Kontrol ve ceza olmayınca piyasa sahtekarlara kaldı… YAŞAR EYİCE

İşin şakasına kaçayım!

‘Benim ne işim olur?’ deyince, Urla Belediyesi ile İzmir Devlet Tiyatrosu’nun düzenlediği ‘Necati Cumali Oyun Yazma Yarışması’ basın toplantısı iptal edildi…

Bir haftadır, neredeyse her gün onlarca gazeteciye çağrı yapıldı.

Hem de Gıda Mühendisi olduğunu belirten Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar  ‘ıslak imzası’ ile…

Ama toplantıya az kala, yani resmi dairelerin (belediyenin) kapanmasına 1,5 iki saat kala ‘önemli’ denilerek iptal duyurusu yapıldı.

Sibel Uyar’ın’acil’ program değişikliği olmuş…

Şeytan’ın avukatı olanlar, ‘Benim gibi kimsenin gitmediğini’ bu yüzden iptal olduğunu söylüyor, ama inandırıcı değil…

Umarım; kötü bir şey yoktur…

Ama bir başka kötü olay da, başkan için ne olabilir?

Yerel seçimlere az bir süre kala, bazı münafıkların genel merkezde aleyhinde propaganda yapmaları!…

Gerçek dün belli olmuştur ama ben bu satırları önceden yazıyorum…

Dün tüm partilerin grup toplantıları vardı…

Bu toplantılarda, partililere ve vatandaşlara mesajlar veriliyor.

Bir de başkanın ağzından bir laf çıkarsa geri alması pek kolay olmuyor, tabii ki genel başkandan söz ediyorum.

Bu arada bir hatırlatma yapayım; Parklarda, özellikle çocuk oyun sahalarında salıncaklardan tutun da kaydıraklara kadar bazı araç ve gereçlerin büyük bakıma ve onarıma ihtiyaçları var.

Yani yapıp bırakmakla iş bitmiyor, takibi gerekiyor.

*-

Şimdi bir gerçeğe dönelim:

Salı sabahı erken saatlerde ‘Urla’dan genç yazarlara davet!’ geldi…

Böylece, Genç Kalemler ‘Necati Cumalı Oyun Yazma’ Yarışması’nın heyecanının başladığını öğrendik.

2014 yılından bu yana yapılan yarışmada, bu yıl eserler 9 Kasım 2018 tarihine kadar Urla Belediyesi’ne teslim edilmesi gerekiyor.

Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, Necati Cumalı’nın Urla için çok büyük bir değer olduğunu anımsattı ve met edici laflar etti.

Aynı şekilde: Devlet Tiyatrosu İzmir Müdürü Levent Ulukut ise genç yazar ve sanatçılara bu yılki yarışmaya ilişkin bazı bilgiler verdi.

Yani iptal edildiği açıklanan toplantı iki ya da üç beş kişinin katılımı ile  yapıldı.

Ya da yapıldı gösterildi…

İşte gerçek böyle…

Çabuk ortaya çıktı…

*- Diyecek söz bulamıyorum:

Haldun Çıray, başından geçeni paylaşmış…

‘Ayıplı vicdanlar’ diyerek yazmaya başlayan Haldun Çıray’ı dinleyelim:

‘Saat tam 01.55!

On beş yaşında bir çocuk oturduğum masanın önünde durdu.

‘Abi tanıdın mı beni?’ dedi.

Tanımıştım!

‘Zaman zaman okula devam ediyor!’ diye söz etmiştim.

‘Abi!’ dedi, ‘Bana bir pide alır mısın?’

‘Alırım!’ dedim, yerimden kalktım, kafenin bitişiğindeki pideciye götürdüm.

‘Bir de ayran ver!’ dedim, şefe.

Lokantanın şefi de, bir zamanlar ilgilendiğim, yardım talebine uyarak yardımcı olduğum biri.

Çocuğun sandalyedeki oturuşu çok eğreti idi.

İçim sızladı, çocuğa ‘Adam gibi rahat otur, paranla yiyorsun,  bu ne eziklik’ diyerek, güç ve moral vermek istedim.

Şefe, ‘Kaç para?’ dedim.

Şef, ‘On sekiz lira!’ dedi.

‘On lira kağıt, sekiz lira nikel bozuk para’ olarak verip, ‘ağırlık taşımaktan kurtulayım’ dedim.

Şef garsona, on lira kağıt parayı verdim, bozukları saydım; yedi buçuk lira çıktı.

Şef ‘elli kuruş daha!’ dedi.

Patron da yanımızda, bana yalakalık yapıyor!

Durumumuza şahit!

Ne patron, ne de şef, ‘Olsun abi; sonra ver!’ veya ‘kart çekme’ veya ‘elli kuruşa takılma, çocuğa bizden olsun!’ demedi.

Verdiğim paraları aldım, yirmi lira bütün verdim.

‘Üstü önemli değil!’ dedim.

Teşekkür etile,  benim önemli ve iyi dost olduğumu söylediler.

*-

Bir şeye daha takıldım; fiyatlara yağmur gibi zam yapıyor ticaret yapanlar.

Öyle zam ki bunlar menşei ölçüsü belli değil Sorumlusu yok ve akaryakıta yüzde on zam varsa tüm aldıklarınıza bilet dahil yüzde yirmi otuz zam yapılıyor.

Dedim ki kendime; ‘litrede elli kuruş zam olsa böldüğünüzde bir fincan kahveye kaç kuruş etki eder Allah aşkına?’

Bu durumdayız.

Bir şey anlatabildim mi?

*-

Pazar yerinde haftada bir kez aldığınız iki yüz elli gram acı biberin fiyatından şikâyet etmeyin.

Şehirdeki her günkü fiyatlara bakın.

Ve Kimseden dostluğunuza güvenerek bir susam tanesi bile istemeyin.

Dostunuz onu ‘bir kumruya söz verdiğini’ söyleyebilir.

 Artık her şey karşılıklı menfaat ve çıkara dayalı.

Vicdani talepler artık ayıp ve sizi sevimsiz yapan talepler oldu. Unutmayın…

hayırlı işler!

Ben de Süha Baykal’ın belediye Başkanlığı döneminde, ünlü bir pastanenin fukara bir vatandaşa ve yanındaki çocuğuna yaptıklarını anlatacağım.

Baykal’ın şehremini gibi davranıp, çocuk ve babasının haklarını korumasını dillendireceğim…

***-

GÜNCEL

*- Bakanlık açıklamaları

İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Polis ve jandarma, çocuklarımızın korkmadan sığınabilecekleri güvenli limandır’ dedi.

İkinci açıklamaları ise şöyle:

‘Kendisini devlet büyüklerimizin özel kalem müdürü, danışmanı  gibi unvanlar kullanarak tanıtan ve menfaat temin etmek isteyenlere itibar etmeyiniz.’

Bu arada Sağlık Bakanlığı da şu açıklamayı yaptı: ‘Antibiyotiğin gereksiz ve yanlış kullanımı sağlığınıza zarar verir. Hekiminiz yazmadıkça kullanmayın ve talep etmeyin.’

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
Please follow and like us:

Bir cevap yazın