Tutankamon’un sakalı düşmüş YAŞAR EYİCE

Değerini bilemediklerimiz de var!

*- İki örnek muhtar Dilek İduğ Çelik ile Pakize Namdar…

*- İstanbul’a bir türlü kar yağdıramadılar

*- Sisli geceler ve günler kâbus oluyor

*- Penguenlerin dışkısı bizi koruyacak!

*-

Aliağa’da oturmasına rağmen her gününü Bornova Küçükpark’ta geçiren ve yine neredeyse her gün Dow Sendromlu çocukların işlettiği belediyeye ait mekana giden Hikmet Kumuk gece telefon etti…

‘Neredesin?’ diye sorduktan sonra, Bornova’dan başlayarak, Urla’ya kadar bir çok yer saydı…

‘Şu an İstanbuldayım!’ dedim…

Üç yıldır İstanbul’da hemen her hafta, yaz- kış konuşulan, daha doğrusu beklenen, şu ‘kar’ı ben de karşılayayım!’ dediğimi belirttim..

Bırakın gününü, dakikası ve saniyesi bile gündemde tutulan ‘Kar’ herhalde, devletin tüm gücü ile trilyonları aktardığı İstanbul’a küsmüş durumda..

Çocuk gibi ‘gelmeyeceğim işte!’ diye tutturuyor…

Zaten yandaş medyanın tamamında ülkenin ve ülkemin insanlarının başka sorunu yokmuş gibi sürekle ‘İstanbul’a bir türlü yağdıramadıkları kar’ı konuşmalarından ben de sıkıldım artık…’

Yok işte İstanbul’u benim gibi kar da sevmiyor…

Anadolu’da kar dört metreyi geçmiş, köy değil, ilçe yolları bile kapanmış, bunların umurunda değil..

Emin olun, ‘Kar yağınca bayram yapan’ yani o kadar özleyen İzmir’in tepelerinde son yıllarda İstanbul’dan çok kar görebiliyoruz…

Bu kadar söz etmemin nedeni ise ıvır zıvır konulara verdiğimiz değer ile geçirdiğimiz boş zamanlar…

Bu hale getirdiler bizleri….

Hikmet Kumuk Kardeşimle, küçükpark’taki tarihi çeşmeden söz ettik…

Nasıl kıydık biz bu değere, onu konuştuk…

Muhtarlarımızı da ele aldık…

Bu konuyu da gündeme getireceğim…

Çünkü bazı muhtarlarımız bizim için çok değerli…

Kazım Dirik Mahallemizin Muhtarı Dilek İduğ Çelik gibi…

Bir başka örnek, Evka 4’ten Muhtar Pakize Namdar gibi…

Bunlar erkeklerin yapamadıkları, başa çıkamadıkları sorunları bir çırpıda çözenler…

İşin ilginç yanı; Dilek İduğ Celik gibi Pakize Namdar gibi yediden yetmişe herkesi tanıyan ve yardımcı olan ‘değerli’ muhtarlarımızın yüzde 10’u bile olmayanların, sonradan Bornova ya da bir başka kentlimiz olanların da, hizmet değil, beklenti içinde aday olmalarına da şaşırmıyor, değilim…

*- Aklınızda olsun…

İster parapsikoloji isterseniz gizem diyebilirsiniz.

Kendinize göre özel bir isim de koyabilirsiniz.

Hızımı Hasan Avcıoğlu gibi alamadığım için devam ediyorum:

Tatil günü olduğuna göre; National Geographic’in Bizlerle Paylaştığı 14 İlginç Gerçekten söz edelim:

*- Mısır Piramitlerinin Tepeleri:Milattan önce 1840’lıyıllara ait olan bu Benben taşı, Phoenix Tapınağında keşfedildi.

Antik Mısırlılar, Anka Kuşu’nun yaratma ve yeniden diriltme özelliklerini olduğuna inanıyordu.

Bilim insanlarına göre Benben taşı, 3. Amenemhat Piramidi’nde konumlandırılmıştı.

Taşın üstündeki yazılar ise firavundan ‘tekrar hayata gelmeyi’ dileyen bir dua.

*- Rengi değişir: Kanaryaların kanatlarında, renklerinden sorumlu olan pigmentler bulunuyor.

Bu yüzden, tükettikleri gıdalar ve güneş ışığından kaynaklı olarak renkleri değişiyor.

Vatikan’da sergilenen bu performansların kopyalanması yasaktı ve bu sır 150 yıl boyunca korundu.

Ta ki 14 yaşındaki Mozart duyana kadar.

Mozart, kompozisyonun aynısını kız kardeşine söylemişti.

Vatikan bunu öğrendiğinde hayretler içinde kalmıştı.

‘Kesişen Deniz’ çok nadir görülen ve güzel bir manzara sunan bir doğa fenomeni.

İki dalga sisteminin eğik açılarla hareket etmesiyle oluşuyor.

Uzaktan çok güzel gözükse de, dalga sistemine yakalanan gemiler bir anda tepe taklak olabiliyor.

2014 yılında Mısır Müzesinde yapılan bir temizlik sırasında Tutankamon’un sakalı düşmüş

Firavun Tutankamon’un defin maskesi, hem Mısır’ın sembollerinden bir tanesi hem de insan uygarlığının 10 sembolünden birisi.

Maske 1922 yılında bulunmuş, birçok savaş ve devrim atlatmış fakat 2014 yılında müze çalışanları tarafından bozulmuştu.

Çalışanlar daha sonra, kazayla düşürdüklerini ve hatalarını gizlemek için yapıştırıcıyla yapıştırdıklarını itiraf etmişti.

Şeytan Orkidesi, son yıllarda Kolombiya ormanlarında bulundu.

Bu türün eşsiz olmasının ve şeytanın bitkisi olarak adlandırılmasının sebebi ise çiçeğin ortasında bulunan, şeytana benzeyen kırmızı gözler ve boynuzlar.

Bir sis yayı veya beyaz bir gökkuşağı: Çok nadir görülen bu fenomen sis sırasında gözlemlenebiliyor.

Geceleri ay yeterince parlak olursa da görülebiliyor ve ona da ‘Aykuşağı’ (moonbow) deniliyor.

24 uyduyla dünya çapında hizmet sunan GPS için ABD yıllık 750 milyon dolar harcıyor ya da başka bir hesapla günlük 2 milyon dolar.

ABD hükümetine göre ise bu işten herhangi bir çıkarları yok.

Petersburg’da doğmuş, Petograd’da okula gitmiş, Leningrad’da nişanlanmış, St. Petersburg’da yaşlanmış olabilirdiniz, hem de hiç taşınmadan.

Bu Rus şehir adları aslında tek bir şehre ait fakat çeşitli dönemler içerisinde sık sık adı değiştirilmiş.

Penguenler, Antartika’ya 5000 yıl boyunca, 7 milyon kg’dan fazla yüksek besin oranlı dışkılarını bıraktı. İklim değiştiğinde, bu elementler bitkileri soğuk topraktan koruyacak ve hayvanların hayatta kalmasına yardımcı olacak.

*-  Kuşadası’ndan sonra İzmir’de…

Bu hafta sonu değil, Yılbaşı öncesi cumartesi günü Kuşadası’ndan dönerken, İzmir’e girinceye kadar sisten neredeyse kimse kimseyi göremiyordu.

‘İzmir’de sis pek olmaz’ diye düşündüm, ama soğuk kış günlerinde kentimizin üzerinde pis bir hava oluşuyordu.

Bu yeni bir şey değil…

1960’lı yılların sonunda başladı, bazen artarak, bazen azalarak günümüze kadar gelindi.

Çoğu kişi bilmez, bu sis daha doğrusu kirli hava bütün kentlerin başının belası gibi bir şey…

Ankara’da bu bir ara o kadar yoğundu ki, köklü çözüm bulmak için öylesine fikirler öne sürüldü ki, bazısını komik bulacaksınız.

Koca koca adamlar, yani sözde bilirkişiler, şimdi televizyonları kaplayanların hocaları, ‘Ankara’nın batı yönüne dev vantilatörler kurulmasını ve çalıştırılarak hava sirkülasyonunun sağlanmasını ciddi ciddi önerdiler.

Tabii ki gerçekleşmedi…

Hafta başında bu kez İstanbul yolculuğu çıktı.

‘Erken kalkan erken yol alır’ diye düşündüm.

08,10 uçağı öğle saatlerinde kalkabildi.

Tabii bu arada kapı çıkış numaraları hep değiştiği için bir o yana bir bu yana koşuşturduk, durduk.

Alanda bazı dostlarla selamlaştık; örneğin Tire Süt Kooperatifi Genel Başkanı Mahmut Eskiyörük gibi…

Bazı dostlarla ise sohbet ettik, Ankara yolcusu eski Denizli ve İzmir il Emniyet Müdürü Halil Tataş gibi…

Adnan Menderes Havaalanını yoğun bir sis kapladığı için saatlerce beklediğimizi tahmin etmişsinizdir.

Hatta sanıyorum Van uçağı iptal edildi.

Ya yolcu azdı, ya da hava şartları yüzünden.

Önerilen, ‘Biletinizi değiştirelim’ idi…

Öğlen saatine kadar uçaklar kalkmadığı için yolculara birer sandviç ile meşrubat ikram edildi…

Yani öğle yemeği böylece atlatılmış oldu…

Kandırma mı, kandırmaca mı bilemiyorum…

İptal edilen yolcuların yerine olsaydım; yeni sefer konuluncaya kadar havaalanı yakınındaki bir otelde, ya de THY personeli gibi İzmir’in gururu Balçova’daki beş yıldızlı Kaya Termal’de kalırdım…

Tabii ki misafir olarak, tatil yapardım.

Ulusal ve uluslar arası havacılık kararlarında sanıyorum bu da var…

Belki bir gün uçak yolcularının çok merak ettikleri bir konuyu gündeme getiririm; yolcu ve kabin bagajı ile yasaklanmış maddelerin listesini de sizlerle paylaşırım.

Tabii ki, uçağın içindeyken işlenen suçlar ve diğer kural dışı davranışları da anlatırım.

İstanbul’da gideceğim adres için bir taksiye bindim…

Kastamonulu olduğunu öğrendiğim sürücü, ‘Recep Ağbi’ diyerek lafa başladı ve ‘Kime oy vereceksiniz?’ diye sordu…

‘Ben İzmirliyim, oyum da belli!’ dedim…

‘Ankara’yı CHP alır ama İstanbul’u alamaz’ dedi.

Adayı beğenmediğini söyledi…

‘Sen kime vereceksin oyunu’ diye sordum…

Hiç çekinmeden ‘CHP’ dedi…

Ama oyunu Kastamonu’da kullanacakmış, CHP’ye destek vermek için…

Durağını söyledi, 55 taksi olduğunu belirtti…

İzmir’de birçok durakta, örneğin Karataş’ta taksicilerin çoğunun AKP’ye oy verdiklerini belirterek ‘Siz de durum ne?’ diye sordum…

Yanıt şaşırttı…

’55 taksiciden 50’si CHP’ye oy verecekmiş, beşi ise AKP’ye!’

‘O zaman İstanbul’u da CHP alır!’ dedim…

Hacı olduğunu da anlatan ve ‘Biz oradayken Başbakan da gelmişti. Tabi biz kulaktan duyduk ve gördük, yeni önceden bilmiyorduk’ diyerek tövbeleri anlattı…

‘Ben günahlarımı biliyorum ve af edilmesini istedim. Bir daha yapmayacağıma dair tövbe ettim’ diyen Kastamonulu İstanbul taksi şoförü, ‘Hacca gelenler tövbe ediyor, ama dönüşte bir değişiklik yok!’ diyerek, bir şeyler anlattı…

Onları da kendime sakladım…

Önceki yılları anımsıyorum; İstanbul’da bir kişi bile CHP’liyim diyemezdi, böyle rahat konuşamazdı…

Referandum öncesinde ‘Aşçı kadınla’ yaptığım söyleşiyi ve tavrını anlatmıştım.

‘Ben İzmirliyim!’ deyince, ‘sizin gibi, sizin gibi!’ demiş ve haklı çıkmıştı…

Yani bence İstanbul’u da her şeye rağmen CHP kazanır.

Bu konuyu daha çok yazacağım herhalde…

Çünkü gerçek anket, halkın içinde, sıradan vatandaşlarla konuşmalardan çıkıyor…

*— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın