Kaymakam’ın kayyımlığı elinden alındı / YAŞAR EYİCE

 Urla’da ‘Kayyım’ gerçeği Ya ben geç kaldım, ya da Bakanlık erken davrandı… Geçenlerde Urla’dan bir haber geldi: Aralarında Orman İşletme Şefi ile bazı devlet memurlarının bulunduğu bir organize çete çökertilmişti. Bunlar orman arazileri ile hazine arazilerini fahiş fiyatlarla satıyor ya da satmaya çalışıyorlardı. Bu nasıl olur? Urla’da bunu duymayan kalmamış ama aynı zamanda Urla Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Kaymakam Önder Can’ın haberi yok! Veya var ama, ‘Benim memurum işini bilir!’ gibisinden bir tuhaf sözü unutmuş olabilir… Bunu duyunca, ‘Bu Kaymakam ne yapıyor?’ sorusu aklıma gelmişti… Ama üzerinde bir başka yük de bulunuyordu! Belediye Başkanlığı! Büyük oy farkı ile Belediye Başkanlığına seçilen CHP’li İbrahim Burak Oğuz iki AKP’linin şikâyet ve ihbarı sonucu mahkemelik olmuş ve hapis cezasına çarptırılmıştı. Şimdi dosya itiraz sürecinde… ‘Kayyım’ olan kaymakam ne yaptı? ‘Belediye Meclislerine gerek yok!’ dedi… Bu arada yine seçilenlerden

Tutuklu Belediye Başkanı Serdar Aksoy’un hukuksuz binası yıkılacak

AKSOY'UN BİNASI YIKILACAK Menemen merkezindeki büyük parkta, Meclis'in durdurma kararına rağmen tuvalet olarak başlayıp müze diyerek devam eden binanın kaba inşaatı bitirildi. Tutuklu yargılanan Belediye Başkanı Serdar Aksoy'un isteğiyle yapılan bina Meclis'in kararıyla yıkılacak. Aksoy'dan sonra Belediye Başkan Vekili olarak seçilen Avukat Deniz Karakurt, "Yeniden yetki verilirse söz veriyorum bu binayı yıkacağım. Bana yetki verilmezse de Meclis kararıyla yıkılacaktır." dedi.   İzmir'in akciğerleri konumunda olan Karagöl ve Menemen'in çeşitli yerlerinde açılmak istenen taş ocaklarına karşı duruşuyla bilinen Menemen Çevre Platformu, bu defa ilçe merkezindeki parka yapılan inşaatın kaldırılması için mücadele veriyor. Yolsuzluk ve zimmet suçlarından dolayı tutuklu yargılanan Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy'un isteğiyle başlayan park içerisindeki binanın kaba inşaatı bitirildi. İnşaat henüz devam ederken, Belediye Meclisi oy birliğiyle inşaatın durdurulmasına karar vermişti.Aksoy'un tutuklanmasının ardından

LONDRA’DA BİR /

DÜNYA İNSANI MURAT ŞENGÜDER ÜNAL TÜMİN Jules Verne ‘in “Seksen Günde Devriâlem” eserini sanırım Dünyada bilmeyen, okumayan yoktur… Uçağın henüz icat edilmediği yıllarda dünya edebiyatının en ilgi çekici karakterlerinden Philleas Foog’un macera dolu yolculuğu anlatılıyor. Philleas Fogg, uşağı Passepartout’ yla birlikte kâh fırtınalarla boğuşan buharlı gemilerde, kâh birbirine bağlanmayan demiryolu hatlarında maceradan maceraya atılıyor… Günümüzde artık “Dünyadan Aya seyahat” ler konuşuluyor. Dünyada yaşayan yaklaşık 8 milyar insan 7 kıtada 195 bağımsız devlet çatısı altında 7 binin üzerinde dili aktif olarak kullanıyor, “Duygu, düşünce ve hayal âleminde” geziniyor… Günümüz siyasetçileri maalesef bahsettiğimiz bu dünyayı şahsi emel ve çıkarları doğrultusunda “Dil, din, ırk” gibi çağı geçmiş çeşitli silahları kullanarak bölüp parçalama peşinde…  * * * Sevgili okuyucularım, hafta başında değerli danışmanım, İnsan Kaynakları ve halkla İlişkiler Uzmanı Sevgili Mustafa Derici ile inanın bu konular üzerinde konuştuk. Ülkemizdeki  “Beyin Göçü” dışında “Gez, Gör, Öğren” sloganı ile o kadar “Dünya

SAKSILAR NE GÜNE DURUYOR? YAŞAR EYİCE

- DERS ALMAYI BİLMELİYİZ 1980’den önce idi… Hemen her gün TRT’de bülten gibi sağ ve sol çatışmalarında öldürülen faili meçhullerin isimleri okunurdu… Düşünün her gün 60-70 isim… Aynı korona virüs belası gibi bir şey… Ondan da beter! Manisa’nın Akhisar ilçesinde de ‘Bir senden, bir bizden’ örneğinde olduğu gibi iki grup arasında silahlı baskınlar düzenlenmişti. Anımsadığım kadarıyla Kuzey mahallesinde üç, güney mahallesinde de üç olmak üzere 6 gencimizi kaybetmiştik, hiç yoktan… Kin tohumları ekiliyor, yeminler ettiriliyordu, ‘intikam’ için… Bunlar anlatılmaz, yaşanır… *- KENDİMİ TUTAMADIM! Hiç unutmuyorum; Yine Manisa’nın Turgutlu ilçesinde gariban bir sokak bekçisi öldürülmüştü. Evine gitmiştim; Bir gecekondu… 3-4 ufak yavru… Ellerinde kuru ekmek… Kalabalığa anlamsız bir şekilde bakıyorlar… Arada ‘anne- baba’ diye ağlıyorlar… Bir oda sözde evi nasıl anlatayım… Nasıl ben de diğerleri gibi ‘Babanız artık yok!’ diyeyim… Başladım ağlamaya… Kendimi tutamıyorum… Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gibi hıçkırıklarımı da tutamıyorum, gözyaşlarımı da… Artık

TEPKİ VAR, İCRAAT YOK!/ YAŞAR EYİCE

*- RAKAMLARIN GERÇEĞİ Yorumunu size bırakıyorum: Diyanet’in bütçesi; 12 Milyar lira, Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi; 2,7 milyar lira, Doktor Sayısı; 107 bin, İmam Sayısı; 275 bin, Hastane Sayısı; 1250, Cami sayısı; 85 bin, Doktor açığı; 105 bin, İmam Fazlası; 115 bin, Her yıl mezun olan doktor; 9 bin, Her yıl mezun olan imam; 60 bin… Liste her gün değişiklik gösterebilir, çünkü hemen her gün covit-19 yüzünden bir doktorumuzu ya da sağlık çalışanımızı kaybediyoruz… Zaten bu liste internette dolaşıp duruyor… Yani güncelliği da şüpheli… Ama dediğim gibi üç aşağı beş yukarı doğru gibi… Bu listeyi hazırlayanlar bir de altına not düşmüşler: ‘Allah ülkemizi önce görünen felaketlerden, sonra da görünmeyen felaketlerden korusun!’ Amin Yarabbi! *- ARADA KONUŞUYORLAR Önce hukukçulardan bir ‘tepki’ gelmişti… Söyledikleri şu idi: ‘Bazı hukuk fakülteleri bilinçli olarak hukukçu değil belirli düşünceye yatkın kişiler yetiştiriyor…’ Aslında ben iddiaları hafiflettim.. Ama televizyonlardaki hukukçuların nasıl en basit

ÇEŞMELİ KADINLAR YİNE ÖNDE / YAŞAR EYİCE

*- İZMİR ŞEHİDİNİ UĞURLADI Hakkari'de çığ düşmesi sonucu şehit olan Uzman Çavuş Mehmet Onur Özbent, gözyaşları arasında İzmir'de son yolculuğuna uğurlandı. Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki üs bölgesinde kar nedeniyle kapalı yolun açılması için yürütülen çalışmalar sırasında, çığ düşmesi sonucu şehit düşen Uzman Çavuş Mehmet Onur Özbent'in naaşı İzmir'e getirildi. 30 yaşındaki Mehmet Onur Özbent için Torbalı'nın Ayrancılar Mahallesi'ndeki Yunus Emre Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Özbent ailesinin üç çocuğundan en küçüğü olan Uzman Çavuş Mehmet Onur Özbent için cenaze namazı kılındı. Helallik alındıktan sonra şehidin cenazesi, gözyaşları arasında Ayrancılar Mezarlığı'nda toprağa verildi. *- KADINLARIN DOĞRU KARARI Çeşme’yi mesken edinen kadınlar bir süre önce önemli bir adım attılar. Ilıca 5159 sokakta bir büro kiralayarak, ‘Çeşme Kadın Dayanışma Derneği’ kurdular. Ve önemli adımlar atarken, bence çok önemli bir karar daha aldılar. Avukat Fahri Artar

YILBAŞINDA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI GENELGE DETAYLARI PAYLAŞILDI

YILBAŞINDA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI GENELGE DETAYLARI PAYLAŞILDI! Yılbaşında sokağa çıkma yasağı başlangıç ve bitiş saatleri belli oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Aralık Perşembe saat 21.00'den - 4 Ocak saat 05.00'e kadar kesintisiz sokağa çıkma yasağı olacağını açıkladı. Buna göre yılbaşında toplam 4 günlük sokağa çıkma yasağı uygulanacak. 31 Aralık 2020 - 4 Ocak 2021 tarihleri arasında uygulanacak sokağa çıkma kısıtlaması sırasında, hafta sonlarında (Cumartesi ve Pazar günleri) uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarına dair daha önce illere gönderdiğimiz genelge kapsamında belirlenen usul ve esasların, 1 Ocak Cuma, 2 Ocak Cumartesi ve 3 Ocak Pazar günleri için de geçerli olacak. Hafta sonları balıkçı/balıktezgahları 10.00-17.00 saatleri arasında açık olabilecek Yeni bir karar alınıncaya kadar hafta sonları uygulanan sokağa kısıtlaması süresince balıkçı/balık tezgahı şeklindeki işyerlerinin de Cumartesi

Kedi ciğere uzanamayınca! YAŞAR EYİCE

*- Lafla bir adım gidemeyiz İş insanları ile yapılan ‘paralı söyleşileri’ okuyorsunuz… Belki de ağzınız açık ‘Vay anasını!’ diye tuhaf sesler de çıkarıyorsunuz… Genelde bu tiplerin söyledikleri ortak bir nokta var: ‘Markalaşmak!’ Son yılların modası bu… Yani trend dedikleri şey… Ortak cümle ise şu: ‘Avrupa’ya veya Dünya’ya açılmak!’ Aslında bunun kuralları belli… Ama bunlar medya kuruluşuna para ile söyleşi yaptırınca işin hemen olacağını sanıyorlar. Sanki böylece sihirli değneğin sahibi oluyorlar… Ama haklı yanları da var… Yandaş iseler ‘Yürü ya kulum!’ diye önüne birileri çıkabilir… Ama 15 Temmuz’dan sonra bunların halini gördük… Ellerinden tutanların, (Tabii ki menfaat karşılığında) ne hallere düştüklerini… Kaçan kurtuldu mu? Yok canım tek tek deliklerden çıkarılıyorlar… *- Şarlatanlar hep var! Sihir denilince aklıma geldi? Birileri yine ön plana çıkıyor! Falcılar! 2021’de ne olacağını anlatıp duruyorlar… Bu arada kitaplarını almanızı öneriyorlar… Bu dolandırıcılara nedense medya da ‘ilgi çeker!’ diye alet oluyor… Hiçbir dinde

*- Bir şey olmaz merak etmeyin! ‘Ben düşersem Almanya yok olur!’ demiş Adolf Hitler! Almanya yok oldu mu? ‘Ben gittiğimde kapitalistler sizi kör kedi yavruları gibi boğacaklar!’ demiş Stalin… Rusya’da kimse boğuldu mu? ‘Beni azlederseniz piyasalar çöker, herkes yoksullaşır!’ demiş Trump…  Gitti gidiyor, Amerika’da halka bir şey oldu mu? Yani kendilerini ‘tek adam’ gibi görenler hep böyle hayal görürler, çoğu da ‘Benden sonra tufan’ der ama havasını alır… Bizim liderimiz, yolundan sapmayacağımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise ne demiş? ‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!’ Yani içimizdeki hainlere de, Türk ve Türkiye düşmanlarına da arada hatırlatmakta yarar var… *- Küçümsememek lazım AKP’li bir işadamı iki tane solunum cihazı alıp Menemen Devlet Hastanesi’ne bağışlamış… Güzel bir hareket… Pazar sabahı erkenden bunu servis etmişler… Belki de başkalarına örnek olmak

BEYİN GÖÇÜ VE NEDENLERİNİ NEW JERSEY’DEN KARTAL SOKULGAN ANLATIYOR /ÜNAL TÜMİN

Bir yanda “Zil, şal ve gül” şarkısının kıvrak nameleri ile “sefahat” peşinde koşup dünyayı turlayanlar… Diğer yanda “İş, aş, yoksulluk” diye kıvranıp “sefalet” içinde yaşayanlar… Yanlış anlaşılmasın diye, sözlük karşılığını yazayım: Sefahat; zevk ve eğlence düşkünlüğü… Sefalet; Yokluk içinde bulunma, yoksulluk çekmek… Depremler, ardından dünyayı esir alan virüs salgını… Ve bunun sonucu ortaya çıkan; işsizlik,yoksulluk, yolsuzluklar ve de BEYİN GÖÇÜ… Bu göç, öyle Ali Bey’in, Veli Bey’in vd. Bali, Cocoa, Bora Bora, Zenzibar adalarına sefahat için vur patlasın, çal oynasın tipi bir göç hiç değil! Şu günlerde yazılı ve görüntülü medyada işsizlik, genç işsizler, liseli, üniversiteli işsizlerin rakamları, açıklandıkça kabiliyetli, ileri görüşlü genç beyinler “ver elini Avrupa, Amerika, Çin, Japonya” deyip göçüp gidiyorlar. İyi mi, kötü mü demiyorum; kendilerinin, ülkelerinin geleceği için üzülerek gidiyorlar…İşte Koronavirüse karşı