Aşağılamalar ve siyasette meydan okumalar sürüyor  YAŞAR EYİCE

*- Kasalarını dolduranlar

*- Aman dikkat, ‘İhtiyar’ sözcüğü de ‘aşağılama’ olarak algılanıyor…

Ama ön plana çıkan iki sözcük daha var: Kısa ve şişman! Umarım: bizim savcı ve yargıçlarımız okumazlar…

Almanya’nın ünlü ve ciddi gazetelerinden Die Welt’in haber başlığı şöyle:

‘Trump Asya’da da garip tweetler atmaya devam ediyor!’

Olayı Çin Uluslararası Radyosu’ndan öğrendim.

ABD Başkanı, Hanoi ziyareti sırasında attığı bir tweette, ‘Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Kuzey Kore’ye karşı yaptırımlarını sertleştireceğini söylediğini’ de yazdı.

Trump’a göre Xi, Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılmasını da istiyor.

Bildiğimiz gibi; Donald Trump’ın, bir başka devlet başkanının -hele kendisi orada değilken- niyet ve sözlerini kendi yorumuyla tweet yoluyla ve basın konferansında aktarması pek alışılmış bir diplomasi yöntemi değil.

*- Konuşan mesajlar!

Kendisine sorulan, Kim Jong-un ile arasındaki ilişkinin düzeltilmesine dost olabilme olasılığına ilişkin soruya ise Trump, ‘Hayatta ilginç şeyler oluyor; dost olabilir miyiz bilmem, ama olsak çok çok iyi olurdu’ yanıtını verdi.

Şimdi asıl konuya girmek istiyorum.

Bu Pazar günü yolladığı bir tvitte, Trump ‘Kim Jong-un’un beni ihtiyar diye niteleyerek aşağılamasını anlayamıyorum; oysa ben onun için hiçbir zaman kısa ve şişman demedim’ diye yazdı.

Ancak yine de günün birinde dost olabilecekleri umudunu taşıyor.

Bu sistem yani devletlerin, daha doğrusu liderlerin birbirlerine aşağılamalarında yeni bir döneme girdiğimizi gösteriyor.

Aslında biz de, özellikle mizah anlayışımızda onlardan fazla geri kalmıyoruz.

Acaba biz de günlük yaşamımızda bu sistemi mi uygulasak…

*- Şimdi Türkiye’ye dönelim

Siyasette meydan okumalar sürüyor.

Hiç kimse ekonomiden, işsizlikten, emeklilerin hatta gençlerin hallerinden ses çıkarmıyor.

Son araştırmalar, yaşlı nüfus oranı yüzde 8.3 olarak tespit edildi…

Bu arada; Avrupa’nın en genç ülkesi Türkiye…

Yani; Türkiye’nin, yüzde 8,3’lük yaşlı nüfus oranıyla Avrupa’nın en genç nüfuslu ülkesi olduğu ortaya çıktı.

Bu oranın Fransa’da yüzde 19, Almanya ve Yunanistan’da yüzde 21 ve İtalya’da ise yüzde 22 olduğu belirlendi.

79,8 milyon kişinin yaşadığı Türkiye’de 65 yaş ve üzerinde ise 6,6 milyon kişinin yaşadığı tespit edildi.

*- Türkiye’de yaşam süresi beklentisi 78 yıl …

Doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için toplamda 78, erkeklerde 75,3 ve kadınlarda 80,7 yıl olarak açıklanan ülkemizde yaşayan 65 yaş ve üstü yaşlı sayısı 6.6 milyon kişi olarak belirlendi. Dünyada nüfusu 1 milyarın üzerinde olan Hindistan’da  yüzde 6 yaşlı nüfusu bulunurken, Çin’de yüzde 10, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise yüzde 15 oranında yaşlı nüfus yaşadığı tespit edildi.

Yani erken seçim ya da normal seçimde sonucu gençlerle, kadınların belirleyeceği gerçeği de ortaya çıkıyor.

Bu arada devam edelim…

*-  Ömrümüz yaklaşık 10 yıl uzadı

Dünyada en uzun yaşam süresine sahip ülkenin 89,5 yıl ile Monako olduğu belirlenirken Türkiye’de son 22 yılda doğuşta beklenen yaşam süresinin 9,2 yıl uzadığı tespit edildi.

Ülkelerdeki sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyelerini, yaşam kalitesini ve ölümlülük seviyelerini ölçmekte kullanılan doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye’de 1994 yılında 68,8 yıl iken 2016 yılında bu sürenin 78 yıla çıktığı görüldü.

Türkiye’de genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun süre yaşadığı ortaya çıkarken, 2016 yılında erkeklerde beklenen ömür 75,3 olurken kadınlarda ise 80,7 yıl olduğu anlaşıldı.

*- Her yüz kişiden yedisi iş arıyor

Hanehalkı İşgücü Araştırması 2017 yılı ilk dönem sonuçlarına göre ülkemizde 3 milyon 900 bin kişinin işsiz olduğu ortaya çıktı.

İşsizlerin yüzde 63,1’ini erkekler, yüzde 36,9’unu ise kadınlar oluşturdu. Toplam işsizlerin yüzde 28,9’unu, 15-24 yaş aralığındaki gençlerin oluşturduğu belirlendi.

İşsizlik oranı 2017 yılı I. Döneminde yüzde 12,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizler çalışma çağı olan 15 ve daha yukarı yaştaki toplam nüfusun ise yüzde 6,5’ini oluştururken, diğer bir ifadeyle her yüz kişiden yedisinin işsiz olduğu anlaşıldı.

*- İşsizlerin dörtte biri üniversite mezunu

Araştırma sonuçlarına göre, işsizlerin eğitim durumları göz önüne alındığında işsizlerin yüzde 51,2’sini lise altı eğitim düzeyine sahip olanlar,  yüzde 23,6’sını yükseköğretim, yüzde 11,8’ini genel lise, yüzde 11,3’ünü mesleki veya teknik lise mezunları, ve yüzde 2,1’ini ise okuryazar olmayanlar oluşturdu.

İşsizlerin yüzde 21’ini uzun süreli işsiz olarak tanımlanan bir yıldan uzun süredir iş arayanlar, yüzde 79’unu ise 1 yıldan kısa süredir iş arayanlar oluşturdu.

Bunları benim gibi herkes biliyor da, milletvekilleri ya da bakanlar bilmiyor mu?

Benim ilgimi çekti ve notlarımın arasına aldım, bakalım siz ne diyeceksiniz?

*- CIA bomba uzmanı köpeği kovdu

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) görevine ilgisini kaybettiği gerekçesiyle Lulu isimli bir köpeği patlayıcı tespit eğitim programından çıkardı.

CIA’in internet sitesinden yapılan açıklamada, birkaç haftalık eğitim süreci boyunca köpek Lulu’nun patlayıcı koklamaya ilgi duymadığı ve bu nedenle ‘işten çıkarıldığını’ duyurdu.

Açıklamada ‘Birkaç haftalık eğitim süreci boyunca Lulu patlayıcı tespitine ilgi duymadığına yönelik belirtiler gösterdi. Sıradan öğrenciler gibi köpeklerin de bir şeyler öğrenirken iyi veya kötü günleri olabilir, tembellik yapabilirler. Ancak Lulu gibi bazı köpekler için bu durum geçici değil. Lulu patlayıcı arama işiyle ilgilenmiyordu’ ifadeleri kullanıldı.

*- Köpekler için de geçerli…

Yiyecek ve oyunlar aracılığıyla Lulu’nun işine ilgisinin arttırılmaya çalışıldığı ancak tüm çabalara rağmen mutlu görünmediği belirtilen açıklamada ‘Eğitmenlerimiz için köpeklerin fiziksel ve ruhsal açıdan iyi durumda olması önemli. Bu nedenle de Lulu için en iyi kararı verip onu eğitim programdan çıkardılar’ denildi.

Açıklamaya göre, Lulu görevinden alındıktan sonra yeni bir aileye verildi ve şimdi ailenin çocuklarıyla birlikte vakit geçirmekten mutlu bir şekilde yaşamını sürdürüyor.

Bu arada ben ilave edeyim:

Yalnız Lulu değil, onun gibi tam 300 köpek kovuldu…

Bu arada aklıma şu geldi:

Acaba bu köpekler, havaalanlarında,  Cumhurbaşkarı Erdoğan’ın belirttiği gibi Türk yolcuları koklarken, uyuşturucu bulamadıkları için mi işten atıldılar.

Çünkü onlar, yani Amerikan ve Avrupalı polise verilen talimat, ‘mutlaka ve mutlaka bulun!’du…

Olmayanı nasıl bulacaksın?

Yoktan yaratacak mısın?

Ama bu işi yapan PKK’lılardan destek isteyip, verdikleri silah karşısında, biraz uyuşturucu alıp, bizimkilerin valizlerine ‘çaktırmadan!’ koysalar mıydı?

Benden de bunu yapanlara uzun bir yuhhhh!

*- Ekonomi ülkelerin iyi ilişkisi ile düzelir

Bu arada şunu da aklımızdan çıkarmayalım:

İyi politik ilişkilerin ekonomiye en hızlı yansıdığı ülkeler sorunu çözüyor.

Bunlardan biri de Çin…

Çinli ve Türk yetkililerin ortak girişimleri sonucu hazırlanan ‘Türkiye Yatırım Forumu’ Çin’in Shanghai kentinde düzenlendi.

T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı ile Shanghai Yabancı Yatırım Geliştirme Merkezi tarafından organize edilen forumda, Çinli şirketlerden temsilcilere ve gazetecilere Türkiye’deki finans ortamı tanıtıldı.

Forum vesilesiyle Shanghai’ye gelen Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut, CRI Türkçe’nin sorularını yanıtladı. Arda Ermut, genel hatlarıyla Çin-Türkiye ticari ilişkilerini açıkladı.

Ermut’a iki ülke arasında atılan diplomatik adımların ekonomik ilişkilere nasıl yansıdığı sorulduğunda ise, Türk yetkili, Çin’in politik ilişkilerin iyileşmesinin yatırımlara ve ekonomiye en hızlı yansıdığı ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Burada kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla, demek isteniyor…

Şimdi gelelim yine iç siyasete…

*- Kasasını dolduranlar

İki belediye başkanının ısrarla zamanında istifa etmeyip zaman kazanmaya çalışmalarını anlamış değilim.

Benim bildiğim ve anlamadığım, ‘istenmediği’ yüzüne açıklanan biri, hemen ceketini giyer ve odadan çıkar…

El sıkar mı, etek öper mi bilemiyorum…

Yalvarıp yakarmaları da işe yaramadıysa gerisini kendi düşünsün.

Ama Prof. Dr. Erkan Sevinç’in paylaştığı bir karikatür beni düşündürdü…

İki sahne var, görüntüde:

Birinci de ‘sandıkla gelen!’ deniliyor…

Yani seçim sandığı var…

İkincide; ‘sandıkla gider!’ yazıyor, çoğunluğun söylediği gibi…

Ancak; ikinci sandık ‘seçim’ değil, hazine sandığı…

Korsan filmlerinde gördüğümüz cinsinden…

Veya Ali Baba ve 40 haramileri düşünebiliriz…

Biliyorsunuz; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek istifasını cumartesi günü vereceğini açıkladı.

Yani yuvarlak hesap bugüne kadar bir ay gibi süre kazanmış oldu.

Direnci bu kadarmış…

Puslu havayı sevenler de bu arada Yunanistan’a gidip gelen uçaklardan söz ediyor.

Yani bulanık suda balık avlıyorlar.

Ama ben ‘yurttaşlarımıza siz bunlara avlanmayın, inanmayın’ diyorum…

Ya şu Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur’a ne diyelim?

O daha da uzun bir zaman kazanıyor…

İstifasını diğer haftaya bırakıyor…

Düne kadar onu yere göğe sığdıramayan yandaş basına ne demeli?

Dut yemiş bülbüle döndüler….

İbreyi başka yerlere çekmeye çalışıyorlar.

Belki o da lazım da, ‘Sen bu Balıkesir belediye başkanı sayesinde kasana ne kadar para aktardın, tabii ki ilanla, yani kuralına uygun olarak?’ diye bir gün soran çıkar mı?

Çıkar, çıkar…

Hatta ‘Bu ne iş?’ diye hesap soranlar, ‘ortaklıktan ne haber?’ diye bir soru hiç ummadıkları yerden de gelebilir…

Hatta kayıtlara bakılırsa, bugünlere gelinmeden önce bizim de sorularımızın olduğu görülecektir.

Belediyeleri, devleti soymak artık bu kadar kolay olmadığı da ortaya çıkmış oluyor.

*- Olmaz diye bir şey, yok!

Şimdi kaç gündür tekrarladığımı anımsatayım:

Ama önce AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından bir cümleyi tekrarlayayım:

‘… Ama olmaz diye de bir şey yok!’

Biraz duraklamadan sonra ikinci ve önemli bir cümle daha:

‘… Gereken yapılır, günü gelince!…’

Bu cümleler kimler için?

AKP’li ilçe belediyeleri için…

Referandum oylamasında, ‘hayır’ ların fazla çıktığı AKP’li belediyelerin olduğu ilçeler için…

Eyvah ki eyvah!

Ben İzmir’de biri tamam da iki belediye başkanının istifasının alınacağını düşünüyordum…

Buna göre; neredeyse hepsi gidecek?

Bu arada bunların kime ne kadar ilan vererek milletin kasasından aktarma yaptığı da belki rakamlarla ortaya dökülür…

Bilemiyorum…

Bu arada onlara bir yardımım  olsun…

Zeytin ve Zeytinyağı Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Canan Karatay, zeytinyağının alzheimeri ve kalp krizini önlediğini belirterek, ‘Zeytinyağı kanı sulandırıyor. Kanı sulandırmak için aspirin yerine zeytinyağı için’ demiş….

Bu belediye başkanları da yanlarında mutlaka küçük şişeler içinde zeytinyağı bulundursunlar.

Çünkü enfarktüse de iyi geliyor…

***-

GÜNCEL

 

 

*- AKP’lilerin gözü ve kulağı Çiğli’de…

 14.11.2017 Salı  saat: 11.00’de AKP İzmir  İl Başkan Yardımcısı, Yerel Yönetimler Başkanı Hüsnü Boztepe ve Çiğli ilçe başkanı Sedat Karatekin’in Çiğli Belediyesi ile ilgili  basın açıklaması yapacak.

Program; AKP İzmir İl Başkanlığı, Ankara cad. no.45 Öz Plaza Bayraklı / İzmir adresinde yapılacak.

*- Köy Okulları Anıtkabir’de

İzmir’in fark yaratan projeleri ile bilinen doğa sporları kulübü olan Macera Kulübünün 1 yıldır yürüttüğü, Köy okulları destek projesi kapsamında Kiraz İlçesindeki çeşitli köy okullarından oluşan 1 otobüs Anıtkabir, Tarihi Meclis ve Odtü gezisine katıldı.

Çocuklar ve velilerin heyecanları gözlerden kaçmazken, beklediklerinden çok daha büyük bir Anıtkabir ile karşılaştıkları için mutlu olduklarını dile getirdiler.

Etkinliğe Macera Kulübünün Başkan Yardımcıları Canan Karadağ ve Mehmet Özmen liderlik ederken, çocukların geleceklerinde model oluşması için ODTÜ’yü gezmeleri de aileleri için önem arz etti…

*- Şimdi sırada Çanakkale var!

Kulüp Başkanı Toprak Özmen, ‘Bugüne kadar hep okulların tamirat tadilat ve malzeme yardımı ihtiyaçları için bir şeyler yaptık evet bunlar önemli ama daha önemlisi o çocukların hayatlarına dokunmak, Ataları ile tanışmalarını sağlarken bir yandan da geleceklerinde okumaları için ODTÜ gibi bir üniversite modeli koyduk önlerine.

Pozitif bir yönlendirme yaptık aslında.

Sırada Çanakkale var yine köy okullarındaki çocukları Çanakkele’ye götüreceğiz ve biz tüm destekçilerimizin bize verdiği güç ile bu projeyi hep canlı tutacağız’  dedi.

*- Turgut Uyar’ın dizeleri tiyatro sahnesinde

Turgut Uyar’ın İkinci Yeni kuşağının başyapıtı sayılan Dünyanın En Güzel Arabistanı şiir kitabının karakterlerinden Akçaburgazlı Yekta tiyatro sahnesinde hayat buluyor.

Tiyatro Terminal, İzmir’de 5 sezondur ilgi ile izlenen Edip Cansever’in ‘Ben Ruhi Bey Nasılım’  oyunlaştırması sonrası 2017 yılında yepyeni bir şiir uyarlaması ile seyirci ile buluşmaya hazırlanıyor.

17 Kasım Cuma günü Sahne Terminal’de prömiyer yapacak olan oyunun sahne uyarlaması Hakan İsmail Şiriner ve Emrah Kürekçi’ye ait.

Burak Özhan’ın yönetmenliğini, Gizem Elif Asil’in yardımcı yönetmenliğini yaptığı oyunun özgün müzikleri İzel Susam, dekor tasarımı Emrah Kürekçi , ışık tasarımı Hasan Bayrakçı imzası taşıyor.

Metnin dramaturgisini ise Hülya Uzunkaya üstleniyor.

Oyunda Burak Özhan ve Jülide Derya rol alıyorlar.

*- İzmir’in yeni performans sahnesi

İzmir’de seyircisine nitelikli ve özgün projeler izletmeyi hedefleyen Tiyatro Terminal, ‘Ben Ruhi Bey Nasılım’ ve ‘Don Kişot’un Görülmedik Serüveni’oyunlarından sonra üçüncü özgün edebiyat uyarlamasını da Türk Tiyatrosu’na kazandırıyor.

Tiyatro Terminal hakkında ayrıntılı bilgiye tiyatroterminal.com adresinden ulaşılabilir.

Alsancak’ta açılan İzmir’in yeni performans sahnesi Sahne Terminal’de sergilenecek olan Akçaburgazlı Yekta Kasım ayında 17-18-24 ve 25 Kasım 20:30’da izlenebilir.

*- Devecilik Kültürü sempozyumunun ikincisi

Selçuk Efes Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri Sempozyumu için geri sayım başladı.

İlki geçen yıl Selçuk Belediyesi tarafından düzenlenen sempozyumun ikincisinin son başvuru tarihi 24 Kasım 2017.

Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ve alanında bir ilk olan Uluslararası Selçuk Efes Deve Güreşleri ve Devecilik Kültürü Sempozyumu bu yıl 18- 19-  20 Ocak 2018 tarihlerinde bir kez daha düzenleniyor.

Somut olmayan kültürel miras olma yolunda ilerleyen devecilik kültürü ve deve güreşleriyle ilgili farklı disiplinlerde yapılan çalışmaları bir arada toplama amacıyla düzenlenecek sempozyuma geçtiğimiz yıl yurt içinden 36 ve yurt dışından 8 akademisyen katılmıştı.

Sosyal bilimler ve fen bilimleri alanında düzenlenen sempozyum ile devecilik kültürü ve deve güreşleri merkezli yapılmış çalışmaları bir araya getirerek; farklı disiplinlerden bu konuya yaklaşımlara yer verilmesi amaçlanıyor.

*- Bir araya gelinecek

İkinci Uluslararası Selçuk Efes Deve Güreşleri ve Devecilik Kültürü Sempozyumu’nda geçen yıl olduğu gibi bu yıl da belirlenen konular etrafında çalışan akademisyenler bir araya gelecek.

Deve hastalıklarından deveciliğin sosyal boyutlarına kadar farklı konularda çalışma, gözlem ve analizlere yer verilecek.

Çalışma özetlerinin gönderilmesi için son başvuru tarihi 24 Kasım 2017.

*- Sempozyum ve festival bir arada

Deve güreşlerinin Kırkpınar’ı olarak bilinen Selçuk Efes Deve Güreşleri Festivali’nin bu yıl II. Uluslararası Selçuk Efes Deve Güreşleri ve Devecilik Kültürü Sempozyumu ile yakın tarihlerde düzenlenmesinin sempozyumun amacına ulaşması açısından çok önemli olduğunu belirten Selçuk Belediye Başkanı Dr. Dahi Zeynel Bakıcı; ‘Geçtiğimiz yıl bir ilke imza atarak Uluslararası Selçuk Efes Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri Sempozyumu’nu düzenlemiştik.

Sempozyum gerek yurt içi, gerekse yurt dışından katılan akademisyenler böyle bir sempozyumun eksikliği konusunda hem fikir olduklarını dile getirdiler.

Biz Selçuk Efes Deve Güreşleri festivali gibi Selçuk Efes Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri Sempozyumu’nun da bir gelenek haline dönüşmesini amaçlıyoruz.

Bu yıl sempozyum ve deve güreşleri yakın tarihlerde olacak. Devecilik kültürünün ve Selçuk’un deve güreşlerinin Kırkpınar’ı olmasını kanıtlayacağız.

Belediye başkanlığımın ötesinde bir akademisyen olarak devecilik kültürü ve deve güreşleri ile ilgili çalışmaları olan tüm akademisyenlerimizi 18- 19- 20 Ocak 2018 tarihinde düzenleyeceğimiz II. Uluslararası Selçuk Efes Deve Güreşleri ve Devecilik Kültürü Sempozyumu’na davet ediyorum’ dedi.

*- Aklıma takılanlar…

İnsanın çevresi ile kurduğu ilişki, belirli bir zaman ve mekan algısı çerçevesinde şekillenir.

İnsanın geçmişten geleceğe uzanan zaman algısı ise yalnızca bilgi birikiminin aktarımı ile değil, aynı zamanda doğal ve yapılı çevre deneyimleri aracılığıyla da kurulur.

Geçmişle gelecek arasındaki bağın kurulması ve toplum bilincinin oluşması ancak bu deneyimlerin aktarımı ile mümkündür…

Bu sözler; rahmetli Prof. Dr. Gönül Tankut’un…

Bugün özellikle ülkemizde koruma alanına ilişkin ortaya çıkan çoğu sorunun diyalog eksikliğinden kaynaklanıyor olduğu düşüncesiyle şekilleniyor.

 Kültürel ve doğal varlıklar geçmişten geleceğe taşınması gereken miraslarımızdır ve bu mirasların korunması diyalog yoluyla çok yönlü aktörlerin katılımıyla sağlanabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir süre önceki konuşmasından sonra aklımdan geçti, paylaşmak istedim.

*- Üst yapı hamlesi

‘Pamukkale’de yaşamak ayrıcalıktır’ sloganıyla önemli çalışmalara imza atan Pamukkale Belediyesi, 68 mahallesinin tamamına dokunmaya devam ediyor.

Sadece Denizli’de değil Türkiye’ye örnek olacak projelerle dikkatleri üzerine çeken Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, 85 milyon liralık üst yapı çalışmalarını başlattı.

Başkan Gürlesin, ‘Vatandaşı mağdur etmeden etap etap yapılacak üst yapı çalışmalarımızı 15 aylık gibi kısa bir sürede bitirmeyi hedefliyoruz’ dedi.

*- Bu yol 3 mahalleyi birbirine bağlıyor

Denizli Merkezefendi Belediyesi ilçe genelinde yol açma ve asfaltlama çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Bu kapsamda Çakmak ve Karahasanlı ile Saruhan Mahallelerini birbirine bağlayan yol yapım çalışmaları tamamlandı.

Başkan Subaşıoğlu, ‘Merkezefendi Belediyesi olarak yeni yollar, yeni standartlar yapmaya devam ediyoruz’ dedi.

*-



Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 
Please follow and like us:

Bir Cevap Yazın