9 eylül kutlu olsun YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Bizim bayramımız!

Bugün 9 Eylül…

İzmir’in ve Türkiye’nin kurtuluş yıldönümü…

Güzel sözler yazmak istiyordum…

İstanbul Beşiktaş’taki evimizin kapısına da şanlı bayrağımızı açtım.

Komşular merak etmiş sordular;

‘Kurtuluş yıldönümü!’ dedim.

Bayrakla ilgili elimdeki notları da paylaşacaktım…

Ama internette şu paylaşımı okuyunca ara verdim…

Hem de bizim Bornova’da…

Ne oldu bize?

Aslında biz Bornovalılar aynıyız da, aramıza sonradan katılanlar biraz şüpheli…

Bunları ayıklamamız lazım ama nasıl?

Konuyu daha önce de ele almıştım…

‘Nadide’nin ‘Nadide’ sözcükleri ile iletmiş, paylaşmıştım…

Bir de avukat müsveddelerinden söz etmiştim…

Halbuki yasa açık ve net…

Nasıl savcılar Türkiye Cumhuriyeti adına görev yapıyor, gerekirse ‘Sanık’ yani ‘Suçlu’ olanların haklarını da korumakla yükümlüseler, avukatlar da ‘doğrudan’ yana olmalılar…

Bunu ben değil yasalar söylüyor…

Eğer hukuk fakültesini bitirmişseniz bunu biliyorsunuz, demektir.

Dolambaçlı yollarla, para için olaylar saptırılamaz, değiştirilemez…

Neyse bu konuyu geçiyorum ve beynimiz zonklamasına, tansiyonumu yükselten yazıya geleyim:

*- Nasıl ‘ah!’ çekmeyeyim, nasıl ağlamayayım?

‘Ceren Duman…

16 yaşında, %50 zihinsel engelli, annesi babası boşanmış, yolunu kaybetmiş bir yavrucak.

Dayısıyla yaşayan, duygusal travmaları olan, hatalar yapmış bir ÇOCUK. Bir kaç gün önce İzmir/Bornova’da molozlar arasında ölü bulundu.

Bir kaç kişi uyuşturucu içirip, istismar edip sonra da öldürüp çöpler arasına gömmüş.

Boğazında ıslak mendil tıkanmış şekilde, zeka seviyesi 8-9 yaşında olan yavrucak yitip gitti.

Yazık değil mi ulan, ne ara bu kadar insanlığınızı kaybettiniz siz engelli bir çocuğa bunları yapabilecek ne yaşadınız bu hayatta!

Bu dünya iyice bombok bir hal aldı.

Çocuklarınıza sahip çıkın, ayrılırken çocuklardan ayrılmadığınızı unutmayın.

Bakamayacaksanız devlete teslim edin Allah kahretsin sizin vicdanınızı da nefsinizi de, ne yaşattıysanız onu yaşayın şerefsizler.

Engelli kıza madde verilir mi, istismar edilir mi, öldürülür mü be emanet o, masum o.

Dilerim tıkıldığınız o delikte işkenceyle leşinizi sererler. Allah belanızı versin,,,’

Allah bunlara bir değil bin bela versin…

Daha ne diyeyim?

Hani herkes her gün ölmüşlerine ‘dua’ istiyor ya, bunlar için de ‘dua’ edelim…

Ceren için de!

Ceren gibiler için de…

*- Urla Caz Festivali

İçimdeki sıkıntıyı, beyin işlevlerini tekrar eski haline nasıl getireceğimi düşünürken imdadıma bir noktada Levent Köstem yetişti.

Sözü kendisine verelim:

‘Bu sene ikincisini düzenlediğimiz Urla Caz Günleri’ne geçtiğimiz yıla ek olarak Urla’nın gastronomik zenginliklerini de ekliyoruz.

Konusunda uzman, şef ve araştırmacıların ilham veren hikayeleri ve uzman Urla Caz Festivalilık alanlarına dair bilgi paylaşımları, ürün-üretici-şef buluşmaları, sohbet ve tadım etkinlikleri, sosyal sorumluluk projeleri,  workshop ve atölyeler gibi etkinliklerle festivali Urla geneline yayarak deneyim dolu bir hafta haline getiriyoruz.

Urla Caz Dinleti Günleri’ni bu yıl mükemmel doğası ve manzarasıyla Sultanlar Vadisi’nde geniş bir alanda, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uygun, güvenli bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Hem caz müziğinin standartlarına hem de caz müziği dışında aşina olduğumuz sanatçıların caz doğaçlamalarıyla geniş bir müzik yelpazesi sizleri bekliyor.’

Urla Caz Festivali Line Up

18 Eylül Cuma

• Fatih Erkoç “Jazz Project”

• Bülent Ortaçgil

• Jehan Barbur

19 Eylül Cumartesi

• İlhan Erşahin

• Elif Çağlar

• Aylin Aslım “Mavi Oda Şarkıları”

• Bilal Karaman “Manouche a la turca”

• Erdem Özkan ft. Doruk Çebi

20 Eylül Pazar

• Kenan Doğulu “İhtimaller”

• MadenÖktemErsonmez

• Ozan Musluoğlu 35

• Cansu Nihal Akarsu ft.Batu Şallıel

*- Böyleleri kaldı mı?

Şimdi de, bazı yöneticilere ‘kapak’ olması için bir hikâye anlatacağım…

Aslında hikaye değil, gerçek…

Benim de anılarım var bu devlet adamlarıyla…

Arada paylaşıyorum, ama bugün yazı uzun olacak ama hatırlatmakta yarar var;

Eski Maliye Bakanlarımızdan merhum Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlunun Aydın valisi olarak görev yaptığı zaman ‘’Recep, Ankara’dan çok sıkıldım hafta sonu özel arabamla sana geliyorum. Kimsenin haberi olmasın biraz kafa dinlendirelim” der. Yazıcıoğlu, ”çok iyi olur. Bende sıkıldım tebdili kıyafetle şöyle uzak bir köye beraber gidelim” der. Hemşerisi, çocukluk arkadaşı Kahveci özel arabası ile gelmiştir. İkisi de tanınmamak için köylü vatandaşlar gibi giyinirler.

Kahvecinin arabasıyla uzak bir köye doğru yola çıkıp, köyün biraz uzağına arabayı park edip, köye yürüyerek giderler. Yolda köyün yakınındaki bahçede çalışan yaşlı bir ihtiyar görürler. ’’Amca, selamün aleyküm, kolay gelsin. Biz Tanrı misafiriyiz. Karnımız tok. Bu gece bu köyde kalmak istiyoruz. Misafir alırmısın” derler. İhtiyar amcada ”o ne demek evladım, başımızın üstünde yeriniz var. Hadi hemen gidelim eve” deyip, misafirlerini evine götürür. Yaşlı hanımına ‘’hanım bak sana iki tane tanrı misafiri getirdim. Malıın gittiğine bakma, yüzün ağardığına bak” der. Yaşlı amca ve teyze misafirlerinin rahat etmeleri için, elinden geleni yapar. Misafirler sabah erkenden kalkıp giderler. Yaşlı amca, bakanı ve valiyi tanımıştır ama o da belli etmemiştir. Hanımına: ‘’ Hanım, bu gece bizim fakirhaneye, devletin bakanı ve valisi misafir oldu, şereflendirdi ‘’ der. Yaşlı teyzede kocasına ‘’ Yok lan herif, benimle dalgamı geçiyon… Üstlerine başlarına bakmadın mı, şu kılıklı adamlardan bakan, vali olur mu hiç ! ‘’ der ve inanmaz. Aradan bir zaman geçer. Bu sefer rahmetli Recep Yazıcıoğlu aynı köye makam arabasıyla gelmiştir. Misafir oldukları yaşlı amcayı ve teyzeyi sorar. Yaşlı amca ve teyze gelir ve sohbet ederken, ‘’ Sayın Valim, şimdi kendini teyzene tanıt. Siz fakirhaneye şeref verdiğinizde teyzenize bunlar devletin bakanı ve valisi dediğimde ‘’ yok lan baksana üslerine, başlarına, bunlardan bakan, valimi olur !’’ diye inanmamakta inatlaşmıştı der.

Teyze çok üzülür, mahcup olur. Yazıcıoğlu, yaşlı teyzeye sarılıp ‘’ Teyzem üzülme, sen haklısın ama o akşam ne ben valiydim, ne de arkadaşım bakandı. İkimizde şehirlerin havasından bunalmış ve kırlarda sade vatandaş olarak kafa dinlendirmeye gelmiştik’’ der.

Hayatta hemşeri ve arkadaş olarak benzer özellikler gösteren, yıllar geçse de unutulmayan ve yaşama on yıl arayla trafik kazasıyla veda eden merhum Recep Yazıcıoğlu (2003) ve Adnan Kahveciyi (1993) bu vesile ile tekrar rahmetle yâd ediyoruz.

‘’Unutulmamak istersen, hayatta iken bırakabilmelisin bir eser;

Yoksa ölünce unutulup gidersin de, senin de üzerinden yeller eser ’’

Efsane vali Recep Yazıcıoğlu

Aramızdan ayrılışının 17.yıldönümünde saygıyla ve rahmetle anıyoruz..,

*—
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee

Bir cevap yazın