2 Okunma

60 gün sonrası ne olacak? YAŞAR EYİCE

*- Grevci işçiler muratlarına erdi mi?

*- İşçiler, yani Sendika Danıştay’a başvurmadan, sorun anlaşma ile çözülmeli…

*- Adalılar, yine CHP’li olacak gibi…

*-

Hükümet ya da iktidar yanlısı sendikalar vardır.

Örneğin; ‘Memur- Sen’ gibi…

Ama bunlar da, bazen, ‘hak, hukuk, adalet’i önemseyerek, güzel, halkın işçinin lehine hareket ederler, beyanat verirler…

Çok eski bir demiryolcu çocuğu, hatta demiryolcu olarak, ‘Demiryolu Sendikası’nın yöneticilerinin düşüncelerini bilmiyorum.

İngiltere’de 1800’lü yıllarda başlayan Sanayi devriminden bu yana, ortaya çıkan düşüncelere bakarsanız, Türkiye’nin de bazılarının etkisi altında kaldığını söyleyebiliriz.

Çatışma içinde olanların tepesindeki isimlere bakın, inceleyin, dost olduklarını görürüz.

Yani iki arkadaş bir şekilde bir araya geliyor ve anlaşıyor, gidecekleri yol hakkında…

Bunu şu şekilde özetleyebilirim:

İki kardeşten birinin CHP’li, ya da MHP’li veya İYİ Partili olması, diğerinin de AKP’li olması gibi…

Sistem, yani ortak nokta, birlikte yararlanmadan geçer…

Ben önceki yıllarda kardeşlerden birinin CHP’li diğerinin Adalet ya da Demokrat partili olduğunu bilenlerdenim.

Hatta vatandaşlarımızın partilerine göre kahvehanelerini ayırdıklarını da örnekleriyle biliyorum.

Umarım artık o günler geri kalmıştır ve politikacı dediklerimizin kutuplaşmayı önleyici sözler etmeleri lazımdır.

Yandaşlar, İZBAN için ‘Çile bitti’, ‘Grev bitti!’ gibisinden, Reis’i ve AKP Belediye başkan adayının sözlerine yer veriyor…

Sanırsınız, mutlu sona ulaşıldı ve her şey yolunda…

Olur mu?

60 gün sonra ne olacak?

Bir 60 gün daha mı, uzatılacak…

Neden şu anda TCDD yöneticileri Demiryolu işçileri sendikası ile bir masaya oturup sorunu çözmüyorlar?

Reis’in mantığıyla söyleyeyim:

‘Ban yasa masa anlamam! Anladığım bu işin bir an önce, 60 gün sonraya bırakılmadan kökünden çözülmesidir.’

Unutmayalım;

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu açık ve net şekilde, örnek bir cümle söyledi:

‘Ben gidiyorum diye, bol keseden para dağıtamam….’

*- Korku mu, plan mı?

Binali Yıldırım, yani AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, sistemi bozmadı…

İzmir’de olduğu gibi hemen medya temsilcilerini topladı ve yemek verdi..

Zaten toplantıları hep böyle yapıyorlar;

Belli isimler çağrılıyor ya kahvaltı yapılıyor, ya da yemekle bir toplantı…

Boş yok!

Tabii hemen her davetli bağlılığını bildiriyor.

İzmir’de gördüm ve yaşadık!

Toplantı sonrasında baş başa kalmak için pozisyon arayan ve nasıl yürekten bağlı olduklarını belirten sözde kent sevenleri…

Tabii ki bu toplantılar hep aynı sistemle oluyor…

Belli gruplar ve yemekler…

Tüm dostlukların(!) mideden geçtiğini biliyorlar…

Aç ayının oynamayacağı şeklinde atasözümüz bile var…

Bu arada sormuşlar, ‘CHP ile İYİ Partililer sürekli Anayasa ihlali olduğunu’ diye…

Yani; ‘Siz Meclis başkanısınız, Anayasa’nın şu maddesi istifa etmenizi emrediyor, siz ne yapacaksınız?’

Her zaman olduğu gibi etrafı süzerek ve gülümseyerek, ‘Tabii ki iki görev birden yapılamaz, belediye başkanı olursam, meclis başkanlığını bırakacağım!’ diyor…

Bunu iki şekilde yorumlayabiliriz:

Birincisi; İzmir’de çok iddialı idi ama hayal kırıklığına uğradı.

Aynı şekilde bugünkü ekonomik sıkıntıda, belki de vatandaşlar oylarını bir başka partiye kullanabilirler.

CHP’nin adayı İmamoğlu da büyük ilgi görüyor, seçilme şansı büyük, geriye dönmeyi hesaplıyor..

B planı da şu şekilde olabilir:

Seçilirse yine TBMM Başkanlığını bırakmaz, bu koltuğu ise ‘vekile’ bırakır…

Belki bu isim bile bellidir.

Göreceğiz bakalım…

Seçime kadar, hatta Nisan ayında bile köprülerin altından çok sular geçer.

*-

Gazeteci Muzaffer Tezel ve Enver Kaya ile İstanbul’un şu meşhur adalarına gittik…

Nasıl Kadıköy ya da Beşiktaş hep ‘CHP’ diyorsa, Adalar’ın belediyesi de hep ‘CHP’li’ oluyor…

Bunu bilen ve ‘burayı nasıl alırız?’ diyen, TBMM Başkanlığından istifasını seçim sonucuna göre açıklayacağını belirten Binali Yıldırım, ilk iş olarak geçen hafta adalardaki atlarla (faytonlar) ilgili demeç verdi:

‘Yazık bunlara… Hayvanlar da canlı’ dedi…

Ama bir gün sonra; Adalı Kadınlar Platformu İstanbul’da basının da iştirak ettiği geniş katılımlı bir kahvaltı gerçekleştirdi.

Platformun kurucularından Emekli Hâkim İlgün Çetinbaş, ‘Adalı Kadınlar Platformu’nun kuruluşu için 6 senedir artarak devam eden katılımlarla kadınların bir araya geldiğini, 2 yıldır da sivil toplum hareketi olarak Adalar’da etkin çalışmalar yaptıklarını’ dile getirdi.

Hiçbir bir siyasi parti ile üyelik dahil organik bir bağlarının olmadığını belirten Çetinbaş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ na giderek, 2500 imza ile Adalar Belediyesi’nde Başkan olarak görmek istedikleri ismi belirttiler.

Anlaşılan tüm turistlerin hatta İstanbulluların hayran kaldıkları adalarda seçimi CHP’nin yine kazanacağı belli.

Karşıyakalı, Türkiye rekortmeni Milli Atlet Ayten Canerler de bu adalardan birincisinde oturuyor.

İzmirspor’dan lisanslı Ayten Canerler için doğup büyüdüğü ilçeden , Karşıyakalı dememden her halde bir sonuç çıkaran olmuştur.

Artık Adalar, Türkiye’nin her köşesinin bilim, sanat, kültür değerlerine ihtiyacı olanların karargahı haline geliyor.

Kültür, sanat, turizm ve spor alanlarında da önemli adımların atıldığı bir yurt köşesi bu Adalar…

Newyork modeli burada hayata geçiriliyor.

*-

Biz İzmir’e bakalım!

Sanıyorum; AKP’de büyük umutla bir şeyler, yani belediye başkanlıkları bekleyenler büyük hayal kırıklığına uğramışlardır.

Sadece Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdülvahap Olgun, üzüntülü olduğunu ancak karara saygı gösterdiğini açıkladı.

Bakalım adayların dışında AKP’de kaç kişi bizlerin elini sıkarak, partilerine oy isteyecekler?

*- Siz de dinleyin!

Levent Gökçeer ile birlikte çok önceleri beraber çalışmıştık.

İzmir’de önemli görevlerde bulunan Levent Bey, radyoda dinlediği haberi bizlerle paylaşmış…

Dikkatlice okuyalım:

Tütündeki ithalat vergisi bugün Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile sıfırlanmış…..

AKP iktidara geldiğinde, ton başına 3.000 dolar vergi varmış bir dönem sonra 2.250 dolara indirilmiş sırasıyla 300 dolara ve bugün sıfır ….

AKP iktidara geldiğinde yıllık üretim 250.000 ton sonra sırasıyla 150.000 ton seviyesinden bu yıl üretim 86.000 ton a düşmüş

İthalat ise 180.000 ton seviyesine ulaşmış son 14 yılda tütün ithalatına 1.000.000.000 dolar ödenmiş…

Yunanlılar ne yapmış peki?

Onlarda özelleştirme yapmış, sigara fabrikalarını ama bir madde koymuşlar Yunanistan da satılan sigara tonajı kadar yerli üreticiden tütün alma zorunluluğu getirmişler…

Son not: Şeker pancarı üretimi özelleştirmeden sonra düşmüş ve ilave 2019 bir dönemine kadar 300.000 kg ay çiçeği ithalatında gümrük sıfırlanmış…

Son söz: Köylü milletin efendisidir.’

*-

*-


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın