İzmir otobüsü ‘Namaz kılacak’ yolcu için durdu Yaşar EYİCE

 

*- ‘Gavur İzmir’ diye tanınan kentimize gelen yolcular dileği saygı ile karşıladı, muavin dışında hiç kimse ‘Kaza namazı var’ demedi

*- Hastanelerden birini anlatan Burhan Bey, ‘Kanser hastalarından faturasız ek ücret alındığını’ yazdı

*- ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!’, üç maymunu oynamamalıyız…

Son zamanlarda özellikle muavinleri ile gündeme gelen şehirlerarası otobüs ile misafirlerimizi bekliyordum.

İstanbul’dan İzmir’e geliyorlardı.

Saat 19.00’da İzmir’de beklenen otobüs bir saati aşkın, belki de iki saat kadar rötarlı geldi.

Beklemek kadar zor bir iş yok gibi!

Aklınızdan bin bir soru geçiyor.

‘Acaba?’ sorusu beyninizi yiyen bir kurt gibi kemiriyor!

Nihayet geldiler!

Hal hatır sormadan sonra, geç kalmanın nedenini öğrendik.

Bir koltuğu bile boş olmayan otobüste bir yolcu otobüsü durdurmuş, namaz kılmak için…

‘Allah kabul etsin’ diye temennimizi belirttikten sonra sorduk, ‘Bu vatandaş seferi ne demek bilmiyor mu? Ya da ‘kaza’ namazından bilgisi yok mu?’ dedik…

Sadece bir kişi, o da muavin, ‘Amca koskoca otobüsü durdurmayalım, sen İzmir’de kazanı kılarsın!’ deyince, söylediğine pişman olmuş…

Tabii ki, İzmir yolcularının hepsi de, ses çıkarmamış…

‘Gavur İzmir’de bir süre önce benzer iki olay aklıma geldi.

Birincisi, Karşıyaka’da bir vatandaş tramvay rayları üzerinde namaza durdu. Tramvay’ın bayan sürücüsü durdu ve namazın bitmesini tüm yolcularla birlikte bekledi.

İkincisi ise Alsancak’ta, Kordon’da, bir gurup toplu halde namaza durdu.

Herkes sessizce, saygı duyarak ve hiçbir ses ya da tepki çıkarmadan normal yaşamını sürdürdü.

Fotoğrafları anımsarsınız….

Bu arada İstanbul’dan gelen misafirlerimiz yalnız namazdan değil, Manisa’da lastik patlaması nedeniyle de beklemek zorunda kaldıklarını anlattı.

Anlatmak istediğim şu:

Namaz için durdurulan otobüsün yolcularının büyük bölümü İzmirli…

Ve hiç kimse, muavinden başka ‘Kaza kılamaz mısın?’ diye sormuyor…

Herkes sessizce dini vecibenin yerine getirilmesini bekliyor.

Günümüz Türkiye’sinden, güncel bir olayı böylece size aktarmış oldum.

*- Burhan Bey’den bir anı!

26 Eylül’de yazılmış, elime yeni geçti.

Burhan Çınar, hastanelerle ilgili bir anısını paylaşmış.

Aslında söylemek istediği şu:

‘Bunlar vergi kaçırıyor!’

Ama lafı suç olabilir düşüncesiyle soru haline getirmiş;

‘Özel hastaneler vergi mi kaçırıyor?’ diye…

Diğer türlü olayı belgelemesi lazım…

Hatta bu arada bir dileğini de belirtmiş, bu şirketlerin yani firmaların da sıkı denetimden geçmesi…

Bu neden?

Bazı insanlarımız nedense devlet hastanelerine bir şekilde gitmek istemiyor!

Güvensizlikten mi, yoksa ilgisizlikten mi, ya da bir başka nedenden?

Ne bileyim pislikten ya da horlanmaktan, beklediği güler yüzü görmemekten…

Halbuki benim tercihim genelde devlet hastanelerinden ve de genelde 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden yana…

Orada çok değerli hekimlerimiz var…

Öyle ki bunlar bazen size akrabanızdan bile daha yakın oluyorlar, davranıyorlar.

Ama bir başka üniversite hastanesi daha var…

Hatta Bornova’da evimin hemen karşısında, sakin havada balkondan öksürsem duyulur…

Ama orayı kesinlikte tercih etmiyorum…

Neyse konuyu daha fazla uzatmadan, Burhan Çınar’ın anısını paylaşayım:

Yazdığı, anlattığı şunlar.

‘Kahramanlar’daki özel bir hastaneye yakınıma eşlik etmek için gittim.

Hastamız su vs. isteyince asansöre yönelip 5’inci kattan zemine ulaşmak için düğmeye basıp açılan kapıdan içeri girdim.

Gariptir Einstein çekim kuvvetini asansörde keşfetti.

Tam kapı kapanırken biri düğmeye basmış olacak ki yeniden açıldı.

Başı boneli personel içeri girince, düğmelerin yanında boynuna streteskop dolamış bir kadın doktor şöyle hesap sordu:

‘Asansörü neden durdurdun?’

Cevapta şöyle:

‘Acil bir şey istediler!’

Doktor olmuş, ama kendini Prusya tipi asker sanan kadın asansörden çıkınca, adam ‘Aşağı ineceğim asansöre bindim ne var bunda?’ diye mırıldanıp tartışmaya girmemeyi ilke edindiğini bakmadan bana söyledi!

Neden bana serzenişte bulundu, bilmiyorum.

Ama bu durum ülkenin bugünkü halini andırıyor.

Her şeyin ‘yetkilisi, bilgilisi, maliki benim!’ diyen psikolojisi bozuk tipler her an karşımıza çıkıyorlar.

Sadece kamuda değil, yerelde de hatta sokakta da bu böyle.

Siyasette, gazetecilikte, hayır işlerinde, STK’larda durum bu değil mi?

*- Dilsiz Şeytan!

Şahsen ben asansördeki ‘boneli emekçi kardeşim’ gibi söylenmekten çok yoruldum.

Tamam, ‘haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!’ ama her şey öyle iç içe girmiş ve adalet öyle uzaklaşmış ki anlamak çok zorlaşıyor.

Mesela, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan kanser hastalarından kesinlikle özelde bile para alınmayacak !’diyor.

Ancak hastaneye gelince kematorapi görenlerden bile fark adı altında, ‘fatura – makbuz kesmeden’ para alındığını görüyorsunuz.

Hatta gişenin yanına kanser hastalarının cerrahi işlemler haricinde katkı ödeyecekleri yazılmış.

Bugün sokağa çıksanız kanser hastalığı yaşamış olanlar bile ‘artık her şey ücretsiz’ diyor.

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ya da maliye, ya da yetkililer, bu hastaneleri neden bir olay olmadan incelemez ki?

Adamlar uçan kuşa bile vatandaştan katkı ücreti alırlar ama iş fatura makbuz kesmeye gelince bahane bulup geçiştiriyorlar’

Devlet hastanelerinde ise tedaviye ulaşmak, saatlerce beklemeden doktora ya da hizmete kavuşmak inanın çok daha zor.

Özelin farkı (katkısı) ise fiyatı!’

*- Hepimiz yaşıyoruz!

Burhan Bey, konuyu o kadar özetlemiş ki, anlamamak imkânsız, düşünmemek ise elde değil.

Mutlaka ya kendi başımıza benzer olaylar gelmiştir, ya da yakınlarımıza.

Zaten her gün tecrübelerimize bir yenisi eklenmiyor mu?

Tecrübe nasıl elde edilir?

Yaşayarak, olayların içinde olarak değil mi?

***-

GÜNCEL

*- Bitki çayı sektörünün genç oyuncusu

Yenilenen marka yüzüyle raflardaki yerini alan ve bitki çayı sektörüne kalite ve sağlık getirmeyi amaçlayan Naturali, 9 Ekim’de Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek ‘GPD Ortak Gelişim Kongresi’nde yerini alıyor.

Gıda Perakendecileri Derneği’nin düzenlediği ‘Ortak Gelişim Kongresi’ bu yıl da perakendecileri, tedarikçileri ve servis sağlayıcıları buluşturacak.

16 farklı çeşit bitki çayıyla sektörde fark yaratmayı amaçlayan marka, birçok yeni tadı da çay severlerle buluşturmaya devam edecek.


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın