397 Okunma

YÜRÜYEN ÖLÜLERİZ BİZ NERMİN GONCA

Sosyal Medyada Paylaş

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı NERMİN-VESİKA.jpg

İnsanı diğer canlılardan ayıran ona bahşedilen iki yetisinin arasındaki bağdır. Bu iki yeti olan akıl ve gönül arasındaki bağ ile insan ya yüceler yücesi olur, tahtın en tepesine kurulur. Ya cüceler cücesi olur, tüm mahlûkatın ayakaltında durur. Yüce Yaratıcı insanın başına bir altın taç koyar ve ona kendi ruhundan üfler. O altın taç; akıl yetisi, o ruh üflemesi; geniş anlamıyla gönül, dar anlamıyla sevgi yetisidir.
Bu gönül denilen, sevgi denilen şey ne menem bir şey ise; bizim aklımıza, ruhumuza, zannımıza uyan türden değil. Çünkü insan sevgisi nesneldir; biz bir insanı, bir arabayı, bir elbiseyi yani elle tuttuğumuz, gözle gördüğümüz bir şeyi severiz. Ama Rabbin üflediği sevgi yer gök yok iken bile olabilen bir sevgi; saf, katışıksız yani sevginin bizzat kendisi. Sırf bu nedenle dahi onu tam manasıyla anlayıp sırrına erebilene aşk olsun.
İşte doğumdan ölüme giden çetrefilli yolda, öz yürüyüşünü gerçekleştirmekle mükellef olan biz Âdemoğulları ve Havva kızları bu iki yetiden birini ya da daha kötüsü ikisini birden kaybetmiş olabiliyoruz. Ya da ikisi arasındaki bağı koparmış, bi haber yaşıyoruz. İnsanın aklı ile gönlü arasındaki bağ ruhumuz bence. Bu bağı kopararak ruhumuzu bir yerlerde dökmüşüz, düşürmüşüz. Bu nedenle yürüyen ölülere dönmüşüz. İnsan insanın kurdudur yalanına uymuş, her önümüze geleni çatır çutur yer olmuşuz.
Hani filmlerde görürüz ya zombileri! Bizim çocukluğumuzda hortlaktı adları, filmlerde zombi denilen bu yürüyen ölüler düşünmezler, konuşmazlar, gülmezler, sevmezler. Biz de yüreğimizdeki sevgiyi kaybetmişiz, ruhumuzu yitirdiğimiz için önceliklerimizi değiştirmiş, akılsız ve gönülsüz yani ruhsuz bir şekilde yolumuza devam eder olmuşuz. Tıpkı yürüyen ölüler gibi. Hani zombiler akılsız, fikirsiz, gönülsüz, ruhsuz yollarına devam ederken, kendilerine benzemeyenlere ilişkin uyaranlar aldıklarında oraya yönlerini çevirirler ve çatur çutur yer ve kendilerine benzetirler ya. İşte biz insanlar da tıpkı o yürüyen ölüler gibi ruhsuz gezerken ve bunu yaşam zannederken, yaşayanların kokusunu alıyoruz, ışığını hissediyoruz. Kan kokusu almış köpek balıkları gibi üstüne çullanıyoruz ve başlıyoruz onların aşklarını, sevdalarını, özlemlerini, insanlıklarını kemirmeye. Öyle iştahla kemiriyoruz ki;kendimize benzetene dek devam ediyor bu işlem. Yürüyen ölü olduktan sonra bir artık gibi fırlatıp atarak, yeni ruhlara yelken açarcasına bir aç gözlülükle kemiriş bizimkisi.Hani bu tarz filmler sadece bilim kurguydu; yani gerçekte olmayacak şeylerdi.
Biz bir adım daha ileri gitmişiz üstelik. Hani çocuklar oyunlarda kazanınca bir aşama daha yukarı çıkarlar ya aynen onun gibi en üst seviyeye çıkmışız. Düşünün bu en üst seviyedeki bilim kurguda herkes birbirini kemirip yok etmiş ve herkes zombi olmuş. Artık öyle bir dünyadayız ki hepimiz anlamsız ve amaçsız yürüyen ölüleriz. Bir tek çaremiz kalmış artık. Gözü dönmüş bir aç gözlülükle, sakin bir aymazlıkla, kendimizi kemirmek. Kendi değerlerimizi, ahlakımızı, zamanımızı, duygularımızı yani insani olan nemiz kalmışsa iyice kemiriyoruz ki elle tutulur, gözle görülür bir yaşayan yanımız kalmasın. Adı ister zombi olsun, ister hortlak, ister yürüyen ölü; işte o biziz.

8 thoughts on “YÜRÜYEN ÖLÜLERİZ BİZ NERMİN GONCA

  1. Siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
    Kaf dağını assalar belki çeker bir kıl,
    Bu ifritten sualim kılını çekmez akıl.
    Demiş şair. Ne güzel açıklamışsınız.

  2. Hocam zulfiyare dokunuslariniz her zamanki gibi espirili ve hos. Zombilesmemis,zombilesmeyi bilinçli olarak red eden, algisi yuksek, sistemin dayattiklarini özgürlük ve modernlik adina red eden insanlarin cogalmasini diliyorum. Kaleminize yureginize saglik.

    1. Çok teşekkür ederim pınar hanım yüreğini kullanmazsan et yığınından başka bir şey değil. Yüreği ile de düşünebilen insanların çoğalması dileği ile sevgiler

Bir cevap yazın