Koltuklarından kalkmaları lazım YAŞAR EYİCE

Kazayı kabul edemiyorum

*- Siz, daha hayırseversiniz, buna inanın…

*- Hak verilir mi?

*- Hava kirliliğinden kaybımız da çok fazla!

Demiryolcu çocuğu, hatta eski bir ‘demiryolcu’ olmam nedeniyle ‘tren kazalarını’ kesinlikle kabul etmiyorum…

Trakya’daki kazadan sonra sabah güne ilk açıklamaya göre 7 vatandaşımızın hiç yoktan can verdiği, iki vagonda 46 insanımızın yaralandığı haberini alınca, ‘Yokkk, olamazzzzz!’ diye haykırdığımı anımsıyorum….

Benim gibiler ‘olmaz!’ derken, yetkililer ‘olur!’ diyor….

Dört yaşında kaybettiğim Babam Ahmet Sadrettin Eyice, TCDD’de Alsancak iş ocaklarında ‘demirci ustabaşısı’ idi…

Ben de ortaokul ve lise dönemlerimde, yaz tatillerinde TCDD’de ‘cer’ ve ‘yol’ servislerinde, değerli büyüklerimle çalışıyordum…

Daha doğrusu çalışma imkanı hazırlıyorlardı.

Almancamın iyi olmasını da, tanıdığım en kibar ve centilmenler arasında birinci sırayı alan Mimar-Mühendis Samim Vakur Günöy sayesinde idi..

Almanya’da eğitim alan Samim Vakur Günöy ile Türkiye’nin Almanya’da eğitim alan ilk Makine Mühendislerinden Nuri Arun, kendi çocukları gibi benimle ilgilenir ve yabancı dilime yardımcı olurlardı.

‘Cer Servisi’nde yol kontrol ve ‘trenlerin hız’ testlerini okuyorduk…

Lokomotifte, kilitli bir noktada bant şeklinde kağıt şeritler vardı…

Trenin hızı, istasyonlardan çıkıştan diğer istasyonu varışı, nerede hangi hızla gittiği kayıt altına alınırdı.

Yani makinistlerin hatasını biz bulur, en üst makam Nuri Arun’a iletirdik.

Aynı şekilde yol kontrolünü yapanları da….

Travestlerin sayısı, eksikliği, vidaların gevşemesine ya da çatlaklara kadar her adı kontrol altındaydı…

Yani kaza olması imkansızdı…

Benim söylediklerim 50- 60 yıl öncesi…

Bu nedenle kazayı kabul etmem imkansız….

*- Gerçekleri lazım!

Kurumsal Sosyal Sorumluluk üzerine birkaç kelam edecektim.

Philip Kotler ile yardımcısı Nancy Lee’nin ikinci baskını yapılan bu eserini uzun süredir arıyordum, ancak elde ettim.

Son günerde her nedense Kayyum yönetimine verilen Kızılay’ın, ‘Hayır bir şişeyle başlar!’ tabelasını görünce konuyu ele almaya karar vermiştim.

Ama biraz da akademik olmasını istiyordum…

Yoksa, vefat ilanlarında ‘Hayırsever’ demekle, hiç kimse bu sözü hak etmiyor.

Geçenlerde yazdım;

Bornovalı bir yakınımın, 800 kişiye her gün Basmane’de sıcak yemek verilmesini sağladığı gibi…

Senede bir gün ‘lokma’ dağıtan mı, yoksa her gün, yılın en az bir ayı yıl yüzlerce ihtiyaç sahibinin karnını doyurmak mı daha makbuldür?

İkisi de…

İşte yazımın tam bu kısmında, Yazı İşleri’nden Sevgili Özlem Çimen aradı ve gelen mesajı gönderdi…

‘Bizi bizden daha iyi anlattınız!’ deniyordu, mesajda.

Reklamlara gireceğinden bu kadar yeter…

Geçenlerde ise Av. Tercan Ülük şahsım, adaşım ve meslektaşım Yaşar Aksoy ile ‘İzmir Baba’ dostumuz Sancar Maruflu ile ilgili o kadar güzel laflar etmiş ki, bundan büyük bir ödül olamaz…

*- Nedense anlaşamıyoruz!

En fazla olay, nakliyeciler ile kargo şirketleri arasında oluyordu.

Sonra bunlara temizlik şirketleri katıldı.

Güvenlik şirketleri arasında olaylara ramak kalmıştı, anlaşma yaptılar.

Tabii ki bunların, yani anlaşmazlıkların temelinde yatan belli; geçim ya da rant diyebiliriz, buna…

Bunları neden yazdım;

Bornova Point Nokta A.Ş. ile Hane Güvenlik Limited Şirketi ve Hane Temizlik Şirketi arasında imzalanan hizmet sözleşmesi krize dönüştü de ondan…

Firmalar arasında sözleşme devam ederken, Point Bornova Alışveriş Merkezi’nin imza yetkisini alan Metehan Kavuk, aynı hizmeti veren başka bir şirketle sözleşme imzaladı,

Geçtiğimiz günlerde Point Bornova Alışveriş Merkezi Nokta A.Ş. ve Hane Temizlik A.Ş ile Temizlik Hizmeti Alımı Sözleşmesi, Hane Güvenlik Limited Şirketi ile Özel Güvenlik Hizmeti Alım Sözleşmesi imzalandı. Fakat Metehan Kavuk bunu göz ardı etti.

Kavuk, aynı hizmetlerle ilgili başka güvenlik ve temizlik firmaları ile anlaşma yaptı.

Point’e temizlik ve güvenlik temin eden şirketin Genel Koordinatörü Mehmet Murat Durur, ‘Sözleşme başladıktan sonra Kavuklar Ailesi’nin temsilcisi Metehan Kavuk, imza yetkisine sahip olduktan sonra bir görüşme talebinde bulundu. Bizim de yetkilimiz görüşmeye katıldı. Bu görüşmenin her iki tarafında lehine sonuçlanmasını istedik. Ancak sorun çözülmedi’ dedi.

Şimdi karşılıklı suçlamaları duyacağız.

Hak edişler ödendi ödenmedi.

Ya da; alınan malzemelerin parası….

Yani; devler çarpışıyor, arada tedarikçiler ile işçiler yanıyor…

Aynen Konkordato ilan eden büyük firmaların taktıkları borçlar yüzünden geçim sıkıntısına düşen küçük esnaf ve sanatkârlar gibi…

Konuyu gündeme getirmemin bir nedeni de, mağdur durumda oldukları ve tapularını bir türlü alamayanlar için…

Ateş düştüğü yeri yakar, belki hiç kimseyi ilgilendirmiyor, ‘bana ne?’ diyoruz ama sonunda bizler de aynı duruma düşebiliriz.

Bir zamanlar bizdeki solcular da, ‘Hak verilmez alınır!’ sloganını atarlardı.

*- Her yolu deniyorlar

Pes etmeyenleri, mücadele ruhlarını kaybetmeyenleri seviyorum.

Bunlardan biri de, İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Tayfun Karabulut…

Başbakanlık zamanında Başbakana gittiler, ‘tamam’ dendi, olmadı…

Cumhurbaşkanına dertlerini anlattılar, kendilerini dinlettiler, sonuca gidemediler…

Önceden; tüm partileri bile gezmişlerdi.

Valiler de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da buna dahil…

Şimdi de AKP’nin Başkan adayı Nihat Zeybekci’ye çağrı yaptılar…

‘40 yıldır planlama bekleyen İnciraltı ve Bahçelerarası toprak sahipleri olarak biz de planların çıktığı gün; hep birlikte zeybek oynamak istiyoruz’ dediler…

İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Tayfun Karabulut, 40 yıldır planlama beklediklerine anımsatarak, ‘Hem biz hem şehrimiz hem de ülkemiz bir gün daha kaybetmesin. İzmir, İnciraltı’nı ve Bahçelerarası’nı kazansın istiyoruz’ diye konuştu.

Geçtiğimiz haftalarda AKP İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, ‘İnciraltı ve Bahçelerarası imar planlarını en geç Şubat 2019’a kadar askıya çıkaracağız’ sözü vermişti.

Yani seçimden önce…

Bakalım sonuç ne olacak?

Dernek üyeleri mutlu sona ulaşacak mı, yoksa hayal kırıklığı devam edecek mi?

Bu arada konuya İzmir Barosu da ilgi gösteriyor.

Ancak Baro, çoğu İzmirli gibi ‘Körfez Köprüsüne hayır’ diyor…

*- Rekor kırılacak gibi…

Önceki seçimleri anımsayın;

Her mahalleden, sayısız muhtar adayı çıkmıştı.

Bence bu seçimde rekor kırılacak…

Baksanıza yurt dışı seyahatleri bile var…

Milli Piyangonun slagonu neydi?

‘Ya çıkarsa!’

Şimdi politikacılar da, umut dünyası içinde ‘Ya çıkarsa!’ diyorlar…

Küçük bir örnek vereyim:

Üç gün öncesine kadar sadece Foça’da aday adayı olarak ortaya çıkanların sayısı belki de 20’ye yaklaştı. Sadece CHP’den 11 aday adayı olduğuna göre gerisini, diğer ilçeleri düşünün?

Bu arada şunu da belirteyim; tüm ilçelerde kadın aday adaylarının sayıları da oldukça yüksek…

***-

GÜNCEL

*- Hava kirliliği yüzünden…

Hava kirliliği Avrupa’da her yıl 400 bin, Türkiye’de ise 30 bin kişinin yaşamını kaybetmesine neden oluyor.

Ülkemizdeki kentsel nüfusun %97’si 224 toksik kimyasaldan oluşan kentsel toza maruz kalıyor. Hava kirliliği kış aylarında, özellikle de kentlerde cilt hastalıklarını artırıyor.

33 Avrupa ülkesinde 2.500 gözlem noktasından elde edilen verilere göre, havada yer alan partikül madde oranlarında yaşanan yıllık değer aşımlarının %92’si ülkemizde gerçekleşiyor.

Trafikten kaynaklanan nitrojen oksit oranlarında ise Türkiye, Norveç ve Yunanistan ile birlikte, Avrupa’da hava kirliliği açısından en tehlikeli üç ülke arasında yer alıyor.

*-


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın