Araplar iyice şaşkın! YAŞAR EYİCE

Mehmet Ali Özeriç yazılarıyla hem nalına hem mıhına dokunuyor.

Aynen çok yıllar önce Demokrat İzmir’de özellikle hafta sonları yazan Oklu Kirpi gibi…

Şimdi de Urla’dan bazılarına mesaj göndermiş;

‘Aptal şemsiyesini yağmurda kapatır, yağmur dinince açar!..’ diye…

Böyle davranan var mıdır?

Olmaz olur mu?

En küçükten, en büyüğünü böylelerini görürüz.

Şu Amerika ile Amerikancılara geleceğim ama önce İzmir’den söz edelim…

Kaç gündür yazıyorum;

‘Ekrem Demirtaş yolcu!’ diye…

Ve yandaşların tüm pompalamalarına, şişirmelerine, yağlamalarına rağmen gidecek diye…

Ve de son yazımda, ‘Sürpriz yapacak!’ demiştim…

Ve de bildiğiniz gibi yaptı, gitti!

Aklıma şu şarkı geldi; Yar saçların lüle lüle, Ekrem sana güle güle!

Pek bu kadarla kalacak mı?

Şu hesaplar tek tek ortaya dökülecek mi?

Yani Ekrem Demirtaş aklanıp İzmir sokaklarında rahatça dolaşabilecek mi?

Bilmiyorum hatırlayan çıkacak mı?

Bundan önceki seçimler öncesinde ne demişti?

‘Kaybedersem İzmir’e terk ederim!’

Herhalde bunu anımsayanlar çıkacaktır…

Gazetelerde yer almıştı…

Bir noktada beklentisi olanlara dolaylı yönden gözdağı veriyordu;

‘Bakın ben olmazsam siz bir hiçsiniz!’ diye…

Bugüne kadar İzmir Ticaret Odası’ndan milyonlar belki de milyarlarca lira haksız kazanç elde eden şu İstanbul bağımlı yandaş medya var ya, ‘Herkes gelişmeleri bizden takip etti!’ diye bir de gülünç iddia ortaya atmışlar, yazmışlar…

Gel de gülme!

Ben olsam aynen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu gibi hareket eder, kendilerini sözde büyük gören bu medya grubuna İzmir Ticaret Odası’nın ilanlarını hemen keserim…

Yani sözüm yeni yönetime ve onun başı Mahmut Özgener’e…

Şimdi bazıları Özgener’i AKP’li olarak tanıtmaya çalışıyor, Futbol Federasyonu Başkanlığı yaptığı için…

Geçin kardeşim geçin!

Tüm işadamları mecburiyetten belki güçlü olandan ya da iktidarda olandan yana olabilir, ya da olmak zorunda…

Ama ekonomi ortada…

Dolara bak, Avro’ya bak, akaryakıta bak, cebinde eriyen parana bak, şu Amerika’ya bak…

Kime bakarsan bak,!

Hatta temiz AKP yanlılarına bak, bakalım ne diyecekler…

Türk parasıyla birlikte eriyen kim?

Görecekler….

İşadamı ya da girişimci demek ileriyi gören demektir…

Yani Ekrem Demirtaş kadar AKP’li  olamaz bir İzmirli işadamı…

Ama siyasi beklentisi varsa ya da başka düşüncesi bilemem…

Ben İzmir Ticaret Odası’nı ve tacirlerimizi bundan böyle haklarını daha iyi koruyacaklarına inanıyorum…

Zaten maç başladıktan 15 dakika sonra, gidişattan ne olduğunu anlarsınız…

*- Vicdan sahipleri ve Müslümanlar karşı olmalı

Şimdi geleyim şu dünya meselesine…

Yazılarını, yorumlarını beğenip hayranı olduğum bir işadamı ve ihracatçı Ali Güreli’nin yazısından bir alıntı yapayım, yeter!

‘ABD Suriye yi vuruyor.

Haysiyetli ve vicdanlı insanlar tepki gösteriyor, bir kaç tanesini paylaştım

Aylardır, ‘dır dır dır!’

‘Amarika şöyle emperyalist , böyle zalim!’

Bilmiş bilmiş canlı yayınlara çıkan yandaş yardoçlar, bir sürü , antiemperyalistiz vs vs ileti yollayan troller…

Amerika’nın ne kadar emperyalist olduğunu ‘vır vır vır anlatan’  politikacılar!

Şimdi tekrar asıllarına dönecekler.

Amerika tekrar çok iyi, biz de çok iyi müttefik ve kardeş çomar pozisyonumuzu süratle alacağız .

Müslüman olmak önce haysiyetli ve vicdanlı olmakla mümkün sadece…

Yoksa; her boş meydana cami yapmakla değil.

İnsanın içinde dik duruş, özgür düşünce vs gibi hasletler yoksa, sadece troll görevi gereği bunları bir müddet yaptı ise, işte böyle dediğini yalatırlar ona.

 Haydi Çomar sende söyle Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi.’

Bakalım diyebilecekler mi?

Bu arada hemşehrim; Nadide Apaydın Akbulut’un bir anlatımını da anımsatayım:

‘… Ve bu sabah geldiler…

Amerika, İngiltere ve Fransa, bombalarını Suriye’ye yağdırdı.

Rusya en küçük bir katılım gösterdiği an adı 3. dünya savaşıdır.

Oyun yine aynı oyun, kimyasal silah, hani Irak’a da aynı nedenle saldırmışlardı da sonunda ‘pardon yokmuş’ demişlerdi!’

Ben de ekleyeyim:

Bu kimyasal nereden geldi ve kimler kullandı dersiniz?

Kimisi ‘Rusya’ diyecektir…

Ben ise ‘Amerika’ diyorum…

*-  Türk dizilerinden şikâyet var

Gürol Tulunay’la birlikte çalıştık…

Prof. Dr. Erkan Sevinç, ya da Dr. Şaban Acarbay ve dostları gibi tam bir İzmir aşığı…

Değme fotoğraf sanatçısı eline su dökemez…

Çok güzel bir arşivi var…

Kendisine ‘Balçova kaplıcaları’ ile ilgili sözüm var, ama bir türlü ele alamadım.

Bence bu konuyu bir de Kaya Termal’in başarılı Genel Müdürü,  Muzaffer Tağıl ile de görüşebilir,

Örneğin kitap olabilir…

İşte bu dost insan, Gürol Tulunay’ın bir açıklaması var…

Dediği şu:

‘Bütün dizi oynatan televizyonlara sesleniyorum;

Ne demek bu?

Dizinin sonunda iki defa reklam girmek için üç defa elifi elifine aynı sahneleri bize seyrettirmeye ne hakkınız var?

Kimden aldınız, bu desturu?

Bizim gördüğümüzü RÜTÜK görmüyor mu??

Görüyorsa göz mü yumuyor?

Sizlerden bir açıklama almak istiyorum ve bu saçmalıktan vaz geçmezseniz toplum size nasıl bir tepki gösterecek, bekleyelim hep beraber görelim!’

Seyredenleri aptal yerine koymayın lütfen…’

Emekçilerden Ertan Cıvaoğlu da,  Gürol Tulunay ile aynı görüşte, ‘Abi tepkinden ötürü seni kutluyorum, aklımıza her şeyin paraya dayandığını hatırlatıyorlar!’ diyor…

Sertaç Sezer de bizim görüşümüzde;

Reyting yapan dizilerin, erken saatte özetini de aynen süslüyorlar..

Geç saate kadar onları seyrediyor millet.

Tamamen menfaat üzerine kurulu bir sistem…

Duygusal senaryolara bir de çocukları katıyorlar…

Bizim gençliğimizdeki ‘veremli kız’, ‘kör kız’, ‘fakir kız zengin oğlan’ ya da tersinin yerini bunlar aldı…

Ekonomi (miş), şehit (miş), satış (mış) hiç kimsenin de umurunda değil…

*-   Çıldırtacak seviyeye geldi!

Ama herkes aynı fikirde mi?

Televizyonlarda yayınlanan dizileri değerlendiren Türk tiyatrosunun kilometre taşlarından, Güzel Sanatlar Fakültesi Drama ve Oyunculuk Bölüm Başkanı Prof. Mehmet Birkiye, dizilerin geldiği noktayı ‘halka hakaret’ olarak değerlendirdi.

Birkiye, ‘Dizilerimizi maalesef zekâ özürlü buluyorum’ dedi.

Dizilerin süresinin ticari kaygılarla son derece uzun tutulduğuna dikkat çeken Birkiye, ‘Bu durum da oyunu, senaryoyu, karakterleri ve karakterlerin birbirleri ile olan ilişkilerini inanılmaz derecede yavaşlatıyor. Oyun akmıyor. O kadar ki bu durum bazen izleyiciyi çıldırtacak seviyeye kadar geliyor’ ifadelerini kullandı.

*- Sanat inişli çıkışlıdır

Sanatın hiçbir zaman lineer bir çizgi üstünde ilerlemediğini hatırlatan Birkiye, ‘Sanat inişli çıkışlı bir süreç izler. Toplumun durumu, ülkenin kültür iklimi ve sanata yapılan yatırımlara bağlı olarak düşüşler ve yükselişler görülür sanatta.

Türkiye’de günümüz sanatının durumunu bugünden irdelemek pek mümkün değil.

Zira nesnel bir yaklaşım olmaz.

Bu değerlendirmeler ancak 100-150 sene sonra objektif bir yorum içerebilir. Bugün yapılacak her genel değerlendirme politik bazı kaygılar içerecektir’ dedi.

*- Protokol adı altında bedavacılığa son verilmeli

Bu arada ben de daha önce ele aldığım bir konudan söz edeyim:

Son yıllarda tiyatroya ‘patlama’ derecesinde bir ilgi var.

Diğer sanat dallarına da…

Örneğin operaya….

Ya da klasiğe…

Ama verilere bakıyorsunuz seyirci sayısında azalma var!

Ama bu yanlış hasap…

Çünkü müdürler, yöneticiler yerlerini sağlama almak için bol keseden davetiye dağıtıyorlar.

Yani işe yaramayanlar gidiyor, gerçek sanatseverler, sıradan vatandaşlar uzak tutuluyor.

Özeti şu:

Artık bedavacılık, yani davetiye ve protokol sözcükleri unutulmalı, Nasreddin Hoca’nın dediği gibi parayı veren düdüğü çalmalı…

Yalakalık, yağcılık devri unutulmalı…

Bir gün nitelik ve nicelik konularına da girerim.

***-

GÜNCEL

*- Arap’lara bakın!

Şu adamın yediği naneye bakın:

Mısır’ın en önemli eğitim kurumu El Ezher Üniversitesi’nin Dekan Yardımcısı Yusuf Amer, geçenlerde,‘Türk dizileri topluma zarar veriyor ve Mısır’ın istikrarını tehdit ediyor’ açıklamasını yaptı.

Biliyorsunuz:

Geçtiğimiz ay Suudi Arabistan’ın ve bölgenin en büyük medya kuruluşlarından MBC’nin Türk dizilerini haber vermeden yayından kaldırmasının ardından bölgede devam eden Türkiye ve Türk dizileri karşıtlığında yeni bir gelişme sürüyor.

Akıllara durgunluk veren bu açıklamada  Yusuf Amer, Türk dizilerinin topluma gerçek bir tehdit olduğunu ve Mısır’ın istikrarını tehdit ettiğini açıkladı.

Arapça da bu yüzden zarar görüyormuş…

Türkiye’deki Arap hayranlarına da duyurmuş olayım!

Ha bir de Amerikan uşağı Arapların düşüncesi bu diyeyim!

*-

 

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
Please follow and like us:

Bir Cevap Yazın