0 Okunma

Urla’ya çok gördüler YAŞAR EYİCE

 Urlalıya ‘Çocuk hastanesi’ çok mu?

*- Bu yandaşlar akım derken, başka söz ediyorlar

*- Şiddeti destekleyenlere yol gösterenlere yuh olsun

*-

Hayret, haftalar sonra Reis, CHP haberinin üzerine çıkmış, yandaş medyada…

Reis ‘Diz çöktüremezsiniz!’ demiş…

Bu konuda hepimiz arkasındayız…

Peki CHP’yi nasıl göstermiş, bu İstanbul takımı…

‘Ulan bak Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’yi bitirdiniz..’

Meşhur olmak isteyen mi aramazsınız bu memlekette…

Ama ben yine de bir CHP’liyi bırakın, bir siyasetçinin, hatta kendini bilen sıradan bir vatandaşın bile ‘Ulan!’ diye başlayan bir cümle kuracağını düşünemiyorum…

Bakalım bunlar yarından itibaren ne yapacaklar?

Bu kişilerin beyin takımından ikisinin iki saat süren bir tv, yayınını bıkmadan ama gülerek izledim…

Bir tane elle tutulur bir iddia yok…

Sürekli küfür, hakaret ve hatta adını sanını duymadığımız hainlerin adları…

Yani Fetöcüler…

Bence bunlar dolaylı yönden bu isimleri beyinlere yerleştirmeye çalışıyorlar.

Yani planlı programlı

Ben olsam, ‘Siz geri zekâlı mısınız?’ der, bunlara hesap sorardım, Reis’in yerine…

Fakat şurada yazıyorum:

Göreceksiniz yağcılık işe yaramıyor, yakında bunlar da medyadan da temizlenecekler, piyasadan da…

*- Silahlanmayı durdurmalıyız

AKP’li bazı kişiler seçim sonuçları ile ilgili tuhaf açıklamalar yapıyor,

Daha doğrusu yaptılar, tabii ki gerek partilerinden, gerekse muhalefetten tepki gördüler.

Ne diyorlardı, kendini ya da ağzından çıkanı duymayanlar:

Millet birbirine girecek, huzur bitecek!

Neyse bunları duymamış olalım,  çünkü hep birlik ve beraberlikten yana olduğumuzu ilan ediyoruz.

Geçenlerde; önemli bir haber geldi, ‘kurşun fiyatları ucuzladı’ diye…

Bilmeyenlere hatırlatayım;

O kurşun var ya, yani silahta can almak için kullanılan kurşun bir zamanlar karaborsa idi…

Ruhsatsız silah temin edenler, tanıdık polislere, askerlere, ya da yetkililere birkaç tane alabilmek için yalvarırlardı.

Şimdi ise sebil gibi maşallah!

Kem gözler için ‘kurşun dökmeler’ i, sanayide kullanılan ‘kurşun levhalar’ falan konumuz değil…

*-

Uzmanların belirttiklerine göre;

Türkiye’de yaşanan şiddet olayları son yıllarda artış gösteriyor.

Silahla yaralama, kadın cinayetleri, gasp, akademik personelin silahlı saldırıya uğraması, hasta yakınları tarafından öldürülen veya yaralanan doktor vakaları, okullarda yaşanan silahlı saldırılar gibi sorunlar durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.

Bu arada;

Bireysel silahlanmaya karşı kurulan Umut Vakfı’nın silahla işlenen suçların gazeteye yansıyan haberlerini her gün tarayarak oluşturdukları yıllık raporlara göre 2018 yılında, 2015 yılına göre Türkiye’de cinayetlerde silah kullanımı yüzde 70’ten yüzde 80’e çıktı, vaka sayıları ise yüzde 40 artış gösterdi.

Uzman Psikiyatr Dr. Ayhan Akcan, son 5 yılda vakaların yüzde 69 artıp insanların öldüğünü tespit ettiklerini söyledi.

 Dr. Ayhan Akcan, bu olayların beşte birinin ise kadına yönelik şiddet olduğunu söyledi.

*-

Türkiye’de ruhsatsız veya kayıt dışı silah kullanımında artış olduğunu ve bunların da silahla işlenen suçlara yansıdığını belirten Akcan, Türkiye’de iki evden birinde silah bulunduğunu söyledi.

