35 Okunma

Bazıları için fark yok! YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

‘Birlikte Koş’ tan, Dünya sözünü etti İzmir’den çıt çıkmadı…

*-  Peynir diye aldıklarımızı biliyor muyuz?

*- Büyükelçi Şakir Fakılı izlenimlerini paylaşacak

*- Kampanyaların parasını kimler ödüyor?

*-

‘Birlikte Koş’ isimli koşu 03 Şubat Pazar günü İzmir’de gerçekleştirildi.

İzmir’de birliktelik dolu ‘Birlikte Koş’ koşusu bırakın ülkemizi, yurt dışında bile ses getirirken, yandaş medya nedense sus pus kaldı.

İzmir’in ikili takımlar halinde yarışılan tek yarışı ardında renkli görüntüler bıraktı.

‘Canım Anam’, ‘Can Dostum’, ‘Ölümüne Kankayız’ gibi neşeli isimleri olan altı farklı kategorileri oluşan koşu 300 Kişinin üzerinde bir katılımcıya ulaştı.

Towerlife perakende Lokasyon ve Marka Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Selen Deniz ve Minik Kızı Karen Deniz Canım Anam Kategorisinde birinci oldu.

*- Herkes ödüllendirildi

3 kilometrelik bir parkurdan oluşan yarışmada altı kategorinin birincilerine ödüller verilirken, finish çizgisinden el ele geçen tüm yarışmacılara da hatıra madalyonu Utkuhan Baydar oldu.

Birinciliklerine dair konuşan Arabacı; ‘Görme engelli atletler olarak Amerika’da yapılacak dünya şampiyonasına katılacağız verildi.

‘Hayata Engel Yok’ kategorisinin birincileri Kudret Arabacı ‘Milli takım kadrosuna girmek için çalışıyoruz. Bu da bizim için antrenman yarışıydı’ dedi.

‘Canım Anam’kategorisinde ise Towerlife Perakende Lokasyon ve Marka Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Selen Deniz ve minik kızı Karen Deniz birinci oldu.

Selen Deniz, sosyal sorumluluğa ve aktivitelere verdiği destekle adından sıkça söz ettiren başarılı bir iş kadını.

Kızıyla birlikte elde ettikleri bu başarıyla harika bir anı biriktirdiler ve etkinlikten hayli mutlu ayrıldılar.

*- Amaç birlikte başarabilmek

Koşunun organizatörlerinden Gürkan Kazancı koşuya dair; ‘Bu yıl Birlikte Koş etkinliğinin ilkini düzenledik.

Amaç birlikte başarabilme duygusunu yaşayabilmekti.

Anneler, babalar, engelliler, arkadaşlar, sevgililer ya da hayvan severler koşuya katıldı.

Birlikte başlayıp bitirebilecekleri kısa bir koşu olsun istedik.

Amacımız sosyal duyarlılıklara dokunmak.

Burada hayata engel yok derken gerçekten dezavantajlı bireylerin kimseden farkları olmadığını göstermek istedik.

Bugün genel birinci ‘Hayata Engel Yok’ kategorisinden çıktı.

 İzmir’de bu tarz spor organizasyonlarını artırmak istiyoruz. Destekleyen herkese teşekkürler’ dedi.

*- Bazıları için fark yok!

İşadamlığı kadar siyasetçiliğiyle bilinen Hüsnü Oral sevenleriyle paylaşmış.

Söylediği şu:

20 ton margarinden 45 ton peynir imal ediliyor.

‘Margarin, nişasta, kemik unu ve iade peynirlerden imal edilen peynir üretimi her geçen gün ülke geneline yayılıyor.

Süt yerine bu ürünler kullanılıyor.

Peynir imalatında süt kullanılsa, Türkiye’nin sütü yetmez.

Daha çok üretim yapılması gerekir.

Hileli üretim nasıl yapılıyor?

Bu işi yapanlar çok uyanık.

Nerenin peyniri meşhursa onu taklit ediyorlar.

Erzincan tulumu,Siverek peyniri, Bergama tulumu, İzmir Tulumu adıyla pazarlama yapıyorlar.

Hâlbuki hepsi aynı peynir.

Bunlar 20 ton margarinden 45 ton peynir üretiyorlar.

Bir gram süt kullanmıyorlar.

Margarinin kuru madde oranı yüzde 90.

Su katılarak çoğaltıyorlar.

İçine nişasta, iade peynir koyarak hiç süt katılmadan peyniri

imal ederek satıyorlar.

Ortalama 20 ton margarinle 45 ton peynir imal edildiğinde 500 ton süt kullanılmamış oluyor.

Oysa 1 kilo tulum peyniri için 10 kilo süt gerekiyor.

Bunun üzerine yüzde 27 işçilik, vergi, işletme maliyeti gibi giderler eklenince peynirin fiyatı ortaya çıkıyor.

Eğer fiyat bunun altında ise yediğiniz peynir hilelidir.

Natürel beyaz peynir için 7 kilo süt gerekiyor.

Bu hesabı yaparak aldığınız peynirde süt olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

Daha önce lokal düzeyde olan hileli peynir üretimi, Afyon, Kayseri, Konya, Sivas başta olmak üzere bir çok yerde yapılmaya başlandı. Önlem alınmadığı için, hileli üretim engellenmediği için hızla ülke geneline yayılıyor.’

*-

Hüsnü Oral’ın  bu anlatımı ve teşhisinin tamamen doğru olduğuna inananlardanız.

Bir ara bu ’hileli peynir’ ile ilgili ihbar almıştık ve İzmir’de bir satış deposuna gitmiştik.

Yöneticisi bir kadındı…

‘Bu kadar ucuz peyniri nasıl imal edebiliyorsunuz?’ diye sorunca, bu kadar teferruatlı değil ama basit bir şekilde anlattı ve ‘zararsız’ diyerek kendini savundu…

Ve şöyle devam etti:

‘Kenar semtlerde çok alıcısı var.

Alan da satan da memnun.

Çünkü pahalı peyniri alamayan bu peyniri alarak, ailesinin, çocuklarının isteklerini de yerine getiriyor.’

Yani üretici ve satıcı istenirse hemen belirlenir.

Acı gerçek ise;

Türkiye’nin belki de büyük bölümü, o fiyatı o peyniri alacak ekonomik durumda değil.

Asgari ücretle, Reis’in istediği gibi en azından üç çocuk yapanlar, kendilerini olmasa bile ailelerini kandırıyorlar.

Açlıktan hemen öleceğine, hileli gıda ile yavaş yavaş sürünerek ölmeyi tercih ediyor.

Böyle düşünenler de var…

Konuyu en iyi bilenler ise tabii ki peynirciler…

Süt ve süt ürünleriyle ilgilenenler.

İzmir’de üreticiler de var, dernekler de, tüketiciler de…

Asıl hepsinin temsilcileri….

Acaba konuyu ne zaman ele alacaklar, seçimlerden sonramı?

Sanmıyoruz;

Çünkü varsa esnaf dernekleri, işadamları, sanayiciler, odalar…

Çarşı Pazar ziyaretleri!

Ne diyelim?

Halkımıza hayırlı olsun!

Hilebazla, namuslu arasında nasılsa bir fark yok, bizi yönetecekler için de, yetkililer için de…

*- Kaynağı da açıklanmalı

Erol Akıncılar, okuduğunu nakletmiş:

Şikago’da Şubat sonu yapılacak seçimin 14 adayı 16,8 milyon dolar kampanya harcaması yapmışlar.

Bizde kimse böyle rakamlar açıklamıyor.

 Çünkü kaynağı da açıklanmalı!

***-

GÜNCEL

*- İzlenimleriniz değişebilir mi?

Mülkiyeliler Birliği Derneği İzmir Şubesinde Emekli Büyükelçi Şakir Fakılı için, 9 Şubat 2019 Cumartesi günü saat 14.00’te bir söyleşi ve imza günü düzenlendi.

Mülkiyeliler Birliği Derneği İzmir Şubesi konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

‘…..Dönüş zamanı yaklaştığında Türkiye’deki değişimleri, yenilikleri daha yakından izlemeye başlayacaksınız.

Sonunda Türkiye’ye vardığınızda, ister istemez ilk izlenimleriniz geldiğiniz ülkenin gelişmiş mi yoksa geri kalmış bir ülke mi olduğuna göre değişecektir.

Geceleri caddelerin ışıl ışıl parladığı gelişmiş bir ülkeden geldiyseniz Ankara caddeleri size biraz karanlık gelecektir.

Ama eğer Dışişleri deyimiyle bir ‘mahrumiyet’ ülkesinden geldiyseniz Ankara’da aldığınız her nefes size bir nimet gibi gelecektir.

Baba ocağına dönmüş bir yatılı okul öğrencisi gibi kendinizi artık ülkenizin kollarına bırakabilirsiniz…’– 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın