım, peki ya sen?’ diyor.
*- Dr. Erol Duran. ‘Hatalarım orijinal olmalı! Eğer öncekilerin tekrarıysa, hiçbir ders çıkarmamışım demektir.’ diye konuşuyor.
*- İndira Gandi, ‘Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Ama uyumuyor da, uyuyor gibi yapıyorsa, ne yapsanız nafile. Uyandıramazsınız!’ diyor.
*- Okan Yüksel, ‘Hani derler ya, ‘özün neyse, sözün de o olsun’ diye, ben de diyorum ki, ‘Özü olmayanın söyleyecek sözü de olmasın!’ diye konuşuyor.
*- GÜNÜN SÖZÜ: Sürüden ayrılanı kurt kapar.
*- PÜF NOKTASI: Günde iki litre su içtiğinizde, nemlenen cildinizdeki kırışıklıkların ve çizgilerin azaldığını göreceksiniz.
*- GÜNLÜK BURCUNUZ:
*- BALIK: Sorumluluk almaktan çekinmeyin. Bu ay sizin döneminiz olabilir.
*- KOÇ: Geniş ve farklı düşünerek, hızlı gelişmelere açık olabilirsiniz.
*- BOĞA: Fikirleriniz kabul ettireceğiniz, planlarınızı uygulayacağınız bir döneme giriyorsunuz.


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın