9 Eylül Türkiye’nin bayramı YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

İzmir’de son zamanlarda kırgınlıklar arıttı.

İki gün sonra 9 Eylül İzmir’in ve Türkiye’nin bayramı olduğuna göre, bazıları büyüklük yapmalı, makamlarının hakkını vermelidir.

Diyeceksiniz ne oldu?

Özellikle CHP kanadında ve kendilerini ‘eski’ ya da ‘kıdemli’ olarak adlandıranlara bakmak, onlara söz hakkı vermek ve dinlemek gerekir, diye düşünüyorum.

Bunların ‘z’ kuşağı ile bir alışverişleri yok…

Bunların derdi CHP’li yönetimler…

Yalnız Büyükşehir’de değil, memnuniyetsizlikler ilçelere de kaymış durumda…

Müdürlerin ya da yetkili diye kendini tanıtanların davranışları da kulislerde konuşuluyor.

Benim kulağıma kadar geldiğine göre, gerisini siz düşünün…

Az önce ‘9 Eylül yalnız İzmir’in değil Türkiye’nin Bayramı ve kurtuluşu dedim…

Bir örnek vereyim:

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin tüm giriş çıkış noktalarına ve de belirli yerlere büyük afişler astırdı…

‘İzmir’in Kurtuluş Bayramı 9 Eylül’ü biz de kutluyoruz’ diye…

Bu ilk oluyor…

Ve pankartlar öyle güzel, titiz ve büyük hazırlanmışlar ki, caddeleri, köprüleri süslerken görmeyen, okumayan, ya da dikkatini çekmeyen hiç kimse olamaz…

Zaten CHP’nin Kurultayında, İzmir’i destekleyen, görüşlerine önem veren İstanbul teşkilatı olmadı mı?

Dokuz Eylül aynı zamanda CHP’nin de kuruluş günü olarak kabul edildiğinden bu partiden söz ettim…

Yerel yönetimde de CHP lider olduğu için…

İzmir’den önce kurtuluşunu ilan eden illerimiz oldu…

Nedense hiç kimse bunlardan söz etmiyor.

İzmir’den sonra da Yunan’ı denize dökmeler sürdü…

Bundan laf eden de yok…

*- Urla Olayları!

Ben size yine ‘Nadide’ Hanımdan öğrendiğim, bir mücadeleden söz edeceğim…

Arif Doğan olayı anlatırken, Oğuz Gülcan’ın ‘Batı Anadolu’da Kuvayı Milliyenin Oluşumu’ (1919–1920) eserinden istifade etmiş.

Lafı uzatmadan konuya, yani ‘Urla Olaylarına’ gireyim:

‘Kurtuluş Savaşı Urla Olayları Yunan kuvvetlerinin İzmir’e çıkmasından kısa süre sonra Urla’da gerçekleşen olaylardır.

Yunanlar İzmir’in işgalinden sonra zaman kaybetmeden Bornova ve Karşıyaka’yı işgal ettiler.

Buraların işgalini tamamladıktan sonra Seferihisar, Urla, Karaburun ve Çeşme ilçelerinin bulunduğu yarımadaya yöneldiler.

O tarihte Urla kasabasında 1914 istatistiklerine göre 9.321 Müslüman ve 24.711 Rum yaşamaktaydı.

İşgalin ikinci günü 16 Mayıs’ta Urla’da yaşayan Rumlar Yunan ordusunun İzmir’e çıktığı haberini duyunca, çok önceden silahlanmış olan 800 kadar yerli Rum Urla’da bulunan Türk köylerine saldırmaya, tecavüz ve talana başladılar.

Kuşçular, Kızılcaköy, Devederesi gibi Urla çevresindeki köyler yakılmış ve yağmalanmıştır.

Urla iskelesine yanaşan bir Yunan torpidosundan karaya çıkan Yunan askerleri Urla’nın önemli yerlerin kontrol altına aldılar.

Bu sırada Urla’da 56. Tümene bağlı 173. Alay vardı.

Bu alay 100 kadar askerden oluşuyordu, fakat depo, cephanelik gibi yerlere dağınık haldeydi.

Rum saldırısı başladığında 173. Alay Komutanı Yarbay Kazım Beyin kullanabileceği sadece 18 er mevcuttu.

Yarbay Kazım Bey bir kaç jandarma ile takviye gelince erleri ile ilk Rum saldırısını püskürtmeyi başardı.

Bu olayı duyan yerli Türk halkı kasabadaki bulunan silah deposuna girip tüfekleri ve cephaneyi aldı ve 120 kişilik bir milis kuvveti kuruldu.

Böylece Batı Anadolu’da ilk Kuva-yı Milliye birliği doğmuştur.

Bu milis kuvveti 173. Alay’ın yardımına geldi.

Rum çeteleri ile alayın çarpışmaları 16-17 Mayıs günleri boyunca sürdü. İzmir’den gelen Yunan ordusuna bağlı bir bölük ve bir İngiliz yüzbaşının olaylara müdahale etmesiyle 17 Mayıs akşamı ateş kesildi.

Bu sırada Urla iskelesine yanaşan bir Yunan savaş gemisinden daha fazla asker kıyıya çıkmaya başlamıştı.

Takviye alan Yunan askerleri Türk milislerini bastırarak Urla’yı kontrol altına aldı.

Urla’daki Türk askerlerinin ve yerli halkının bu ilk silahlı direnişi Batı’da Yunanlarla ilk çarpışma olarak kabul edilmektedir.

Burada yaşanan olaylar, Mondros Mütareke Antlaşması hükümlerine rağmen, Türk askeri birliklerinin ilk mütecaviz ve işgalcilere karşı koyma hareketiydi.

18 Mayıs günü silahlarına el konulan 173. Alay subayları ve erleri, esir alınarak İzmir’de üç gün önce tutuklanmış Türk askerlerinin yanına götürülmüştür.[

Kaynakça: Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2007, sayfa 177-179 (Ankara University Open Archive System).

***-

GÜNCEL

*- Bu yılki örneğim Aydın’dan…

Gazeteci Ercan Dolapçı’nın notunu değerlendirmek istiyorum:

Sayılı Araştırmacılardan Ercan Dolapçı bakın ne diyor?

‘Efeler diyarı Aydın’ımızın Kurtuluş Günü kutlu olsun.

Milli Mücadele’de Aydın’da 50 bin Türk göç etmek zorunda kaldı. Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Binlerce Kuvayı Milliye son güne kadar mücadeleye omuz verdi. Bu uğurda bölgede Cafer Efe, Sökeli Ali Efe, Gökçen Efe ve nice isimsiz kahraman şehit oldu.

Bölgenin komutanları Yörük Ali Efe ve Demirci Mehmet Efe, Mahmut Esat Bozkurt ve Celal Bayar vurulmadan vurdular…

Vatanın kurtuluşuna büyük emek verdiler. Onları rahmetle anıyorum…

Ayvalık’tan Aydın’a 80 bin Efe ve kızanı öne atılıp işgale karşı çıktı. Vuruştu…

Yunan ordusunun Ankara kapılarına 1,5 yıl dayanmasını engelledi. Onları unutmadık. Bugün de aynı ruhla vatanı beklemeye hazırız…’

*-

Bir cevap yazın