Artık zamanı geldi   Yasar Eyice 

*- Salyalılara karşı, ortak siyaset ve ittifak üretilmeli…

*- emperyalist hamleler, Türkiye ve bölge için bir gelecek sorunu.

*- Vatandaş ilgisiz olamaz!

*- Size soran oldu mu?*-

Sosyal Antropolog ve Etnograf, Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı Sefa Yürükel’in son makalesini okudum…

Sefa Yürükel, yazısının başında, ‘Sözde akiller ve eyaletçiler ABD-İsrail ve İngiltere vekâletinin alandaki adıdır. Oyunu bozmak, şuurlu Türk ve Ortadoğu’daki milletlere düşüyor!’ diyor.

Konu ve yazının özeti de bu…

*-

Bir anımsatma yapayım:

ABD nin, Çin’den İngiltere’ye uzanacak olan, içinde Türkiye’nin de olduğu, ‘Bir yol bir kuşak’ kalkınma projesini engellemek ve Doğu Akdeniz’deki enerji savaşları ile ilgili rekabette, Ortadoğu’da kullandığı, proje örgütleri; PKK ve İŞİD gibi taşeron terör örgütlerinin büyük ölçüde sıkıştığı, ABD’ nin Akdeniz’e açmak istediği sözde ‘Kürdistan’ projesinin (BOP- ABD- İsrail koridoru/ yapılanması), Astana süreci ile tökezletildiği bir dönemde, İngiliz istihbaratının elinin altındaki PKK’ nın taşeron yapılanması, DPI adlı Londra’daki örgütlenmesinde, sözde ‘Akil Adamlar!’ adı altında yaptığı toplantılar, ABD, İngiltere ve İsrail’in bilgisi, teşviki ve model yapılanması ile örtüşmesi ve düzenlemesi yadsınamaz.

Burada esas sorun, Siyasal İslamcılar ve yandaşlarının, siyasi öngörüzlüğü, siyasi kaypaklığı, iç barışı baltalayıcı Atatürk ilke ve devrimlerine karşı hamleleri ve dışarıda da İslamcı terör örgütleri ile temaslı destekleri ve sonucunda ürettikleri sözde sistemi, maalesef Eyalet sistemi denilen (Büyük Ortadoğu Projesinin önemli adımı) emperyalist projeye dahil etmenin yol taşlarını döşenmektedir.

Bu konularda ortak siyaset ve ittifak üretilip, milleti seferber etmemek de sorunları büyütmekte, çözümü ve mücadeleyi üretememektedir.

*-

Bu durumda iş başa düşmüştür.

Onurlu her Türkün ve bölge insanının, bu emperyalist plan ve kullandıkları taşeronlara karşı çıkıp ve mücadeleye katılması ve örgütlenmesi zorunludur.

Şu dışarılardaki seri ‘Akil insanlar’ toplantıları ve içimizdeki, T.C. ni tamamen yıkmak için harekete geçerek, eyalet sistemi arayışları ve bu konudaki siyasi sinyalleri vermeleri esasında birlik içinde olduklarını gösteriyor.

Emperyalistlerin Türkiye ve bölgedeki projeleri konusunda ki sözde sivil ve siyasi atılımları açık ve net.

Bu konuda hepimizin uyanık olmak ve tavır almak zorunluluğu ise ortadadır.

Vatanseverlere göre, bu sinsi ve açık emperyalist proje atılımlarına karşı milletin tüm unsurları, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ile yapılması gereken muhalefeti ve kendi arasında çıkaracağı ortak lideriyle birlikte, Türkiyenin ve bölgenin dirliği, birliği ve kalkınması için örgütlenmesi ve harekete geçmesi lazımdır.

Dünyadaki siyasi, askeri ve ekonomik rekabetin sertleştiği bir dönemde, mevcut durumdaki zararlı ve taşeron kullanılarak yapılan emperyalist hamleler, Türkiye ve bölge için artık bir gelecek sorunudur.

Bu durumda, Türkiye’nin ve bölgenin geleceği, PKK’ lılara, sözde Akillere ve Emperyalizmin diğer unsurlarına bırakılmayacak kadar elzemdir.

Örgütlenmek ve örgütlü bir ittifak muhalefeti yapmak bu konuda şarttır.

Sosyal Antropolog ve Etnograf, Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı

Sefa Yürükel’e ciddiyetle kulak vermemiz gerekiyor, herhalde…

*- Vatandaş ilgisiz değil!

‘Öz’ ya da ‘Harbi İzmirli’ olarak bildiğimiz, Mehmet Ali Özeriç, İzmir’in ve Türkiye’nin siyasetini kalemiyle değerlendiriyor…

Çoğu zaman da espriyle bağlıyor, düşünmeye zorluyor…

‘En tepeden bir beyanat geldi…’ deyince merak edip, devamını okudum:

‘Çankaya , Şişli , Kadıköy ve Beşiktaş’taki seçmen Türkiye pastasının kaymağını yiyen kesimdir!’

Bu sözü anımsadım…

Reis söyledi…

Ama yeni değil…

Önceki seçimlerin öncesine bakın benzer ifadeleri görürsünüz…

Özeriç devam etmiş:

‘Ne diyebilirim ki!…( Başkasının gözündeki çöp görürde , kendi gözündeki Merteği farketmez ).

Hadi bakalım Beştepe menüsünü hatırlayalım…

-Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde), Efuli (Liçi meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma.

– Pataşur içerisinde Çerkez Tavuğu, Zencefilli Somonlu Suşi, Tartalet içerisinde Antakya usulü Humus, Susamlı Levrek Simidi, Aydın usulü kuzu çöp şiş…”

Pardon ! Kaymak mı dendi?’

*-

Belitliğim gibi bu güncel bir fıkra…

Bakın eskilere gidiyorum, örneğin 3 yıl kadar önce neler yazmış:

‘Hukukun suçlu veya suçsuz bulduklarını tartışmak’ bir vatandaş olarak herkesin hakkıdır.

Günümüzde, mahkemelerce verilen her kararın doğru olduğunu kabullenmek, iktidar baskısıyla alınmış kararlara da ortak olmaktır.

Eğer; Adaletin temel direği olan hakimler ve savcılar , kararlarını hak , hukuk ve adalete uygun olarak vermiş olsalardı; bu benim için sadece yapmaları gereken şeyi yaptıklarını düşünmek olurdu .

Onlara ayrıca extra bir prim vermezdim.

Ancak , yasa dışı kararlarında , tenkit hakkımı kullanırım ve onların aldıkları kararı tartışmaya açarım…

*-

Ne yapalım şimdi? .

Balyozda; Ergenekon da vs . alınan kararları mazur mu görelim?

Türk Silahlı Kuvvetlerinin güzide subaylarının ömürlerinden çalınan yıllarını yok mu farz edelim?

Kendilerine yapılan haksızlığı kaldıramayıp, gururları ve onurları için intihar eden, çok sevdiği çoluk çocuğunu geride bırakan şerefli insanların ölümüne yol açan bu hukuku tartışmayalım mı?

*-

Hiç ders almadık veya alışkanlık oldu .

Sadece gazetecilik yaptıkları için, halkın haber alma özgürlüğünün bilincinde olarak halkı haberlendirmek için bir bedel ödeyen gazetecilerin tutuklanmasına itiraz ediyorum .

İsimler önemli değil!

İnsan keseni , insan yakanı hapisten (kaçma şüphesini göz ardı ederek) çıkaracaksın, kendi iradesi ile geleni ; ’Kaçma şüphesi var!’ diye tutuklayacaksın .

Yazılmış hukuk kuraları herkes için geçerli olmalıdır…

Bu Evrensel hukukta en vaz geçilmez temel taşlarından biridir ..

*-

Hukukun da yanlış kararlar verebileceğini; ancak, Emil Zola gibi yazar düşün insanlarının ve de bilinçli vatandaşların verilen mahkeme kararını tartışmaya açıp, bir insanın hayatı nasıl kurtarılırla ilgili örnek için , ‘Alfred Dreyfuz’ davasını yeniden gözden geçirmekte fayda var…

Mehmet Ali Özeriç’in dip notu ise şöyle:

‘Bu yazdıklarım; ‘ifade özgürlüğü şemsiyesi!’ altında yazılmıştır…’

*-

Günlük yazılarımdan birini okuyan Bornovalı Ahmet Cun, ‘Ben de bir şeyler yazıp duygularımı nesli tükenmeye başlayan bir İzmirli olarak sizinle paylaşmaya karar verdim.’ diyerek şöyle devam etmiş:

‘Evet gençlik yıllarımızdan bu güne değin hep Anadolu’nun değişik il ilçe hatta köylerinin dayanışma koruma derneklerini, Türkiye’nin her köşesinde bulmak mümkün.

Ancak ‘İzmirliler Koruma Ve Yaşatma Derneği’ adı altında dayanışma derneği göremezsiniz veya iki elin on parmağını geçmeyecek kadar azdır.

Bunun nedenlerini kendimce araştırdığımda; İzmirli’nin kendine öz güveni vardır.

Ekonomide, sosyal yaşamda, siyasette birinin koltuğuna sığınmaya ihtiyacı yoktur.

Bu nedenle toplu halde sesini duyurmak için, bir derneğe, siyasal kuruluşa kaydolup orada hakimiyeti ele geçirme sevdası yoktur .

İzmirli kişi olarak bu dernek veya siyasal kuruluşlara üye olup faydalı olmaya çalışır.

İzmirli; dini, mezhebi, ırkı nereli olursa olsun insanı insan olarak, ‘Ben İzmirliyim bu vatanın evladıyım’ diyen (gavur İzmir diyenler haric) herkesi bağrına basar sevgiyle sarılır.’

***-

GÜNCEL

*- Size soran oldu mu?

‘Biraz da siyaset’ diyen ismi bende olan bir okurum şunları yazmış:

‘AKP, Denizlili, kendi ifadesiyle zamanında olmayan birini, ‘İzmir adayı’ olarak açıkladı.

Üyesi olmakla her zaman gurur duyduğum, Atatürk’ ün kurduğu partimin adayını merakla bekliyorum!

Bizimkisi nereden acaba?

1973’ ten beri parti de çeşitli görevlerde bulundum.

Temayül yoklaması, eğilim yoklaması yapıyorlar!

O yoklamayı yapan bir parti yetkilisi, bana bugüne değin denk gelip, bir vatandaş olarak fikrimi sormadı!

Bir İzmirli olarak size soran oldu mu?’

*-

 

Please follow and like us:

Bir cevap yazın