Amiral gemisini batırmak istiyorlar YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- İçimden gelerek yazıyorum

Hafta başları ‘pembe’ haberlerle başlanır…

Yani iç açıcı, güzel olayları duyurmakla…

Ama günün şartlarında mümkün mü?

Yazımı öncelikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sonra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, hatta zaman yaratabilirse AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın okumasını diliyorum…

Tabii ki, ilk başkan seçildiğinden bu yana hep desteklediğim ve telefonla bana ulaştığında, ‘Mutlaka çay içmeye bekliyorum’ diyen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu…

*-  Umarım dikkat çeker

Bir zamanlar basın danışmanları yazılarımı önlerine koyuyorlardı.

Son zamanlardaki gelişmelerden haberim yok…

Ama önce bir İzmirli girişimci ve temiz sevilen siyasetçilerden Uğur Yelekli’nin

Söylediklerine kulak verelim, sonra ana konuya gireceğim:

*- Kemeraltı dedikleri

‘Ülke olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz…

Esnaf perişan durumda!

Maalesef bırakın kirasını, çekini ödemeyi evine ekmek götüremeyecek durumda…

Kemeraltı benim yetiştiğim ticaret yaptığım yer ama hiç bir zaman Kemeraltı bu hale düşmemiş idi…

Bu durumun tüm Türkiye’de yaşandığını sevgili abim Serdar Yavaşoğlu öyle güzel özetlemiş ki söylenecek tek şey ‘devlet devletliğini göstersin mal sahipleri de kiracılarına anlayış ile yaklaşsın!’…

*- Esnaf ‘bitmiş’ durumda…

Geçen hafta pazartesi sabahı, 04.30’da seyahate çıktım;

İzmit, Düzce, Ereğli, Zonguldak, Bolu, Amasya, Samsun, Ünye, Ordu, Trabzon, Çorum ve Ankara’ya uğradım.

Beş gün sürdü ve 3 bin 300 km.

Esnaf tamamen bitmiş durumda.

Benim müşterilerim, bölgelerinin güçlü ve sağlam firmaları.

Kapatacak, kapatan ve birçoğu can çekişiyor.

Ankara’daki bir müşterim, ‘Beş yıl önce yirmi mağazam vardı ve rahatlıkla yönetiyordum. Şimdi bir mağazamda üç kişinin ikisini çıkardım. Çünkü günde 3-4 kişi giriyor’ dedi.

Samsunda ki, ‘Aylık cirom beş bin liraya indi. Kiram stopajıyla ikibin üç yüz lira. Ne yapacağımı şaşırmış durumdayım!’ diyorlar.

*- Ne olmalı?

Acilen hükümetin, ev ve iş yerleri ile ilgili kiralar üzerinde bir düzenleme yapması gerekir.

Çok fazla kira geliri olanlar ile tek kira gelirinden geçinenleri ayırarak, esnafın ayakta kalması için yasal ve bu süreç geçinceye kadar düzenleme yapması gerekir.

Vatandaş yıllardır oturmuş ve kirasını düzenli ödemiş olanlar, şimdi geciktirince, ‘dükkânı boşalt!’ diyen mal Sahibi bazıları, o Kişiler çıkınca kime vereceklerini sanıyorlar?

Yetkin olan kişiler, ilgili birimleri uyarmalarını rica ediyorum.

Kapanacak işletmeleri bir daha ayağa kaldırmak mümkün olamaz…’

Evet!

Kapanacak bir işletmeyi ayağa kaldırmak mümkün olamaz!

Şimdi ana ve çok önemli bir konu, bir örnek…

*- Turizmin amiral gemisi; Kuşadası Kısmet Otel

‘Türkiye’de turizm’ denilince aklıma ilk gelen Bodrum, ya da Çeşme ve Antalya değil…

Vali Özer Türk, Kuşadası ve ‘Amiral gemisi’ Kuşadası Kısmet Otel geliyor…

Şu anda bütün dünya gibi biz de ‘covid- 19’ile mücadele ederken, onlarca değil, yüzlerce devlet başkanlarını, kralları, kraliçeleri, şahları, prensesleri, dünya siyaseti ile ticaretine yön verenleri, ünlüleri, sporcuları yüz akı ile ağırlayan ve ülkemizin gururu olan Kuşadası Kısmet Otel kapanma tehlikesi ile karşı karşıya…

Neden mi?

Aydın Büyükşehir Belediyesi sular idaresi ‘borcunuzu ödemediniz!’ diyerek sularını kesti…

Bu kadarla kalınmadı;

Tankerle su getiren firmalara da, ‘Sakın ha!’ denildi…

İşin özeti bu…

Kısmet Oteli her türlü zorluğa rağmen ayakta tutmaya çalışan kardeşlere söylenen şu:

‘100 bin liradan bir kuruş eksik ödeseniz bile suyunuzu açmayız…’

*- Çok kaldım ve hep önerdim       

Yaklaşık 50 yıldır turizmle ilgili yazılar yazıyorum…

Belki de kalmadığım, bilmediğim, duymadığım ne otel, ne motel, ne de tatil köyü kaldı…

Hatta birçoğunun yapımı için önceki bakanlar ve müsteşarlarla görüş birliğine bile vardım…

Ama böylesine bir durumu ilk kez duyuyorum…

‘Cennet neresi?’ diye sorsanız, ‘Kuşadası’nda Kısmet Otel’ derim…

‘Huzur nerede?’ diye sorsanız, Kısmet Otelde’ derim…

Ama şu anda, Kısmet Otel’de huzur var mı?

Onlarca çalışanla birlikte emektarların ve ailelerinin durumunu artık sizlere bırakıyorum…

*- Kimin gönlü razı olabilir?

Bütün dünya, önemli ve tarihin derinliklerinden gelen ‘eser’ niteliğindeki kurumlarını kurtarmak için kesenin ağzını açıyor…

Göz göre göre, 100 bin lira için, bir kurumumuzun kapanmasına kimin gönlü razı olabilir?

Ne bileyim; Kuşadası’nın Turizmci Belediye Başkanı bu işe el koyabilir…

Ne bileyim; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ‘Olmaz böyle bir şey diyerek’  bakanlığın desteğini verebilir…

Ne bileyim; Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Su kesilemez!’ dediklerini yetkililere hatırlatır…

Hatta köklü Kısmet Otelin sahiplerini, örneğin Hanzade Hanımı arayıp, sıkıntısını doğrudan ağzından dinleyerek, diğer müesseselerimiz için de önemli kararların alınmasını sağlayabilir..

Ne bileyim, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Aydın milletvekilleri ile ‘Topuklu Efe’ Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu arayarak, ‘Böyle sorun duymayayım!’ diyebilir…

Hani ülkemizde hiçbir çocuk aç yatağa girmeyecekti?

Kısmet Otel kapanırsa, aç kalan, aç yatağa giren insanlarla çocuklarının vebalini kim üzerine alacak?

Bir işletme susuz ya da elektriksiz olabilir mi?

Para kazanabilir mi?

Para kazanılmadan, borçlar ödenebilir mi?

Günü değil, gün Kısmet Oteli kurtarmak olmalıdır…

NOT: Bu yazımdan otel yönetimi ve çalışanların hiç birinin haberi ve bilgisi yoktur. Belki de kesinlikle yazıma ve bana karşı çıkacaklardır. Ama ben bildiğimi yazıyorum…

*- 21 Eylül Dünya Temizlik Günü…

Bildiğim kadarıyla sadece Tire Belediyesi’nde; çevre ve temizlik konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlik düzenlendi.

Düzenlenen etkinliğe Tire Belediye Başkanı Salih Atakan Duran ve belediye müdürleri katıldı.

Etkinlik kapsamında Toptepe mevkiinde çevre temizliği yapıldı.

Birim müdürleri ile anlamlı bir etkinliğe imza atan Tire Belediye Başkanı Salih Atakan Duran ‘İlçemizin temizliği için Belediyemiz Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri gece gündüz demeden çalışıyor. Biz de çevre ve temizlik konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla böyle bir etkinlik düzenledik, müdürlerimiz de bu etkinliğe katıldı. Vatandaşlarımızdan çevre ve temizlik konusunda daha hassas olmalarını rica ediyorum’ dedi.

Önceki yazımda belirtmiştim; ‘Gazilerimizi’ ya da ‘Gaziler Gününü’ hatırlamayanlar, acaba ‘temizlikten’ bilgileri olabilir mi?

*- İlginç bir yorum

‘Gazilerimizden’ de söz ettiğim ‘Bazıları Sütre Gerisinde’ başlıkla yazıma

Yakın zamanda takipçim olan Ersin Acar isimli takipçim şu yorumu yazmış:

1- Bakanlık, valilik çok iyi çalışıyormuş!

Yorumum şu olacak;

Siyasetin insanları kirletme potansiyeli, şaşırtıcı düzeyde.

2 – Anlatım bozukluğu bu kadar olur…’

Önce kendisini kutluyorum;

Belki de baştan sona yazımı okuyan birkaç kişiden biri oldu.

‘Oldu’ diyorum, çünkü son zamanlarda sadece yakın plan fotoğraflarını koymuş…

Bir tane bile yorumu ya da paylaşımı yok…

İkincisi, kitap okuduğu ve belli bir görüşün sempatizanı olduğu da açık…

Ama ileride görüşlerinde değişiklik olacağını, hayatı daha iyi tanıdıktan sonra bunu ya yazdıklarımı daha iyi yorumlayabileceğini sanıyorum…

Tek cümle ile yazımı eleştirmesi de okumaya meraklı olduğunun bir göstergesi…

Yine de açık ve net görüşünden dolayı kutluyorum…

*- ‘ İçini dökme’, buna denir…

Bir başka yorum ise sevgili dost Murat Eştürk’ten…

Bakın Murat Eştürk ne diyor?

‘Iyi günler, iyi haftalar dilerken kulağına fısıldamak istiyorum;

‘Gaziler yazın için teşekkürler…

Kurtuluş Savaşı, Kore Gazileri eyvallah…

Birde 15 temmuz gazilerimiz var simdi.

1993 yılında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın talimatlarıyla Kuzey Irak’a girip, orada savaşan Subaylarımız ve erlerimiz başta oğlum Tahsin Eştürk ölümden döndüler.

15 Temmuz’da tankın önüne yatan üstüne çıkan hatıra fotoğrafı çektirenler gazi de bunlar gazi değil mi?

Cizre Nusaybin arası karakollarda 1974- 1976 arası ve halen görev yapan subay ve askerlerimiz kaçakçılarla devamlı müsademe yani savas yapıyorlar,

O zaman bunlar da gazi sayılmalı değil mi?

Ben bu guruba giriyorum.

Diğer subay ve erlerimizle o yıllar siniri korumak adına her an müsademede idik.

Gazilik meselesi işte böyle bir şey,

Teşekkürler gereğinde, yeri geldiğinde taşı gediğine koyacaksındır.

İyi gün ve hafta dileklerimle…’

Murat Eştürk’e de teşekkür ediyorum…

İçinden geldiği gibi yazmış…

Evelememiş, gevelememiş,,,

Yani kimseye şirin görünmemiş…

*- Selma Artar yine Çeşme sahnesinde

Çeşme’den söz ettikçe, Çeşme’den haberler akıyor…

Birkaç kez kendisinden, cesur davranışlarından, kenti için mücadeleden bıkmayan Selma Artar’den öğrendim..

Çeşme’de yaşayan Kadınlar olarak Çeşme’nin ilk kadın derneği Çeşme Kadın Dayanışma Derneği’ni (ÇEKADER) kurmuşlar.

Ve geçen gün sahaya çıkmışlar…

Şimdi sözü Selma Artar’a vereyim:

‘Çeşme Kadın Dayanışma Derneği(ÇEKADER), yaklaşık iki buçuk yıl önce platform olarak faaliyetlerine başladı. Sağlam ve güçlü adımlarla ilerledi ve dernek olma yolundaki son virajıda alarak Çeşme Kadın Dayanışma Derneği oldu.

Av. Fahri Artar, tarafından tüzüğü hazırlanan Çeşme Kadın Dayanışma Derneği, aynı zamanda Çeşme’nin ilk kadın derneği olma gururunu yaşayarak bir ilke imza attı.

Ülkemizin Kurtarıcısı ve Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi ‘Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır! Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacağı aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.’

*- Gazi Mustafa Kemal Atatürk yolunda

Çeşme Kadın Dayanışma Derneğinin de amacı Önder ve Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda Çeşme’de sosyal, siyasi, kültürel hiç bir ayrım yapmaksızın tüm kadınları kucaklamak.

Türk kadınının ve Çeşme’de yaşayan tüm kadınların ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel konumunu güçlendirmek, kendi ekonomisi ile birlikte ülke ekonomisine katkı sağlamak ve toplumsal statüsünü yükseltmek, önlerindeki engelleri aşması ve mutlu olabilmesi için maddi ve manevi destekte bulunacak. 

Bu anlamda gereken eğitim, panel, konferans, seminer, proje ve kültürel faaliyetleri yürütecektir.

Çeşme Kadın Dayanışma Derneği, aynı zamanda son yıllarda şiddeti iyice artan ‘Kadına Yönelik Şiddetin’ önüne geçilmesi için  gereken mücadeleyi vermekten ve bu davalara müdahil olmaktan kaçınmayacaktır.

*- Çeşme’de oturuyorsanız…

Çevresinde yaşanan olay ve sorunlara duyarsız kalmayacak, gerektiğinde pandemi (korona salgını) sürecinde ve bayramlarda daha önce yaptığı gibi ihtiyaç sahibi kişiler, çocuklar, sokaktaki canlarımız ve çevresel sorunlarda da  (Çeşme  Projesi ve RES’lere karşı olduğu gibi) imkanları ölçüsünde yardım ve destek olacaktır.

Şu an 55 aktif üyesi ve sosyal medyada 400’e yakın üyesi ile faaliyetlerine devam eden Çeşme Kadın Dayanışma Derneği bu iyilik, güzellik, mutluluk ve dayanışma için sizleri de bekliyor.

*- Haydi Kadınlar

Kalkın Kadınlar!!!

Çeşme Kadın Dayanışma Derneği’nin size ihtiyacı var.

Biz inanıyoruz ki dünyanın yarısı biz isek, diğer yarısını da biz yetiştiriyoruz.

‘Dünyada her şey kadının eseridir.- Gazi Mustafa Kemal Atatürk’

Selma Artar ayrıca yazısına bir de özel not eklemiş:

‘İçinde bulunmaktan onur ve gurur duyduğum Çeşme Kadın Dayanışma Derneği’nin ve Tüm Kadınlarımızın her zaman destek ve takipçisi olacağım.

Çeşme Kadın Dayanışma’nın mimarı kalbi iyilik ve güzelliklerle dolu Dost, Arkadaş, Abla, ve Can Yoldaşlarım Nermin Ekinci ve Zerrin Karataş’a, Çeşmeli gazetecilere ve Çeşme Kadın Dayanışma Derneğini Destekleyen herkese TEŞEKKÜR’ü bir borç bilirim.’

Umarım bu kadınlar seslerini daha iyi ve yüksekten duyurur ve Çeşme ile ülkemize yürekten hizmet ederler.

İzmir’deki bazıları gibi kendileri için çalışmazlar…

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın