Öfke keskin sirkeye benzer!  HULYA DİNCEL

Her geçen gün öfke patlamasıyla meydana gelen olumsuz olaylarla yüz yüzeyiz.

İnsanlar adeta pimi çekilmiş bomba durumunda davranıyor.

Toplum bilimcilerin bu konuda  özenle  durması ve  sistemde öfke ile mücadele çalışmasına büyük  bir önem vermesi gerekiyor.

Her geçen gün öfkeyle kontrolsüz hale gelen toplumdaki çılgınlıklar çok yaralayıcı durumda.

Öfke konusuna kısaca değinmek istedim.

ÖFKE  NEDİR?

Öfke sıklıkla saldırganlığa dönüşebilen yoğun bir kızgınlık durumudur.

Öfke bir duygudur.

Ama  öfkeliyken yapılan olumsuzluklar davranıştır.

Öfkenin fiziksel etkileri vardır.

Öfkelendiğimizde kalp atışlarımız hızlanır, güçlü kaslara kan götüren damarlar genişler, adrenalin salgılanır, nefes alış verişlerimiz düzensizleşir, ses tonumuz değişir, bununla birlikte düşünme muhakeme, karar verme gibi zihinsel süreçler sağlıklı işlemez.

Dolayısıyla öfke patlamaları sonucunda yaptıklarımızdan, söylediklerimizden suçluluk duyup pişman olma ihtimalimiz

kaçınılmazdır.

Öfke gelir göz kararır , öfke gider yüz kızarır, sözü bunun en iyi ifadesidir.

Öfke patlamaları sık yaşanıyorsa, neden olduğu durumlarla birlikte sonrasında suçluluk ve pişmanlık duyguları kişiyi depresyona sürükler.

Öfke patlamaları yaşayan bir çok kişi sıklıkla öfkesini dış olaylara bağlar.

Yanikendi dışına bağlar.

Şu an  belki de ‘sahiden bizi öfkelendiren dış olaylar değil mi ?’ diye kendi kendinize sorabilirsiniz.

Eğer gerçekten de duygularımızı belirleyen dış olaylar olsaydı herkes aynı durumda aynı duyguyu yaşamaz mıydı?

En son yaşadığınız öfke olayını düşünün, aynı olayda en yakınların ne düşünürdü?

Ne hissederdi?

Aynı olayı karşı cinsten bir arkadaşınız yaşasa o ne hissederdi?

Peki nasıl oluyor da birimizin öfke yaşadığı durumda bir başkası farklı bir duygu yaşayabiliyor?

Dış olaylar öfke ve diğer duygularımız üzerinde tetikleyici olsa da duygularımız doğrudan dış olaylara bağlı değildir.

İnsan davranışlarını açıklayan bazı psikoloji teorilerine göre davranışlarımız duygularımız tarafından, duygularımız ise düşüncelerimizden temel alır.

Bu teoriye göre bir davranışı değiştirmek için duygularımızı, duygularımızı değiştirmek için ise düşüncelerimizi ve düşünce sistemimizi değiştirmek gerekir.

İnsan zihni kusursuz çalışan bir mekanizma değildir.

Düşünme, muhakeme, olayları yorumlama şeklimiz anlık nedenlere bağlı olabileceği gibi, yetiştirilme tarzı, öğrenmeler, geçmiş yaşam deneyimleri, sosyokültür, sosyo ekonomik yapı  gibi uzun süreli etkenlere bağlı olabilir.

Ve  bazı gerçekci olmayan düşünceleri tetikleyip gereksiz duygusal bedeller ödemeye zorlayabilirler.

Öfke kontrolünde temel amaç bu tip düşünceleri yeniden yapılandırmak ve öfke sorunu yaşayan kişinin de bu konuda  kendini kontrol  becerisini geliştirmektir.

Dolayısıyla öfke kontrolü, 10’a kadar saymak, olup bitenleri sineye çekmek, haksızlıklara boyun eğmek değildir.

Öfke kontrolü; aksilikleri  bastırabilmeyi , karşılayabilmeyi, kendimizi daha iyi ifade edebilmeyi, haklılığımızı bizi haksız duruma düşürmeden korumayı, doğrularımızla değerlerimiz arasında dengeyi kurmayı hedefler.

Öfke gelince şöyle davranmalıyız:

Kırmızı ışıkta  ne yapıyoruz?

DURUYORUZ.

Öfke de önce DURACAĞIZ.

Sarı ışıkta ne yapıyoruz?

BEKLİYORUZ.

Sonra bekleyeceğiz, derin bir nefes alacağız, düşünme fırsatı tanıyacağız kendimize.

Yeşil ışıkta ne yapıyoruz?

GEÇİYORUZ:

Evet  düşündükten sonra davranacağız, geçeceğiz…!

Please follow and like us:

Bir cevap yazın