Evlerde, 25 milyon silah bulunduğunu tahmin ettiklerini söyleyen Uzman Psikiyatr Dr. Ayhan Akcan, bunların %85’inin ruhsatsız, sadece %15’inin ruhsatlı olduğunu ve her gün ortalama 10 kişinin bu silahlarla öldürüldüğünü de kaydetti.

Uzmanlar;

Silaha karşı talebin olduğunu, ancak bunu engelleyecek bir sistemin kurulamadığını dile getiriyor.

*-

 Sonuç olarak şunları da belirteyim:

Silaha ulaşımın zorlaştırılması gerekiyor.

Silahla işlenen suçların cezai karşılığı mutlaka yasada neyse o olmalı. Yine en önemli noktalardan biri silah temininde eş rızasının getirilmesi. Erkek eve silah alırken eşinden de rıza alınsın.

Taşıma ruhsatı alırken avukat referansı getirin, bekleme süresi uygulayın.

Yanı kişi dilekçeyi verdikten sonra 30-45 gün sonra dilekçesini işleme koyun çünkü o sürede kişinin öfkesi yatışıyor, daha makul daha uzlaşmacı olabiliyor, hemen silaha sarılmıyor.

Cinayet işlemiyor, cinayet işleme potansiyeli neredeyse sıfırlanıyor.

Silah edinme sayısını kısıtlayın.

Silah ruhsatı öncesi eğitim zorunluluğu getirin.

Silah alındıktan sonra mutlaka silah denetim zorunluluğu getirin yanı evde silah bulunduran kişi silahı kasasında bulundursun, mermiyi başka bir yerde bulundursun.

Ciddi sağlık muayenesi yapın, otomatik iptal sistemi yapın, beş yılı iki yıla indirin.

 İnternetten silah satışını yasaklayın, kargo yoluyla teslimi yasaklayın. İmha sistemi getirin, armağan sistemini kaldırın.

Meskun mahalde ateş etmenin karşılığında cezayı arttırın.

Düğün timleri oluşturun.

Mutlaka televizyonlarda insanların bilgilenmesi için kamu spotu yapın.

Evet uzmanların istedikleri ve söyledikleri bunlar..

Yani; bunların acil yapılması gerekiyor.

Bunların her biri yapıldığında yüzde 50-60 oranında Türkiye’de silahla işlenen suçlarda azalma olacaktır.

***-

GÜNCEL

*- Çocuk hastanesi gerekli değil mi?

Bursa İnegöl’den gönderilen isteği duyurmadan önce İzmir’den bir örnek vereyim:

Sanıyorum; iki yıl kadar önce, bir kadın okuyucum, Urla’da yeni yapılan Devlet Hastanesi’ne ek olarak bir de ‘Çocuk Hastanesi’ kurulmasını istemişti.

Yarımada’dan binlerce kişi teklifi desteklemişti.

Ama biri, şu anda AKP’den Belediye Başkan adayı olan Başhekim, bakanlığa ‘Gerek yok!’ yazısını göndermişti.

Binlerce anne baba koskocaman AKP’li başhekimden daha iyi mi bilecekti.

Üstelik Binali Yıldırım gibi güçlü bir ahbabı varsa…

*- Mağdur olan bir kişi değil, bir kent!

Şimdi İnegöl’e gidelim

Sibel Demir, kanser hastalarının hayatını olumsuz yönde etkileyen bir değişiklik yaşandığını belirtiyor.

İnegöl Devlet Hastanesi’ndeki onkoloji servisini yeniden açmalarını talep ediyor.

İnegöl Devlet Hastanesi’nde 850 hastanın tedavi gördüğü Onkoloji Bölümü maalesef kapatıldı.

Kemoterapi gören hastalar mağdur oldu.

Tedavilerine Uludağ Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devam etmek zorunda kalan hastaların özellikle kemoterapi zamanı oluşan fiziksel ve psikolojik yorgunluğuna bir de 2 saatlik yol ve fazlasıyla yoğun olan bu hastane sırasında bekleme eklendi.

Bu konuda daha ne söyleyeyim, yazayım…

Umarım, İnegöl halkının sesini izmir’den Ankara’ya biz duyururuz ve yetkililerin hassasiyet göstermelerini sağlarız.

Bu arada Urla’ya bir de ‘Çocuk Hastanesi’ ya da ‘Çocuk’ bölümü de tekrar gündeme gelir…

*-
— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın